berna yazmış | 2 Yorum yapılmış
Bir gün arkadaşım Şeymalardayız. Ama bu sefer arkadaşımın kuzeni Elvan da var. Ben eve gidiyordum. Onlar da,
- ”Biz de seninle yürüyelim!” dediler. Ben de,
- ”Tamam!” dedim.
Yürürken mahallenin delisinden adamdan bahsediyoruz, her nerden geldiyse aklımıza. ”Yerin kulağı vardır” derler ya, bahsederken o deli adam ”Pat!” diye yanımızda belirmesin mi?
» Hikayenin Devamı
Etiketler: deli, korkmak, kuzen, tokat
2 Nisan, Çarşamba , 2008
A.Y Borke yazmış | 9 Yorum yapılmış
Kapıyı kapatır kapatmaz hemen evin Boğaz’a bakan geniş penceresine koştu. Perdeyi açmak istemedi. Tülün kendini göstermeyecek kadar uzağında durup adamın gitmesini bekledi.
Garaj kapısını göremiyordu ama buz gibi havada yağan sulu karla birlikte garaj kapısının önünde, pahalı kesme taşlarla çıkan arabanın çimlere zarar vermemesi için iki sıra halinde hazırlanmış araç yolunun, taşlardan parlayan kurşuni ışığındaydı gözleri.
Otomobilin, eşinin otomobilinin oradan çıkıp dış kapının kapandığını görmeden bir türlü rahat edemiyordu. Sanki bu adam yanından uzaklaşmadan, hayat bile yanına gelmeye çekiniyor ya da adam varsa yaşam bir türlü hayat olamıyordu.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: aile, çocuk, bahçe, boğaz, dayak, ev, gemi, hizmetçi, huzur, kadın, köpek, koku, perde, tokat, şilep
27 Ocak, Pazar , 2008
sMk yazmış | 2 Yorum yapılmış
Günümüzde ilişkiler maalesef saltlıktan uzak, monotonlaşmış bir şekilde. Nereye baksam aynı ifadeler, aynı sevgi cümlecikleri, aynı sinir harpleri.
Çözemediğim belki de hiç çözemeyeceğim Bizans oyunlarıyla dolu birliktelik kavramı.
”Eğer biriyle berabersen her şeyi olmalısın. Kıskandırmalısın, kıskanmalısın da. Kızmalısın, sevmelisin de.Yani her haltı yemelisin” demişti bir arkadaşım. Meğer doğruymuş.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: abi, aşk, balık, balık tutmak, duygusuz, ilişki, kıskanmak, makara, tokat, yem
29 Aralık, Cumartesi , 2007
 herakles yazmış | 7 Yorum yapılmış
Ne kadar çok olaya, insana sessiz kaldınız? Hiç hatırlıyor musunuz? Çoğumuz belki sayısını bile hatırlayamıyordur.
Daha çocukken başlar sesiz kalmalar. Mahallede arkadaşınla maç yaparken çat, top Ayşe teyzenin camına denk gelmiştir. Evet pası belki sen atmışsındır ama camı sen kırmamışsındır. Tabi suç sana yüklenir. Bir sürü azar bi’ de üstüne dayak yersin anneden, sessiz kalırsın.
İlkokulda usluca dersini dinlerken birden bire arka sırandaki muzur arkadaşların kıyameti koparır. Pat hocadan bir tokat yersin. “Ama hocam ben bir şey yapmadım” desen de, o tokat yüzünde patlamıştır çoktan, sessiz kalırsın.
Bütün hafta deliler gibi o önemli sınava çalışmışsındır. Kağıtlar dağıtılır, sen harıl harıl soruları cevaplarken, sınav sonuna doğru yanındaki arkadaşın bir sorusuna cevap verdin diye. Hoca kağıdını alır ve sana sıfırı basar. “Ama hocam şey em küm” derken sen çoktan sıfırı almışsındır. Sessiz kalmışsındır.
» Hikayenin Devamı
|
|
Etiketler: öğretmen dayağı, üniversite, cam, deniz, ev arkadaşı, iktidar, ilkokul, iş hayatı, mahalle, orman, seçim, sessiz kalmak, sınav, tokat, yangın
31 Ağustos, Cuma , 2007
 ExcalibuR yazmış | 18 Yorum yapılmış
Hepimizin okulla ilgili birkaç anısı mutlaka vardır ya, benimkisi de dayakçı Türkçeciyle alakalı.
Okul zamanlarımda Türkçe dersini pek sevmememe rağmen ders notumun hiç 80-90 dan aşağı olmaması da bir acayiplikti doğrusu. Hani matematiği de sevmezdim birçokları gibi ama onu bari sevmezdik ve zayıf olurdu.
Orta 2′deyiz. Bir Türkçecimiz var ama Saddam gibi bir şey. Derste kendi arasında konuşanı, ıvır zıvır şeylerle ilgilenenleri, dersi kaynatmak için uğraşanları hiç sevmez, taktımı bir kere takardı. Kurtulamazdın artık.
» Hikayenin Devamı
Etiketler: öğrenci, öğretmen, dayak, ortaokul, saddam, sınıftan atılmak, türkçe, türkçeci, tokat
9 Temmuz, Pazartesi , 2007
|
|