poseidon yazmış | 8 Yorum yapılmış
Aşk bir gerçektir. Hissedilmediği yürek yoktur. Bu duygu az ya da çok, sonu mutlulukla ya da hüzünle bitsin, günün birinde mutlaka iki kalp arasına sıkışır kalıverir.
Dünyadaki en büyük, en yüce duygudur o. Körkütük bir bağlanış, yokluğunun yüreklere verdiği hiç geçmeyen iç sızısı, tüm hücrelere yerleşmiş bir sarhoşluktur adeta.
Sevdiğimiz her şeyimizin sebebi oluvermiştir bir anda. En şiddetli fırtınalarda demir atacağımız bir liman kadar güvenli, en zor durumlarımızda bizi omuzlarında bıkmadan taşıyacak bir güçtür, kuvvettir sanki.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: aşk, başrol, edebiyat, felsefe, mutluluk, oyun, sahne, senaryo, yürek
29 Şubat, Cuma , 2008
hadibesende yazmış | 14 Yorum yapılmış
- “Biraz zaman, bekle” dedi.
- “Ben otobüs bile bekleyemem, bir sonraki durağa yürürüm” dedim.
- “Aynı otobüse binmiyor musun sonuçta?” dedi.
Keyiflendim.
Başından beri “oyun” gibiydi bu. “Son lafı eden” olma yarışı.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: beklemek, fergie, müzik, otobüs, oyun, sarılmak, veda
30 Aralık, Pazar , 2007
bunuelce yazmış | 16 Yorum yapılmış
Tuhaf girişim. Hayal veya rüya esnasında kurduğumuz çevreye açı olarak nereden bakıyoruz? Sağ üst mü, sol alt mı, arka paralel mi, ön paralel mi, üst dik mi, yan paralel mi?
Düşte oluşturduğumuz çevreyi görme açısı olarak göz bölgemizi kullanmamız kafa yorucu. Hayallerde bulunan kendimizi yönetebilme, senaryoyu şekillendirebilme imkanı için mükemmel bir görme açısı oluşturup, onu yönetim merkezimiz haline getiririz.
Hayalimizi içeren bu görsel sunuma düzey getirme amacındaki görme açısı seçimimiz aşamasında yönetimimizi kolaylaştırmayı, hakimiyetimizi artırmayı beraberinde getirmeli parolasıyla yola çıkarız.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: at surat, film, görme açısı, hayal, kamera, kimlik tanımlaması, NBA, nfl, orson welles, oyun, pes, rüya, sinema, winning eleven, yedekleme, yurttaş kane
1 Eylül, Cumartesi , 2007
neasneap yazmış | 10 Yorum yapılmış
Evet misketlerim vardı bir zamanlar; mavi, yeşil, kırmızı…
Severdim onları hem de çok. Paylaşamazdım hiç kimseyle. Zaten onlarınkiler de benim olsun diye can atardım. Hepsi benim olsun. Daha çok misketim olsun isterdim hep.
Oyunlar oynardık onlarla, türlü türlü oyunlar oynardık. Amaç daha çoğuna sahip olmaktı ama aslında biz çocuktuk ve sadece oyundu onlar, başka hiçbir şey değil.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: arkadaş, çocuk oyunları, çocukluk, dikmece, hayat, kuytu, mahalle, misket, mors, oyun
27 Ağustos, Pazartesi , 2007
turkcekarakteristiyorum yazmış | 1 Yorum yapılmış
Süper Mario kardeşler… Aslen tesisatcı bu kardeşler. Diğeri de Luici mi neydi.
Her neyse, Maryo daha ünlü olanı tabi ki. Bıyıklı tulumlu bi’ amca. Türkiye’de hep çatalından tanıdıgımız, evimizin bi’ ferdi ama Mario’nun tek farkı mantar yiyor. Ne olduğu farketmez, zehirli, zehirsiz ama sonraaa pilot…
Kafası güzel olmuş, o her gün taktığı su borularının içinde geziyor, yıldız topluyor, büyüyor, küçülüyor, o diyardan bu diyara süzülüyor…
Ya Maryo amca yine kafan güzel di mi? Tabii yedin mantarları…
Hadi amca annem çağırıyor, musluk bozulmuş. Oooo Maryo amca puan topluyor.
Game Over.
Etiketler: oyun, süper mario, tesisatçı
23 Ağustos, Perşembe , 2007
|
|