baybora yazmış | Yorum yap
Çimento torbaları olduğundan iki kat ağır geliyordu. Akşam yorgunluğunun üstüne, bir de Harran’ın sıcağı öyle kavuruyor ki, terden sırılsıklam oldum. Dudaklarım kurudu. “Bir yudum su” diye kıvranırken, sanki beni duymuş gibi
- “Buyur” dedi
Kafamı kaldırdığımda, bir çift siyah göz, gözlerime değdi ki, ne susuzluğum kaldı, ne de yorgunluğum. Tası bir dikişte içtim. Geri uzatırken,
» Hikayenin Devamı
Etiketler: amele, çiğ köfte, ölüm, doktor, evlat, fakir, hamal, hamile, harran, mezar, okul müdürü, urfa, vali, verem, yokluk
7 Mart, Cuma , 2008
juju yazmış | 6 Yorum yapılmış
Hep sevmişti yağmurları. Yağan, dökülen damlalar doğanın harikalarıydı ona göre. Bulutlardan dökülen bir damla tenine her değişinde huzur dolardı içi. Ruhu, gözleri, iliklerine kadar huzuru hissederdi içinde.
Yine yağmur yağıyordu. İçinden ”Bugün güzel olacak galiba” dedi. Her zamanki gibi vapura bindi. Çoğu insan sırılsıklam olmuş ve yağmurdan yakınıyorlardı.
Vapurun içine gidip bir köşe bulup oturdu. Yanına yaşlı bir adam oturdu. Ne kadar da benziyordu babasına. Bu adam tıpkı babası gibiydi. Yüzünde bir gurur, bir ezilmişlik ve asillik taşırdı hep. En çaresiz zamanlarında bile eksik olmazdı yüzünden o ifade.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: çiçek, ölüm, özlemek, baba, huzur, matem, mezar, sigara, vapur, yaşlı adam, yağmur
8 Şubat, Cuma , 2008
yesilimtrak yazmış | 16 Yorum yapılmış
Seni arkamdan bırakıp giderken son kez baktım Ankara’ya. “Hoşçakal tek aşkım, hoşçakal. Ben evleniyorum” diye aglayarak gelinliğimi giyip binmiştim gelin arabama.
Ne kadar da yakmıştın canımı. Gelin odasında hala seni ablam dediğin kadınla ofiste yakaladığım anı düşünüp yanıyordum.
Hatırlar mısın bilmem, “Sensiz olurum” derdim. Ben seni o kadınla ofisinde yakaldığım gün oldum. Oysa sana sürpriz yapmak istemiştim. Elimde en sevdiğin pasta ve senin için yaptırdığım saçlarımla öyle kalakalmıştım o kara günde.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: acı, aldatılmak, ankara, ayrılık, ağlamak, üniversite, boşanmak, damat, düğün, gelin, karanfil, mezar, ofis, sarhoş, sevda
7 Kasım, Çarşamba , 2007
zombie yazmış | 9 Yorum yapılmış
Her sene olduğu gibi yine anneannemlere çiftliğe gidiyordum nefret ede ede. Ama bu sefer kankam da gelecekti bizimle. Hiç değilse Özge’m var, eğleniriz diye düşündüm ve koyulduk yola.
Gittiğimiz yerde telefon çekmiyor. Telefonların çekmesi için 5 dk falan yol yürümen gerekiyor. Biz de her sabah ve her akşam üstü sürekli telefon çeken yer bulur milleti arar, dalga geçer, eğlenirdik.
Yürüdüğümüz yolun sonuna doğru eski bir köy okulu vardı. Etrafında da mezarlar falan. Korktuğumuz için gidemezdik oraya doğru. Sonra baktım, dereye doğru inen yerin orada bir taş.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: anne, çiftlik, inek, korkmak, mezar, musalla taşı, taş, telefon, yusuf yusuf
22 Ağustos, Çarşamba , 2007
|
|