cumlelersehri yazmış | 8 Yorum yapılmış
Yine Pazar, hava ne kadar güzel. Anlaşılan annem yine erken kalkmış ve odam havalansın diye pencereyi açmış, kuş seslerini duyabiliyorum.
Umarım babam yine “Hadi pikniğe gidelim” diye tutturmaz, hiç sevmiyorum pikniğe gitmeyi.
Abim uyanmış belli, yine son ses müzik dinliyor. Galiba müstakil evde oturmanın en güzel yönü bu olsa gerek? Babam hep, “Senin için bu evi aldık” der bana, sanki alırken bana sormuş gibi.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: abi, aile, anne, çocukluk, baba, gol, içki, nefret, pazar, piknik, sarhoş, tekerlekli sandalye, trafik kazası
1 Haziran, Pazar , 2008
anafikir yazmış | 11 Yorum yapılmış
Gözünü açtı. Yanağının üşüdüğünü hissetti birden. Gördü, iki küçük tekerlek üzerine oturtulmuş, kocaman cuvaldan bir bohça, içinde, dışına taşan bir sürü kağıt ve kartonla birlikte Arnavut kaldırımlı taş sokakta yokuş yukarı ağır ağır çıkıyordu. Garipsedi. Elinin ayasını soğuk betona dayayarak başını kaldırdı, daha düz, daha manalı görebilmek için. Yine de anlam veremedi.
Koca bohça kendi kendine yukarı yukarı çıkıyordu, kesik kesik hareketlenerek. Bir iki, bir iki… Rüyada mıydı anlayamadı. Çuval kendi kendine nasıl böyle yukarı çıkardı ki?
Arkasına baktı, yokuş bir hayli dikti. İyice doğruldu. Doğrulurken uzunca ahladı. Biraz başı, biraz da beli ağrıyordu. Düştüğünü hatırlamıyordu. Boynu da kaskatı kesilmişti. Soğuk betondan olsa gerek diye düşündü. Kütletti. Kütletirken de ahladı, o an bohça durdu. Ürperdi.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: araba, çocuk, çuval, bohça, cadde, karton, kör, KIR, modern çağ, sarhoş, sokak, tinerci, yokuş
11 Mart, Salı , 2008
anafikir yazmış | 19 Yorum yapılmış
Önümdeki klavyenin yukarı gösteren ok tuşuna takıldım. Aslında o takılıyor, üff! Yarım saattir burnumdan soluyarak onu izliyorum. Basıyorum bırakıyorum, basıyorum bırakıyorum. Yavaşlığı beni sinir ediyor.
Kaç kere kapağını çıkarıp, altını üstünü temizleyip tekrar taktım. Hiçbir şey değişmedi. Hala sinir oluyorum, gıcık ediyor beni!
Sinir olan benim ama beni sinir eden “ben” değilim. Onun suçu yok. Aslında büsbütün ben “ben”i özlüyorum. Şuç mu ki? Şimdi neden bu bana itirafmış gibi geldi ki?
» Hikayenin Devamı
Etiketler: özlemek, babaanne, bilgisayar, düzen, değişmek, huzur, karışık, klavye, meyve suyu, mutluluk, sarhoş, sprite, tuş
26 Aralık, Çarşamba , 2007
yesilimtrak yazmış | 17 Yorum yapılmış
Seni arkamdan bırakıp giderken son kez baktım Ankara’ya. “Hoşçakal tek aşkım, hoşçakal. Ben evleniyorum” diye aglayarak gelinliğimi giyip binmiştim gelin arabama.
Ne kadar da yakmıştın canımı. Gelin odasında hala seni ablam dediğin kadınla ofiste yakaladığım anı düşünüp yanıyordum.
Hatırlar mısın bilmem, “Sensiz olurum” derdim. Ben seni o kadınla ofisinde yakaldığım gün oldum. Oysa sana sürpriz yapmak istemiştim. Elimde en sevdiğin pasta ve senin için yaptırdığım saçlarımla öyle kalakalmıştım o kara günde.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: acı, aldatılmak, ankara, ayrılık, ağlamak, üniversite, boşanmak, damat, düğün, gelin, karanfil, mezar, ofis, sarhoş, sevda
7 Kasım, Çarşamba , 2007
 cicoist yazmış | 11 Yorum yapılmış
Yine şarabın koyu kırmızısı bir gecesinde, kendimi günün en mutlu hisetiğim zamandayım. Kırmızıya bulanmış ya da bulanmaya hazır gecedeyim. Kısa bir merhaba, sohbeten sonra başladık. Kapısını acıp, daldık karanlık geceye.
Kanımıza karışan şarapla beraber, masada duran biraz peynir, üç beş zeytin, üç çeyreklik ekmekle birlikte geceyi alkole boğacak kadar şarabımızla davet etiğimiz, isyanlarımızı bekliyorduk gecemize.
Çabuk gelmesi için, biraz daha şarap içtik. Biraz daha ortamı günaha buladık. Biraz daha günahı yanımıza çekmek için küfürler etmeye başladık.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: acı, aşk, günah, Gece, ihanet, isyan, karanlık, küfür, kırmızı, sarhoş, sevgi, şarap
6 Eylül, Perşembe , 2007
|
|