Şefik idi Refik idi
bastet84 yazmış
Üniversitedeyiz. Son sınıf ve son finaller… Her şey çok kritik artık. Okuldaki kızlar grubumuz tam bir çalışkan ekibi ama bu arada şunu belirteyim çalışmak için hayata küsenlerden değildik.
Her zamanki gibi acayip derecede çalışmışız. Her şeyimiz ezber zaten. Cumhuriyet Dönemi Türk Romanı dersinin finali var. Her sınav öncesi olduğu gibi heyecandan ölüyoruz.
Bizim bu heyecanımız hep sınav öncesi olur. Sınava girdiğimiz zaman kendimizi derste sanıp, olaylar üzerine tartışmaya başlarız genelde. Bu yüzden de hep uyarılmışızdır.
Sınav saati gelip çattı. Yine herkeste aynı cümleler;
“Aklımdaki her şeyi unuttum. Ezberlediklerim boşa gitti”
“Ya ilk tarihi romanı hatırlıyor musun neydi?”
“Bak sınavda yardım et bana”
“Ben sana sorarım sen kağıdı aç yeter”
gibi uzayıp giden son çırpınış cümleleri.
Anfinin kapısı açıldı, herkes içeriye girmeye başladı. Biz her sınavda olduğumuz gibi her anfide belirlemiş olduğumuz yerlere oturduk.
Altı kişiydik, ikili ikili aşağıya inen sıralara oturduk ki, arkadan eğilerek birbirimize söyleyebiliriz böylece. Neden böyle bir yöntem kullandığımız sorusuna gelince; aslında başta da dediğim gibi hepimiz çalışkanız ve bu yüzden hiçbirimiz kağıtlara, sıraya yazarak ya da kitap açarak kopya çekemiyoruz, korkuyoruz ve beceremiyoruz da zaten.
Sınav başladı. Zaten hepimiz birlikte çalışıp, ezberlediğimizden kafamızda da aynı şekilde duruyor. Paragrafla ilgili bir cümle söylemek gerisini hatırlatıyor. Böyle kopya çekiyoruz artık hatırlatma usulü.
Yine sınavda olduğumuzu unuttuğumuz bir noktada arkamdaki iki arkadaşımın fısıltılarını duyuyorum.
Soldaki: “Bu romanın ana kahramanın adı Şefik miydi?”
Öbürü cevap veriyor: “Refik değil miydi yaa?”
Soldaki: “Hayır kızım, Şefik’ti.”
Öbürü: “Valla ben öyle hatırlamıyorum bence Refik’ti.”
Soldaki: “Emin misin Şefik olmasın?”
Bunlar yaklaşık bir beş dakika bunun üzerine tartıştılar. Ben gülmekten ölüyorum ama kahkaha atamadığımdan içimde patlıyor, gözlerimden yaşlar geliyor.
Sonunda benim gülmekten ölmek üzere olduğumu farkeden soldaki bana sesleniyor: “Kızım madem biliyorsun cevabı güleceğine yazsana görelim!”
Ben cevap kağıdıma kocaman bir Ş harfi çiziyorum. Cevabı anlayan arkadaşlar gönül rahatlığıyla sınava devam ediyorlar. Bense sınav sonunda anfi kapısından çıkarken patlatıyorum kahkahayı.
Laz fıkrasına dönen bu “Hızır idi Yunus idi” meselesini ne zaman hatırlasam gülüyorum. Tabi artık içim burkularak biraz da.
|
23 Temmuz, Pazartesi , 2007







Pazartesi, Temmuz 23rd, 2007:
ben sonda; “Şefik yazdınız dimi!? Refik’ti aslında nihohoho” gibi bişi bekliyodum:)
şaka bi yana, yanarım yanarım hayatım boyunca şöyle bi’ cümleyi gönül rahatlığımla kuramadığıma yanarım; “…aslında başta da dediğim gibi hepimiz çalışkanız ve bu yüzden hiçbirimiz kağıtlara, sıraya yazarak ya da kitap açarak kopya çekemiyoruz…”
bu arada, tamam o Şefik’ti de roman neydi:)
Perşembe, Temmuz 26th, 2007:
Üniversitede kopya çekiliyor mu :s
Refik olmasın sakın bu arada (:
Pazartesi, Temmuz 30th, 2007:
arkadaşlar kusura bakmayın yeni döndüm tatilden bir haftadırr kontrol edememiştim yazı o sırada girmiş. Valla romanın adı süper bir soruydu:) Bütün arkadaşlarımı aradım hiç kimse romanın adını anımsayamadı ben de dahil:) Buradan anladığım şu oldu yaşlanmışız:)
Ayrıca yurdumuzun bütün eğitim kurumlarında hatta dersanelerde bile kopya çekildiği bir gerçektir:) Bunu kanıtlamam da zor değil öğretmenim:)
Pazartesi, Temmuz 30th, 2007:
haa bu arada çalışkan olduğumuzu övünmek veya aşağılamak için söylemedim o yüzden hayatımızın en güzel zamanlarını hep yarım geçirdiğimizi düşünüyorum:)
Salı, Temmuz 31st, 2007:
İyi günler. Ben REFİK. Sorun nedir? :D
Salı, Temmuz 31st, 2007:
Ne güzel yaa. Nostalji oldu bana. Ben de en son okuduğum okulda. Türkçe okunduğu ve sevdiğim 1 bölüm olduğu için o kadar rahat ve kolay okudum ki anlatamam.
Okulum yaşadığım şehirde değildi, diğerine giderken tirende gözden geçirirdim, derste dinledklerm yetrdi.Ama hep 1-2 anahtr cümleye ihtiyacm olrdu.Genelde tek soru, 3 saat süre nitelğnde sınavlar olrdu kuram derslermz.Bende soruya cvp vermdn önce boş 1 kağda kafmda uçuşan tüm cümlleri kısa kısa yazr sonra başka 1 kağda hocamn istedği gbi “sağ sol marjn dikkat, edebi üslup dikkaaat, konudan sapma dikkaaat, olay örgüsünü iyi kur dikkaaat,mutlaka yazıya 1 başlk koy dikkkaat, oyun metnyle ilişklendr dikkaaat, karakterlerdn örneklendr dikkaaat” diyerk içimden, başlardm cevaba.O anahtar cümleler süper olrdu, işm bitnce de hemn yardm edlck 1leri varmı diye bakrdm..
Ne günlerdi..sene 1300:)..1996-2002..
Salı, Temmuz 31st, 2007:
Sen şanslıymışsın.biz her sözcüğü ağzından döküldüğü gibi yamamızı isteyen osmanlıca okumaya çalışırken sesleri çıkaramadığımızdan gırtlağımızın düğümlendiği kusma tehlikesi atlattığımızı biiliyorum:)Hatta hocamızın biri derste”İstanbul bir top hadisesidir.”demişti biz de notlarda yazdığımız gibi sınavda yazmıştık:))))
Salı, Temmuz 31st, 2007:
:D
Salı, Temmuz 31st, 2007:
süper anılar ya :) bende ortaokulda en ön sırada kopya çektiğimi hatırlıyorum hemde kitabı açarak :) hocamız hep arkaları kontrol ediyordu öndekiler yaşıyordu. tabi zeki arkadaşlarım kopya çekmek için arkaya gittiğinden yakalanıyordu :P hayatın üç kağıdını en önde oturup kopya çekmekle o zaman keşfetmiştim :) şimdi de farksız değilim her işin en kolay yolunu bulup işimi halledebiliyorum :P
Çarşamba, Ağustos 1st, 2007:
Ben sınavda ya masayı ortaya çeker, çıkar üzerine otururum ya da ellerim cebimde, arkaya doğru gidiyormuş gibi yapıp, 2 adım sonra dönüp geri geri giderim. Nıhaaa.
Konservatuvarda tek soru soruyorum, kitaplar açık. Nasılolsa YORUM. Gene çekilmez yani kopya. Nıhaha. Yaşşasn kötülük :D
Perşembe, Ağustos 2nd, 2007:
ha ha ha:P bu yöntem de süper bunu ben de yapayım:)
Perşembe, Ağustos 2nd, 2007:
ben hala işin zor yolundan kulağımı öbür taraftan tutarak gidiyorum:)