tinedenmar yazmış | 11 Yorum yapılmış
Ders çalışma ümidiyle saati 03:00′e kurup, alarm çalınca bu defa 04:00′e kurup, dörtte uyanınca 05:00′e kurup tekrar yatıp, ardından geç kalmadan önce son kalkış 06:00′da uyandığında, sağanak yağmurda yürürken oynak bir kaldırım taşına basmanla beraber sıçrayan sularla pantolonun battığında, bıkkınlığın ve umutsuzluğun kolları benliğini sarıp sarmaladığında, vitrin camındaki yansımana bakıp “Tipe bak tipe” derken küçümseyerek, o çok sevdiğin fakat adını bile bilmediğin kızı görüp de gene her şey normalmiş gibi geçip gittiğinde, sorumluluklarını yerine getirmeyip de haklı görünmek için başkasını suçlamayı ya da kendini acındırmayı kurarken kafanda, bir yandan hamburger yiyip bir yandan zayıflamayı düşünürken, nihayet o malum soru dökülünce dudaklardan, yeter artık “Nasılsın?” dendi mi bir kez de “İyiyim” deme be abi!
Etiketler: acındırma, alarm, iyiyim, nasılsın, saat, sorumluluk, suçlama, yağmur
31 Mart, Pazartesi , 2008
anafikir yazmış | 3 Yorum yapılmış
Sultan Mehmet, bel hizasındaki elinin ayasına dayalı kabzasından, ayak bileğine kadar uzanan ihtişamlı, oymalı, yaldızlı kılıcını, ucunun üzerinde sağa sola döndürdü yavaş yavaş. Gür, siyah ve kıvır kıvır olan sakalını okşadı, cenesinden ucuna… tekrar tekrar…
Kısık kısık bakıyordu uzaklara. Düşünceliydi. Bugün yine aynı masada, yine aynı kalemlik ve ataçların yanında dursa da, dün yaşadığı hengamenin korkulu kalp atışlarını yeni yeni atlatıyordu.
Sessizce, biraz da korkarak Sultan Mehmet’in ayağına dokundu Maktul. Geceyi sakin geçirmişlerdi.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: anılar, donnie darko, fatih sultan mehmet, hayat, iz, johann faber, kalemlik, kitaplık, kurşun kalem, poster, saat, sinema, sleepless in seattle, the shins, waking life, zaman
3 Mart, Pazartesi , 2008
s3rkan_pasha yazmış | 1 Yorum yapılmış
Saatin yelkovanı ve akrebi mi belirliyor zamanı?
Küçüktüm daha, en azından dolabın üst rafındaki çikolatalara uzanamayacak kadar. Eski zamanlarda bakkal dükkanı sahibiydik. Dükkanın üç tekerlekli bir servis arabası vardı. Hani şu mısır satanlardakilerden.
Servisteyken bir gün, yokuşun başında içi dolu bir şekilde durduğunu gördüm. Belki babama ne kadar büyüdüğümü göstermek, belki de kendimi büyüdüğüme inandırmak için. Artık o zaman üç gıdım aklımla ne düşündüysem.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ahir, aile, çocuk, çocukluk, bakkal, büyümek, dükkan, hayat, ideal eş, mertlik, saat, vakit, zaman
26 Aralık, Çarşamba , 2007
fatih dayan yazmış | 24 Yorum yapılmış
1 . Net hatırlıyorum, uzun zaman önce bir belgesel kanalında deniz anası üzerinde ilginç deneyler yapıyorlardı. Sinir düğümlerine elektrot batırdılar. Farklı voltajlarda gerilim uyguluyorlar, hayvan ona göre belli hareketler yapıyor.
Bunun elektroda ihtiyaç duyulmadan yapılanı da mevcut. Bu veriyi geliştirip silah olarak kullanmak mümkün mü?
2 . İlkokul kitaplarına bile verilen insan beyniyle ilgili bilgilerin içerisinde koku, hafıza, ses ve diğer duyularla ilgili loblardan bahsedilebiliyor ve bilirsiniz bizim okul kitaplarımız 50 yıl geriden gelir; asla da güncellenmez. Mevcut teknoloji nerede olabilir?
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ahlak, cevap, felsefe, hipnoz, komplo, medya, pepsi, saat, silah, soru, sınav, teknoloji, televizyon
2 Ağustos, Perşembe , 2007
|
|