kuvvei yazmış | 9 Yorum yapılmış
Sosyal bilgiler dersi yazılısındayız. Herkes hazırlıklı, herkes kopyasını hazırlamış. Yani herkes bir an bekliyor. Hoca arkasını dönebilir, biriyle konuşabilir, hiç önemli değil. Önemli olan o anı yakalamak.
Ben yanımdaki arkadaşımla beraber bu anı yakaladık(!) ve iç cebimize koymuş olduğumuz kağıtlardan cevapları yazmaya başladık. Halbu ki neden ezberlemeyip te kağıtlara yazmamızın sebebini bir türlü anlayamam.
Kağıtlarımızı yarı yarıya doldurmuştuk ki, sınıftan tok bir ses duyuldu:
- Osman, Bilal kağıtlarınızı teslim edin.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ağlamak, öğretmen, kopya çekmek, sınav, sınıf, yazılı
30 Ağustos, Perşembe , 2007
hall yazmış | 6 Yorum yapılmış
Okulun her zamankinden çok çekilmez olduğu günlerden bir gündü. Sinekler bizi o kadar çok rahatsız etmişti ki, arkadaşım (diğer yazımdaki Mustafa) sinekleri öldürüp, sıranın üzerine bırakıyordu.
Matematik hocamız çok müspet bir insan, çok müspet… Arkadaşın sinekleri öldürdüğünü görünce, onların yararlarından, yaratılış nedenlerinden bahsetmeye başladı.
Sınıf çok sıkılmıştı ama otorite konuştuğundan pür dikkat dinliyormuş gibi görünmekteydik. Yani sekiz numaralı maske yüzümüzde. Aslında umrumuzda bile değil :)
» Hikayenin Devamı
Etiketler: adak, öldürmek, cenaze, hoca, ibret, nutuk, sinek, sınıf
23 Mayıs, Çarşamba , 2007
dilek yazmış | 17 Yorum yapılmış
Sınıf ortamı, keyifle hatırlanan komik olayların en çok yaşandığı ortamlardan biridir. Özellikle lise yılları…
Kafa karışık, gece yarısına kadar ders çalışılmış, okul çıkışı dersane var, ertesi günü sınav… Bir an, biri espri yapıyor ve işte tüm dertler bitti.
Sınıfta espri yapacak birileri her daim olmalı. Biz bu konuda çok şanslıydık. Ortam da çok güzeldi. Gülmek için çok kaynak vardı. Geçenlerde yine bu burada yazılan “Tükenmez kalem” başlıklı yazıda anlatılan olayın canlı şahitlerindenim. Ben de o sınıfın bir üyesiyim. Gerçekten çok gülmüştük. Hoca da şaşırmıştı. Dediğim gibi kaynak çoktu.
Şimdi yine çoğu vaktim sınıfta geçiyor. Ama artık öğretmen olarak.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: anne, arkadaşlık, öğrenci, öğretmen, cümlenin öğeleri, hoca, sınıf, tükenmez kalem
19 Mayıs, Cumartesi , 2007

anafikir yazmış | 11 Yorum yapılmış
Lisedeyiz. Matematik hocası limit kavramını anlatmak için laf cambazlıkları yapıyor. Örnekler vermeye çalışıyor, ilgi çekmeye çalışıyor. Kısaca şöyle diyecek; “Bir olgunun diğerine hiçbir zaman erişemeden, sürekli yaklaşıyor olması” ama demiyor, döndürüyor da döndürüyor.
Benim sıramın önüne gelip, elimden tükenmez kalemimi alıp, “Bu kalemi ikiye bölsek ne olur” diyor. Sınıf önce homurdanıyor sonra tek tük, “Kısalır“, “Ufalır” benzeri sesler çıkıyor. “Peki, bir daha, bir daha bölsem. O küçücük kalan parçaları da ikiye bölsek?” diyor. Daha sonra da ekliyor “Çok çok küçülür değil mi? O küçük parçaları da hep bölsek bölsek, bu bölmelerin sonu hiç gelmez, hiç bitmez değil mi? Peki neden?“.
Benden gayet lakayıt bir cevap geliyor; “O tükenmez kalem de ondan“.
Hocanın tüm uğraşları sınıfın kahkahaya boğulmasıyla boşa gidiyor : )
Etiketler: öğretmen, komik, limit, lise, matematik, sınıf, tükenmez kalem
3 Mayıs, Perşembe , 2007