anafikir yazmış | 11 Yorum yapılmış
Gözünü açtı. Yanağının üşüdüğünü hissetti birden. Gördü, iki küçük tekerlek üzerine oturtulmuş, kocaman cuvaldan bir bohça, içinde, dışına taşan bir sürü kağıt ve kartonla birlikte Arnavut kaldırımlı taş sokakta yokuş yukarı ağır ağır çıkıyordu. Garipsedi. Elinin ayasını soğuk betona dayayarak başını kaldırdı, daha düz, daha manalı görebilmek için. Yine de anlam veremedi.
Koca bohça kendi kendine yukarı yukarı çıkıyordu, kesik kesik hareketlenerek. Bir iki, bir iki… Rüyada mıydı anlayamadı. Çuval kendi kendine nasıl böyle yukarı çıkardı ki?
Arkasına baktı, yokuş bir hayli dikti. İyice doğruldu. Doğrulurken uzunca ahladı. Biraz başı, biraz da beli ağrıyordu. Düştüğünü hatırlamıyordu. Boynu da kaskatı kesilmişti. Soğuk betondan olsa gerek diye düşündü. Kütletti. Kütletirken de ahladı, o an bohça durdu. Ürperdi.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: araba, çocuk, çuval, bohça, cadde, karton, kör, KIR, modern çağ, sarhoş, sokak, tinerci, yokuş
11 Mart, Salı , 2008
rezilvezir yazmış | 12 Yorum yapılmış
Soğuk Ankara sokaklarında gözlerinde bir damla yaş gördüğüm, küçük bir çocuktu. O küçücük bedeninin içinde, kocaman kalbinde yaşattığı… 10 yaşında olmasına rağmen dev gibi bir adamdı aslında.
Soğuk bir kış gününde Ankara sokaklarında tanıştım onunla. Yanıma gelip “Abi bana para verir misin çok açım” demişti.
Bir anda dibimde bitivermişti. Elimde daha bir parçasını bile yemediğim, o sıcacık simitle yüzüne bakakalmıştım. O kadar içten bir sesti ki gözlerimin içine bakan… O yitik gözleri, anlatamam o duyguları…
» Hikayenin Devamı
Etiketler: ankara, ağlamak, çocuk, bali, içten, kimsesiz, sevgi, sokak çocukları, tinerci
8 Ağustos, Çarşamba , 2007


4BlooD yazmış | 6 Yorum yapılmış
Lise 3′üncü sınıfta daha aşk nedir, ne değildir bilmezken çıkmıştı karşıma malum şahsiyet. O İstanbul Çamlıca tarafında oturuyordu, ben ise Aksaray. Malum üniversite hazırlık, uzaklık falan derken pek fazla buluşamıyorduk.
Hafta sonlarını iple çekiyordum, çünkü pazar günleri dersaneden çıktığım gibi onunla buluşmaya giderdim. Kar kış dinlemez olmuştuk.
Yine bir pazar gelmişti ve buluşmuştuk nihayet. Zaman sanki yine bize düşman gibi çabucak akıp gitmişti. Beşiktaş vapur iskelesinde ayrılık vakti gelmişti. Ben dönüp ona dedim ki (sahiplenen erkek tribi) “Eve varınca bana bir mesaj ya da cağrı at“. Çünkü deli gibi kar yağıyor ne olacağı belli değil.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: üniversite, beşiktaş iskelesi, ev, istanbul, kar, kış, lise, otobüs, sevgili, tinerci, topkapı, uyku, yolculuk
15 Haziran, Cuma , 2007