cumlelersehri yazmış | 8 Yorum yapılmış
Yine Pazar, hava ne kadar güzel. Anlaşılan annem yine erken kalkmış ve odam havalansın diye pencereyi açmış, kuş seslerini duyabiliyorum.
Umarım babam yine “Hadi pikniğe gidelim” diye tutturmaz, hiç sevmiyorum pikniğe gitmeyi.
Abim uyanmış belli, yine son ses müzik dinliyor. Galiba müstakil evde oturmanın en güzel yönü bu olsa gerek? Babam hep, “Senin için bu evi aldık” der bana, sanki alırken bana sormuş gibi.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: abi, aile, anne, çocukluk, baba, gol, içki, nefret, pazar, piknik, sarhoş, tekerlekli sandalye, trafik kazası
1 Haziran, Pazar , 2008
 nur_perisi yazmış | 4 Yorum yapılmış
Sen özlemek nedir bilir misin? En koyusunu yaşadın mı hiç hasretin? Dokunmak istediğin anda yalnız kaldı mı ellerin? Ya da görmek istediğin anda boşta kaldı mı gözlerin?
Peki ya sesine ihtiyaç duyduğunda onu çıldırasıya özlediğinde, onsuz olduğunu anlayıp hiç canın derinden, çok derinden acıdı mı?
Bilmezsin sen bu duyguları sosyete, bilmezsin. Sen derinden özlemek nedir, derinden sevmek nedir, derinden yürek acısı nedir bilmezsin.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: acı, özlemek, derin, derman, nefes alamamak, nefret, sevda, sosyete, tutsak, yürek
18 Mart, Salı , 2008
Demokles yazmış | 1 Yorum yapılmış
Sanıldığı gibi derdi para, ün, nam, doyumsuz bir cinselllik değildi, ciddiye alınmaktı. Büyük adam oldu. Siyasete bile atıldı hiç istemeden.
O işin sonunu görmekten çok korkuyordu. Hedefi, sonunu kendisinin göremeyeceği kadar uzun bir yolda hedefini bilmek, uzanmak ama asla ellemeden son nefesini vermekti.
Ezikliği her alçak gibi, çocukluğunun hak etmediği ruhsal tacizlerle dolu olmasıydı. Her alçağı nefreti ayakta tutar.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: alçak, alçaklık, çocukluk, Franko, hedef, Hitler, ihmal, Mussolini, Napolyon, nefret, savaş, siyaset, yangın
13 Şubat, Çarşamba , 2008
asivemavi yazmış | 14 Yorum yapılmış
Hani gözünüz hiçbir şeyi görmez o anda. İşte öyle bir andı. Sıkıyorum kendimi, dişlerimi sıkıyorum. Isırıyorum, kanatırcasına ısırıyorum dudaklarımı. Kulaklarım da uğulduyor. Her yanım yanıyor sanki.
Bıraksalar beni, hemen buraya bıraksalar da gitseler. Bakmasalar arkalarına dönüp de, ama babamı verseler bana…
Küçükken her gece sarılıp yattığım oyuncak ayıma ileride babam gibi bir adamla evleneceğimi anlatırdım.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: anne, ayrılık, ağlamak, öfke, ölüm, özlem, baba, hırs, nefret, sevgi
14 Kasım, Çarşamba , 2007
 cilekbahcesi yazmış | 19 Yorum yapılmış
Yüreğimi burkar her zaman ailemi düşünmek. Neden derseniz, benim hiçbir zaman çok iyi anlaşan bir anne babam olmadı.
Babam her zaman ileri görüşlü, çok kültürlü bir babayı oynadı. Annemse her zaman “Kafasına vur lokmasını al” durumunda, saf ve mülayim bir kadın.
Çocukluğumda hep o kavga ortamında büyürken, babamın o esip gürlemelerinin arasında her zaman anneme kızardım. “Nasıl bir kadındır bu. Babamı bir türlü mutlu edemiyor” diye.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: aile, aksi, anne, aydın zeybeği, ağlamak, çocukluk, baba, bilgiç, cahil, düğün, haksızlık, nefret
5 Kasım, Pazartesi , 2007
|
|