Ekmek arası peynir, domates, maydanoz ve biber

asena75 yazmış
Hayli sıkıntılı bir üniversite yaşamım oldu.
Erkek kardeşim de aynı yıllarda başka bir şehirde okuyordu. Kız kardeşim lise son sınıftaydı ve bu onun da şayet ÖSS engelini aşarsa, evden ayrılıp tahsilini devam ettireceğine işaretti.
Babam elinden geleni yapıyor, ek iş olarak taksi şoförlüğü yaparak bizlere para yetiştirmeye çalışıyordu. Ve ben utanmadan bir de sigara içerek durumu daha da zorlaştırıyor, hemen hemen evden gelen paranın çeyreğini bu uğurda harcıyordum.
Bir firmanin puantörlüğünü yaparak evden mümkün olduğu kadar para istememeye çalışıyordum.
Bu yıllarda en sevdiğim yemek, ekmek arası peynir domates maydanoz ve biberden oluşan sandviçlerdi. Hem tadı güzel hem ucuz hem de besleyici.
Bu gün bile en sevdiğim şeydir. Bir de yanında sıcacık bir çay varsa deymeyin keyfime.
|
17 Ağustos, Cuma , 2007






Cuma, Ağustos 17th, 2007:
Güsel yazmışsın be asena.Çok bizden bir hikaye.Bence her insan bir dönem senin geçtiğin bu tecrübeden geçiyor.Bu süreçte hiçbir ders kitabında yer almayan ancak yaşayarak öğrenebileceğimiz şeylerde hayatımıza dahil oluyor. Ellerine sağlık..
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
wow sevilenler arasinda yazimi görmek güzel oluyormus yav.
herakles tesekkürler. Bu yalnizca benim hayatimin bir gercegi. simdi düsünüyorum da pek o kadar kötü de degilmis.
sikintili dönemler insana rahatligin kiymetini daha cok bildiriyor.
bence bir eli yagda bir eli balda olan insan mutluluk nedir bilemez.
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
sen özel üniversitede okumuşsun farkında değilsin. benim favorim, kekikli zeytinyağına banılan bayat ekmekti.
en çok ben süründüm yupppiiii! nihehehe
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
tamam kabul cevval. ama kekikli zeytinyagi da leziz oluyo be. ekmegi de taze olursa daha güzel.
ama o günler sayesinde bu günü daha güzel buluyorsun eminim.
Cuma, Ağustos 17th, 2007:
Bu yıl 1. sınıfınıı bitirdiğim üniversitedeki akşam öğünümü bu sandiviçler oluşturuyordu.Yurt odasının yarı saydam camlarına bakarak çiğniyor ve bu yarı saydam camın yarım olarak beni yarm olarak da dışarıdaki binayı birleştiren doğal illüzyonu önünde bir sınıf sorgulaması yaşıyorum.B
Cuma, Ağustos 24th, 2007:
sabancı kız yurdunda kalıyorum 9.katta.her sabah en büyük zevkimiz çeyrek ekmek arası katı yumurta ve bol baharat, yanında da 1 kutu süt..para varsa böyle yoksa mavi bandrollü kaçak sigara yastık altında, çeyrek ekmek yerine paraları birleştirip onu aldığımız için kendisini yememizi bekliyor..yer gbi içiyoruz..çek abi çek, çek..hah doydun mu, afferin..
sene 1300..
Cuma, Ağustos 24th, 2007:
nöbetci yurt sabanci yurdu. 27. kata vermisler beni, eylüle kalan bir imtihan icin ankaraya geldim. hemen arkasindan okul acilacagi icin bütün varim yogum valizde ve geldigim gün asansör bozuktu. valizle 27. kata yürüyerek tirmandim hic unutamam.
bu gün bile merdivenden nefret eserim.
Cuma, Ağustos 24th, 2007:
Asena valla ne diyeyim böyle üniversite okumuş kişilerin anıları beni hep etkilemiştir.Bence orada yaşanmış her zorluk insanı olgunlaştırır ve bittiripten hayatın gerçek zorluklarıylakarşı karşıya geldiğinde ise herşeye göğüs germek daha da kolaylaşıyor diye düşünüyorum.Keşke ben de bir üniversite okuyabilseydim de bu yaşadıklarınızı ben de yaşayabilseydim.Bu arada memleket neresi bilmem ama caanım İzmir’im de üstü susamlı sandviç ekmeğinin arasında peynir,domates ve biber konulur buna da kumru denir.Gerçekten de güzeldir.Ayrıca ben bir Aydınlı olarak zeytinyağı içine kekik olayı da harikadır yani bence ikiside hiç fena menü değiller hani?
Cumartesi, Ağustos 25th, 2007:
o kadar sikintiya ragmen her dakikasi yasanmaya degerdi. cok güzel seyler de yasadim beni cok kederlendiren seyler de oldu. ama viliyorum ki o günler bana bu günümü hazirladi.
size bir hikaye.
zengin bir aga yaninda bir cok insan calistiriyormus. kendisi gölgede oturup gelsin caylar gitsin kahveler gününü gün ederken irgatlar sabahtan aksama kadar onun genis arazilerini isliyorlarmis.
aga yine de onlara verdigi parayi cok bulur, günlerin kisa oldugundan sikayet edermis.
bir gün cevredeki nefesi kuvvetli bir hocaya gidip, su günleri biraz uzat hocam demis ve sikayetlerini bir bir siralamis.
onun derdini anlayan hoca !günleri uzatmasina uzatirim ama buna senin de katkin lazim” demis.
aga “sen emret hocam ne dersen yaparim yeterki günler uzasin.”
hoca peki demis “ben bu gece dualar okuyup günü uzatacagim ama sen de buna karsilik oruc tutacaksin.”
aga gölgede oturuyor ama ne cay, ne kahve, ne yemek, ne bir yudum su.
agaya gün o kadar uzun gelmis ki tekrar hocaya gidip günü yine eski haline getirmesini rica etmis.
bizim akilli hoca tok agayam aclarin halini güzelce ögretmis.
Cumartesi, Ağustos 25th, 2007:
aaa ailem 3-4 yıldr izmrde yaşyr,1 yıldr da foçadayz, kumruya baylrm, hele gerçek zeytinyağlı domates soğanlı salata.mmmmmmmmmmmmmmm neffiss.
çilekbahçesi ben 2. üniversteme 29 yaşmda girdm, geç değlse senn için okuyablrsn, geç oldğnu düşnyrsan cann saolsun, önce İNSAN olmak VE KOMPLEKSLERİ törpüleyeblmek lazm, erişkin olmk bu zaten, tıpkı senn olduğun gbi..
sevgler..
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
Aranızda turşu suyunu bilen var mı?
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
var nolacak?HAllahallaaah.hem ben seNnen konşmuyom:)
Perşembe, Eylül 6th, 2007:
tursusuyuna helede acili salgam suuna bayilirim.
varsa bit bardak uzativer
Cuma, Eylül 7th, 2007:
Okul önünde satılırdı , annem inatla bana içme onları derdi. Ben de elime geçen parayı saklardım ki yarın okula gidince annemin kağıda sardığı ekmeğimin yanına turşu suyu alabileyim diye… Hala Eminonünde satılır , her geçişimde mutlaka içerim. Çocukluğumdan yadigar kalan 3 kokudan biridir. Tipitip kokusu , bakkalcı amcanın gofret kutusunun kokusu ve turşu kokusu.
Cuma, Eylül 7th, 2007:
starmiiiix, bakkalci degil bakkal amca.
Cuma, Eylül 7th, 2007:
Ama çocukken dilbilgim yoktu ki :))
Cuma, Eylül 7th, 2007:
O zaman baska
Cuma, Eylül 7th, 2007:
benim kizkardesimin kücükken bir kiz arkadasi vardi ve bu kizin babasi bakkaldi.
kiz sürekli dükkana gider ve babasi da bir sakiz bir gofret filan eline tutstururdu.
kiz kardesim ya 4 ya da 5 yasinda olmali. bir gün evde oturmus ve ic cekerek anneme aglamis, neden benim babam bakkal degil diye. annem neden diye sorunca da eger bir bakkalimiz olsa ne sakizlari ne de cikolatalari kimseye satmayip kendi yiyecekmis.
annem o gün onu elinden tutup o dükkana gidiyor ve cani ne istediyse aliyor.
ve durumu onun anlayabilecegi sekilde anlatiyor.