Cemiyet hayatı

 julia bergdorf yazmış

İlk ve Ortaokulu İstanbul’un saygın ama kendi halinde, çocukluğumun en güzel yıllarının geçtiği bir vakıf okulunda bitirmiştim.

Okulda bizden başka belki bizim sayımızdan da çok burslu öğrenci vardı. Bir dönem milletvekilliği ve belediye başkanlığı yapan vakıf kurucusu gerçekten zoru başarmış, yüzlerce yetenekli Anadolu çocuklarının eğitimini karşılıyordu sadece bilim ve insanlık adına.

O güne kadar hiçbir arkadaşım bana “Benim bundan hiç olmadı”, “Ben bunu hiç görmedim” dememişti. Okulda servis aracından inerken ayakkabılarımı toza bular, saçlarımı dağıtır, defterimin sayfalarını koparırdım onlara daha yakın olmak için.

Derken ortaokul bitti aile meclisi (anne, baba, amca, hala, dayı, büyükbaba vs.) lise seçimimizde benden önce de örnekleri görüldüğü gibi hakkımda en doğru kararı vereceklerdi, çünkü benden önce de öyle olmuştu.

Bizim dinimize mensup insanların çokça tercih ettiği bir lisede karar kılındı. Neyse ki ortaokuldan sınıf arkadaşım Elif ve ben yine beraberdik.

Elif cemiyet hayatına mensup bir ailenin kızıydı. Bu okulu seçmesi onun da aile meclisinin kararıydı. Okulda birbirimizi görünce seviçten deliye dönmüştük. Neyse ki yalnız değildik.

Birinci dönem su gibi akıp geçmişti. Öyle ki, Elif’le bir saniye olsun ayrı kalamıyorduk. Ailelerimiz okula uyum sağladığımız için mutlu, iyi bir aileden, iyi bir arkadaş edindiğimiz için huzurluydu.

Bizim için artık İstanbul’lu bir genç kız olmak çok şey demekti. Yapmamız gereken çok şey vardı. Bütün lise hayatım boyunca bunları yapmaktan bir an olsun bıkmadım.

Bir defa cemiyette olmak ‘olay’dı. Muhteşem bir hayat yaşamak, nefes kesici güzellikte olmak, dermatolojik açıdan mükemmel görünen bir cemiyet kızı olmak için hiç bıkmadan azimle çalışmak gerekiyordu. Ve bu iş Harvard’da burs kazanmak ya da sigarayı bırakmak kadar zordu.

Bir kere saç renginizi tutturmanız tam bir ölümdü ve eğer bunu başarırsanız sırada tatlı tebessüm kalıyodu. Bu Elif’le benim aramdaki ’sır’dı. Muhitimizde her an bir paparazziye yakalanma olayımız vardı.

Geçen haftalarda yaşadığım rezilliğe rağmen bunu istiyodum. Okuldan eve dönerken annemin Birkin çantasıyla dergiye çıkmıştım ve bu tam bir rezaletti. Çünkü annem arabadan inerken çantayı elime tutuşturmuştu.

Bütün okula rezil olduğumu hissediyordum. Elif bu durumu düzeltmek için ailece verdikleri bir röportajda binlerce dolara alınmış ve özellikle Türkiye’de olmayan marka eşyalarımızı (ki üzerinde markasına ait birşey yazmaması gerekir, eğer yazarsa rezil bir durum olur) giyip çektirdiğimiz fotoğrafı dergiye koydurmayı başarmıştı.

O fotoğraf bizim için öte şeylerin başlamasının resmiydi. Lise son sınıfta, ailem benim için yine en doğrusunu tayin etmişti. İsviçre’de okunacak, Amerika’da master yapılacak… Ama ben Türkiye’de okumak istiyodum.

ÖSS ortalamasında okulda ikinciydim. Kuzenim olağanca baskısı ile Orta Doğu’nun en iyi üniversitesine gitmem konusunda ailemi ikna etti. Bir süre denenecek, olmazsa plana uyulacaktı.

Elif’se İsviçre’ye gidecekti. Zaten üniversite sınavına da girmemişti.

Ve ben artık Ankara’daydım. Sık sık olmasa da görüşüyorduk. Derslerim o kadar ağırdı ki geceleri ağlama krizleri geçiriyordum.

Okulda anlaşabildiğim bir insan yoktu, herkes öte’ydi. Kimse giydiğim ceketin Chanel veya taktığım çantanın Balenciaga olduğunu anlamıyodu bile.

Ya buraya ayak uyduracaktım ya da evime dönecektim. Ama eğer evime dönersem ileride hiçbir kararımı kendim veremeyecektim. Sonunda ben kendi hayatımı seçtim.

Başta hocalarımla olmak üzere, hakkımdaki önyargıları kırmak için Greenpeace üyesi gibi çalıştım resmen. Bir yandan da derslere çalışıyodum.

Haftasonu okuldan arkadaşlarla kahvaltıya gitmiştik. Arkadaşımın elindeki gazetenin ekini aldım. İkinci sayfada Elif’in ve Liseden bir erkek arkadaşımızın babasının resmi vardı yan yana, el ele.. Oha dedim içimden kızım manyak mısın? dedim.

Elim telefona uzandı, sonra vazgeçtim. Ben gerçek cemiyetimi bulmuştum. Belki özel bir üniversitede, sosyetik arkadaşlarımla beraber olsaydım şu an bu kadar öte olamazdım.

Şimdilerde baretimden saçıma giren kumu ve üzerimdeki tozu gördüğümde tatlı tebessümle lise yıllarıma gülüyorum.

12 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 12 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 12 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 12 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 12 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,


27 Eylül, Perşembe , 2007

Öneri: (Sponsor)

19 Yorum yapılmış

  1. +4
     
    anafikir

    Perşembe, Eylül 27th, 2007:

    Pek haz etmediğim bir sosyal kesimin içinden bu kadar samimi, bu kadar gerçek, bu kadar içten bir yazı çıkabileceğini hiç düşünmemiştim.

    Yüreğinize sağlık.

  2. +1
     
    julia bergdorf

    Perşembe, Eylül 27th, 2007:

    Teşekkür ederim yalnız bu yazı öğüt verici ve kıssadan hisse alınası bi yazı değil.Tam aksine insanın dünyaya ne şekilde ve hangi şartta gelirse gelsin insan gibi yaşaması taraftarıyım.

  3. +1
     
    Semih

    Perşembe, Eylül 27th, 2007:

    Toplum tarafindan cogu zaman alay konusu ya da kizginlikla bahsedilen ama hep de imrenilerek icine girilmeye calisilan bir kesimden bir yazi. Dogrusu hic de beklemezdim boyle bir tarz yazi okuyacagimi. Cunku bu kesim hakkinda ya cok fazla ovgu ya da cok fazla yergi olur. Bu tamamen samimi icten ve guzel bir yazi olmus. Hayatima ve bakis acima bir seyler katan yazilari severim. Tesekkur ederim julia…Her toplumun grubun iyisi kotusu vardir. Sen eskiden de iyi biriymissin(ortaokul yillarindan ciakrdim bu sonucu) eger hala cemiyette olsaydin yine iyi ve insan gibi biri olurdun. ama simdiki kadar mutlu olur muydun bilemem…

  4. -10
     
     
    ocaliptus

    Perşembe, Eylül 27th, 2007:

    kesin hacetepedir okulu :D veya ankara ünüversitesi gazi olamaz çünkü orası sadece mhpye çalışıyor yani herşey siyaset ve hepside salak

  5. +1
     
    Semih

    Perşembe, Eylül 27th, 2007:

    Iyi ama niye universitelere icindekilerden dolayi hakaeret ediyorsun ki? SAdece universiteye degil oradakielre de hakaret ediyorsun. Cok ayip. Hem zaten yazida yazmis ODTU oldugunu. Neden ayrica tahminde bulunuyorsun.

  6. +3
     
    julia bergdorf

    Perşembe, Eylül 27th, 2007:

    semih ben teşk. ederim açıkçası bu yazıyı yazarken biraz tereddüt ettim ama yorumlarınızı görünce anlaşılmam beni sevindirdi.Keşke yukarıdaki yoruma cvp vermeseydin neyse yorum yapmanında ayrı bir zeka gerektirdiğini öğrenmiş olduk böylece..

  7. +1
     
    centaur

    Perşembe, Eylül 27th, 2007:

    Kişisel hürriyetimizi elde etmek için genelde hepimiz mücadele ediyoruz ailemize karşı… Bu hürriyete ulaşmak için yaşadığımızdan daha farklı hayat tarzlarına geçiş yapmamız gerekebiliyor bazen…
    Işık tutan rehber bir yazı olmuş…

  8. +3
     
    nostaljik

    Perşembe, Eylül 27th, 2007:

    Öyle bir cemiyette büyümüş olman şaşırttı açıkçası beni julia.Paylaştığın diğer yazılarında bu pek belli olmuyordu.Bence artık benliğini bulmuşsun, son derece doğru bir yolda ilerlemektesin ve mutlusun.Hep böyle kal.

  9.  
    ceyhun

    Cuma, Eylül 28th, 2007:

    julia 9 gun once siteye hizli bir giris yapar.sicak samimi bir ortam oldugunu gorur ve baslar yazmaya.icinde ne varsa paylasir bizimle.
    samimidir velhasil.
    eanlat mahallesinn zengin ucari kizidir ama bizim mahalledendir.

  10.  
    julia bergdorf

    Cuma, Eylül 28th, 2007:

    :)

  11. +2
     
    Cevval Portakal

    Cuma, Eylül 28th, 2007:

    @julia dünyayı ele geçirdiğimde(az önce karar verdim) burjuva sınıfının bir kısmını tarlalara sürüp, kalanları küresel ısınmadan dolayı şemşürmüş kutup hayvanlarının bakımıyla görevlendirirken seni aradan kayırıcam :) vallahi bravo diyim, şahane yön vermişsin hayatına.

  12.  
    julia bergdorf

    Cuma, Eylül 28th, 2007:

    teşk. cewal alaskadaki halamı görmeye giderim bende artık :))

  13.  
    Cevval Portakal

    Cumartesi, Eylül 29th, 2007:

    sırf hayatında yapmayı başardığın bu değişiklikten dolayı dünyanın heryerine ulaşımı sağlayan elektronik bilet(akbil) çıkarttırıcam sana merak etme. :)

  14. -3
     
     
    asena75

    Cumartesi, Eylül 29th, 2007:

    Bizim dinimize mensup insanların çokça tercih ettiği bir lisede karar kılındı.

    ben bu cümleye takildim yahu bu cümle bana Imam Hatip okullarini animsatti. keske yazsaydin hangi liseymis bu bizim dinimizdekilerin sectigi okul?

    Ha sunu da ifade edeyim iyi ki senin o marka kiyafetlerini farkedip sana gökten inmis bir melek ya da sultan muamelesi yapmamislar, hayati güzel ögrenmissin

  15. +1
     
    Semih

    Cumartesi, Eylül 29th, 2007:

    Imam hatipte boyle marka giyinmeyi dert edeceklerini hic sanmiyorum. Olsa olsa azinlik okuillarindan biridir ki benim tahmnim haribyedeki olan:) Oradan arkadaslarim vardi da yaziyi okurken onlar gelmisti gozumun onune:D

  16.  
    Scapula

    Pazar, Eylül 30th, 2007:

    İnsanın içindeki elbet birgün çıkar,bastırsanda fışkırır…
    Anladığıma göre şuan daha mutlusun Julia,bu da daha yararlı bir insan olmak demek,çok güzel.Kendi hayatları yerine başkalarının hayatını yaşamaya çalışan ve özenenlere bir örnek olsun,feyz alsınlar!

  17. +8
     
    julia bergdorf

    Çarşamba, Ekim 3rd, 2007:

    asena75 her ne kadar sorun benim için yorum niteliği taşımıyor olsada sana bizim dinimize mensup derken ben ve ailemden bahsettiğimi hatırlatırım nedense bir tek senin dikkatini çekmiş biz ve siz meselesi..
    hiç gerek yok..
    amman ha..!
    yazılarılarında takip ettiğim kadarıyla benden yaş itibari ile büyüksün..hala marka giyinip kendi kendime gökten inen melake muamelesi yapan bi inasanım ve bu beni bağlar…
    tnx

  18. -4
     
     
    asena75

    Perşembe, Ekim 4th, 2007:

    niye bozuldun anlamadim soru sormak suc mu?

    ayrica ben senin sana bakis acini degil kaldigin yerdekilerin bakis acisini yazmistim.

    yazimin sonunda da dikkat edersen seni övmüstüm.

    ama bu bile seni rahatsiz ediyorsa baska diyecek bir sey bulamiyorum.

  19.  
    MSK_07

    Cuma, Şubat 8th, 2008:

    “Okulda servis aracından inerken ayakkabılarımı toza bular, saçlarımı dağıtır, defterimin sayfalarını koparırdım onlara daha yakın olmak için.”

    Beni bu kısım çok etkiledi.İnsanlar hep yukseklere uçmayı hayal eder.

    Şimdi ben de bunu yazınca aklıma daha baska birşey geldi :)
    Bir “kirlenmek güzeldir” diye reklam yapan deterjan markası.Evet kirlenmek bazen ne de güzeldir.O tozu içine çekmek.Toprakla buluşmak;bu da bir zevktir bazen.Bazen de Chanel, Armani vs. giyebilmek.Kimisi bir Chanel için ömür boyu hayal kurar.Kimisinin dolabını bu tip giysiler süsler ama toprağın kokusunu bilmez.Ne mutlu ki siz iki duyguyu da tadabilmiş dışardaki güzelliklerden de pay alabilmişsiniz…

Cemiyet hayatı başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress