Can dostum
nur_perisi yazmış
Birbirinden hiç kopamayan, kızgınlıkları kumlara yazıp, iyilikleri kayalara monte eden iki dost. Şiirlerde, hikayelerde olduğu gibi gerçek iki dost.
Birkaç gün önceydi yanıma gelişi, hamileydi, mutluydu, ikizlerimiz olacaktı aldığım en iyi haberdi bu. Sevincini sevincim bildim, sarıldım, öptüm, gözyaşı döktüm.
“Teyze olacağım Canom teyze” deyip sarıvermişti kollarım boynunu. ”Ee neyin var senin” deyip soruvermiştin yine o anlamsız soruyu bana. Duymaktan en çok nefret ettiğim soru.
Kocaman bir “Hiç“, içinde milyonlarca cevap gizli bir hiç;
- “Hiçbir şeyim yok işte, sadece iyiyim. Hadi bakalım, bebişlerimize sor, ne isterlerse onu yapacağım” deyip soğuk havayı dağıtmaya çalışsam da pek başarılı olduğum söylenemez.
- “Kalkacağım hemen, sadece sevincimi paylaşmak için geldim. Neyin olduğunu anlatırsan gideceğim” dedi, işte sualler başladı bile.
- “Hiçbir şeyim yok Canom. Dedim ya iyiyim, huzurluyum, mutluyum”
- “Büyük bir yalancısın sen, çok büyük”
Büyük bir sessizlik…
Ardından saabah aldığım e-posta;
Nur gibi görünmüyorsun bugün. Yağan yağmur gibisin. Bazen şiddetli, bazen hafif, bazende inanılmaz gürlüyorsun.
Gözlerindeki ışık bile sönmüş, mutlu değilsin biliyorum.
Ben fenerimi geri istiyorum. Gözlerinle bana hediye ettiğin fenerimi. Işığım olmaya söz verdin, düşersem kolumdan tutup beni kaldıracağına, yolumdaki engelleri ezeceğine, beraber yaşlanıp çocuklarımızı beraber büyüteceğimize söz verdin.
Bana söz verdin dostum, bu senin için önemli değil mi?
Hayatım boyunca sahip olabileceğim en iyi dostsun sen. Doğacak çocuğumu emanet edebileceğim en güvenilir elsin sen. Gecenin bir yarısı da arasam koşup gelecek en büyük güçsün sen.
Dostumsun sen, benim özelim, benim sırdaşım, benim canım, benim dostumsun sen.
Gecenin bir yarısı oturdum sana e-posta yazıyorum. Eski günlerdeki gibi mektuplaşmıyoruz şu İnternet çıktı çıkalı.
Gerçi iki senelik bir ayrılıktı bizimki sadece 2 sene mektuplaşabildik doyasıya. Ama hatırlıyor musun, okulda bile şiirler yazardık birbirimize, öylesine bağlıydık işte.
Duygusallığından olsa gerek, hep en güzeli, en özeli sen yazardın bana. Kıskanırdım bile zaman zaman seni ama belli etmezdim üzülme diye.
12 mısralık şiirini hatırlıyor musun? Ben hiç unutmadım yazdıklarının arasında en önemlisiydi o. Kıymetlim demiştin adına sadece sana bu, günlerce yazdım demiştin. Günlerce, gecelerce sadece onu okuyup, ne gözyaşı dökmüştüm. İşte şimdi itiraf ediyorum.
Kızma bana, o zaman söyleyemezdim çok etkilendiğimi, her gece onu okuyup gözyaşı döktüğümü. Hassastın, çok hassas… Öğretmenler bile çıtkırıldım derdi ya sana, öyleydin işte. Kimse bir şey diyemezdi sana, asıl kıymetli sendin çünkü…
Öylesine inatçıydın ki, öğretmenlere bile kafa tutar dediğini yapardın. “Ders dinle kızım, başka şeyle ilgilenme” dediklerinde dudak arasından ”Görüyor musun yine sana şiir yazmamı kıskandı” der somurturdun. Başlardın sırayı karalamaya ”Bu yaptığım yanlış biliyorum kızgınım hırsımı alıyorum” der kendini avutacak bahaneler bulurdun.
Son çizdiğin kalbi hatırlıyor musun, mezun olmamıza 3 gün kalmıştı. İçine kocaman can dostum yazıp, bana sürpriz yapmıştın. Tutamamıştık gözyaşlarımızı ikimiz de deli gibi sarılıp, ağlamıştık arkasından patlattığın bombayla kendimize gelmiştik.
Birgün geleceğiz çocuklarımıza göstereceğiz bu sırayı deyip kahkahalara boğmuştuk sınıfı. Hep kıskanılan olurdun sen mavişin, tombişin, süslün hep kıskanırlardı seni. “Neden bizimle ilgilenmiyorsun” der küserlerdi sana.
Hemen gönüllerini alırdın. Hepimize ayrı ayrı sevgi dağıtır “Hepimiz arkadaşız yapmayın böyle” derdin. En çokta mavişinle ilgilenirdin, çünkü en çok o kıskanırdı
seni. Ağlardı bile zaman zaman, “Kıyamıyorum mavi gözlerinden akıttığı yaşlara kızma bana” derdin. Sonra göz kırpar kimseye hissettirmeden “Sen can dostsun” der gülerdin.Biliyordum bunu ama yine de kıskanıyordum seni. “Güzel gözlüm” derdin bana hep ara sırada “Eşşek gözlü” der kızdırırdın. Aslında kızmazdım biliyorum en güzel göz onlarda vardı ve sen benim gözlerime biterdin.
Ölesiye sıkılmıştın bir gün. Ve ilk defa ”Canom ben derse girmeyeceğim pidebanka gidip oturacağım biraz da düşüneceğim” demiştin. “Neyin var” desem de anlattıramamıştım o gün derdini.
En sevmediğim yönün de zaten içine kapanıklığın. Dayanamayıp, arkandan geldim. Öyle güzel karnını doyuruyordun ki, varlığımı hissettirmemek istedim.
Biliyordum aç da olsan son lokmanı bana vereceğini, görme istedim ama beceremedim.
Kokumu duydun burnunda, ansızın arkanı döndün “Gel bu parça senin” dedin.
Gözlerin buğuluydu hatta kırmızı renge çoktan bulanmıştı sormak istedim ama huysuzluğunu bildiğimden sadece sıkıca sarılabildim.
“Sakın neyin var deme kapalı kutuysam açmaya çalışma bugün buna hazır değilim” dedin ve sustun kaldın.
Ne sen benim gözlerime bakabildin ne de ben senin. 3 gün atamadın bu huysuzluğu üzerinden. Konuşmadın sustun, ağlamadın için için yaralandın, feneri söndürdün karaları bağladın.
Hala o gün keşke kavga etseydim ama derdini öğrenseydim diye içim içimi yer dururum. Sahi dostum neyin vardı senin o gün?
Sonra ayrılık treni geldi kapımıza 3 sene olmayacağım buralarda toparlanmalıyım deyip sessizce gittin. Alışmak zor yokluğuna alışamadım da üstelik tek tesellim eski günleri unutup toparlanman oldu. Nasıl olsa gelecektin yine, üstelik sen gelmesen de mektupların geliyordu her gün bana.
Yanımdaydın can dostum, hiç gitmedin benden. 3 sene dayanamadın bile 2 senede geri geldin. İyiydin toparlanmıştın. Sıkıca sarmıştın yine beni ve artık hiç ayrılmayacağımıza söz vermiştin.
Ciddi adımlar attığımda yanımdaydın, hatalar yaptığımda yanımdaydın, ağladığımda yanımdaydın, en büyük pişmanlığımda yanımdaydın, evlendiğimde yanımdaydın evimdeydin içimdeydin.
Şimdi duygusallığım sen gibi benim de üzerimde. Biliyor musun insan hamile kalınca daha bir duygusal oluyormuş. Her şeye ağlar oldum son günlerde.
Ne deseler bıçak gibi batıyor her şey içime. Hele senin o halin gel gör nasıl deldi içimi. Hani söz vermiştin fenerimi bana bir ömür yakacağına, hani söz vermiştin yıkacağına ama yıkılmayacağına, hani söz vermiştin her şeyini anlatacağına.
Bak saat gecenin 5′i, sabah ezanı çoktan okundu. Saat 3′ten beri sana yazıyorum.
Sabah bunu okuduğunda kızacaksın bana ”Sen iki canlısın, ne yapıyorsun böyle” diye bağıracaksın.
Kızma bana kıymetlim, aklım sende takılı kaldı ve ben yine ne derdin olduğunu öğrenemedim. Ezberlemişsin bir iyiyim bakma sen bana demeyi kendini bile kandırır olmuşsun. Bana bunu yapma olurmu. Seni çok seviyorum can dostum
Hala sessizliğim devam ediyor Canom. Konuşursam düşeceğim, seni üzmeme izin verme. Bana bir haller oluyor son zamanlarda, günlerdir yüzüm asık, bomboşum buralarda.
|
20 Haziran, Cuma , 2008







Cuma, Haziran 20th, 2008:
Hamile can dostunu bu kadar üzüp ardından da sana özel yazdığı e-maili burada olduğu gibi yayınlatman pek normal gelmedi bana nedense.
Madem can dostun,ondan sakladığın birşey olmamalıydı.Ayrıca ona geçirdiğin kasvet olduğu gibi banada geçti.Neyse 5 yıldız almış yazın,tebrik ederim….
Cuma, Haziran 20th, 2008:
Evet onceki yoruma harfiyyen katılıorum.Can dostunsa canını heryeni bilmesi lazım.
İçim buruldu sıkıldım nedense.Yazı oyle içten ki tum duyguları insana enjekte ediyor.kasvet, sıkıntı vs.
Ayrıca bu yaptıgın da son bolumu kacırılmıs dizi gibi oldu.Arkadasın gibi bizde oylece ne oldugunu anlamamıs sekilde kala kaldık.
Arkadasının guzel içten yazısı hatrına 5 puan…
Cuma, Haziran 20th, 2008:
Bence de arkadaşının mektubu güzel,içten.Bunları buraya aktaran kişiye içten dememiz mümkün değil.”İyiyim,mutluyum,huzurluyum”diye can dostunu bile kandıran bir yalancı olduğunu itiraf ediyor zaten en yukarıda.
O arkadaş ben olsam kendisi ile ilgili kelime konuşmayıp e-postama gelince milletin huzuruna seren biri dostum falan olamazdı artık.İlginçmiş.
Çarşamba, Haziran 25th, 2008:
çok samimi yazılmış bir mektup yazan arkadaşı kutlarım..:)..fakat bazen kendimize bile söylemekten çekindigimiz,kabul edemedigimiz bazı durumlar oluyor…o anı yaşamamak bir daha hatırlamamak istiyorsunuz…bazen sevgi susmayı gerektirir,sevdiklerinizin üzülmemesi için gereklidir bu suskunluk..sanırım nur_perisi de böyle düşünerek yazmış…umarım o boşluktan çıkarsın…
Salı, Temmuz 1st, 2008:
çok güzel samimi sıcak bir mektup olmuş insan bazen değil can dostuna kendisine bile açılamıyor.yüreğine ellerine sağlık canım:)
Cumartesi, Eylül 20th, 2008:
cok guzel bir yazı üniversite yıllarımı canım dostumu aklıma getirdi ve hemen telefona sarılıp onu aradım ki hergün konusmamıza ragmen boyle bı dostluk boyle bı arkadaslık cok guzel bısey. maılı atan kişinin yazdıklarına hayran kaldım… cok etkilendim yaa