Viki Zamero

julia bergdorf yazmış
Bugün lisede çok sevdiğim bir öğretmenim geldi aklıma, Viki Zamero. Hayatımda bu kadar kendisiyle barışık ve öğrencileri ile dost bir eğitimci tanımadım.
Ufak tefek yapısı, saf ve güven abidesi karakteri, şık giyimi, ensesinde topuz yaptığı saçları ve sabahın köründe yaptığı makyajı, fix yemekhane siparişi; tu peux m’acheter le petit déjeuner?
Şu an bunları hatırlayabiliyorum. Onunla ilgili kurgu da yapamıyorum, bu kadar saf ve iyi niyetli bir insan daha var mıdır dünyada acaba?
Öğrencilerin tek tek isimlerini bilir ve birisinin bir sorunu olsa yüzünden anlardı. Beni de çok severdi
- “Bu kadar gezip, nasıl çalışmaya fırsat buluyorsun? Bu kadar öğrenci okuttum, senin gibisini görmedim” derdi. Bende
- “Aşkolsun, çalışıyorum madam” derdim.
Üniversiteyi kazandığım sene, beni yanına çağırıp, elime bir hediye paketi verdi, “Yanımda açma” dedi. Çok şaşırmıştım. Niye vermişti bu kutuyu bana madam Viki?
Kadife kutuyu açtım, içinde beyaz taşlı, pahalı ve değerli olduğu belli olan broşu elime aldım. Gözlerim kamaşmıştı parlaklığından.
Biliyorum madama teşekkür edemezdim, ayrıntılı ve uzun konuşmaları sevmezdi. O gün okuldan eve giderken hep aklımda sorular vardı. Evet, madam Viki beni severdi ama ben bir o kadar da sorunlu bir öğrenciydim.
Okul açıldığından bu yana beni tam 5 kez sigara içerken yakalamış, karşılığında 5 yarım gün devamsız yazmıştı. Quizlerin çoğunu yapmadan okula gelirdim, kitap yancılığı yapardım ne bileyim…
Eve varınca hemen anneme broşu gösterdim ve olayı anlattım. Annem de benim gibi duygulanmıştı “Bu antika bir broş” dedi.
Bu olaydan birkaç ay sonra mezuniyet törenimizde -ki hayatımın en güzel gecesiydi- beyaz tuvaletimin yakasındaydı broşum. Madam Viki gördü, gülümsedi ve gözleri doldu.
|
7 Ekim, Pazar , 2007






Pazartesi, Ekim 8th, 2007:
fransizca lisaninin diksiyon olayi beni bozuyo galiba.
mustakbel madam’in ismini fransizca usulu soyleme gayreti icerisindeyken odama ‘daaan’ diye girip ‘napiyon olum?’ sorusunu yonelten roommate’ime ‘hiiic’ dedim ama …
hadi kalk roseland’a yeni starbucks acilmis…
senin kafa caramel macchiato icmeden duzelmiyo cunku.
ok geliyom…
Pazartesi, Ekim 8th, 2007:
ceyhun caramel macchiato italyanca yav.
bayilirim firansizcaya dinlerken bile büyüsüne kapiliyorum. cok yazik ki hic bir kelimesini anlamiyorum. tek bildigim bayildigim rengin fransada bir sehir oldugu.
bordo=bordeaux
Pazartesi, Ekim 8th, 2007:
fransızca hakkında bir tek öğrenim aşamasında sinirlerin cidden yıprandığını biliyorum. saint joseph’de okuyan kuzenim senelerdir depresyonda. :)) ciddiyim.
Salı, Ekim 9th, 2007:
Fransizcada -h harfi yokmus yav.
hep yerine ep demek gibi bisi.
cinliler de -r harfini -l seklinde okuyorlar.
brötchen ekmekcik demektir. bir cinli brötchen demek isterken blödchen der bu da aptalcik demektir.
bayiliyorum böyle lisan farkliliklarindan dogan espririlere.
Perşembe, Ekim 11th, 2007:
Julia,Madam Viki ne kadar iyi bir hanımmış öyle..Kim olsa etkilenir,ömrü boyunca unutamaz.Hala saklıyorsundur bence o broşu.
Fransızca benim de bayıldığım bir dil.Tam müzik ve şiir dili.Bir de anlasam..
Anlamadan da kulağa çok hoş gelen etkileyici bir dil.Keşke öğrenseydim derim hep..
Perşembe, Ekim 11th, 2007:
nostaljik, sanırım benim yadigarım olacak bu broş ilerde çocuklarıma torunlarıma ama bunlar için daha çoook zaman var.Fransızca romantizmin dilidir bence en çirkin kadını bile çekici yapar derler.Bilmem.Her dilin kendine has geçmişi ve benliği var.Almancanın’da öyle ::) ama biliyosun o konuda tembel bir öğrenciyim.Ama sen benim gibi değilsin Fransızca öğreneceğine ve su gibi konuşacağına eminim.Teşk.
Perşembe, Ekim 11th, 2007:
julia almanca öyle cok romantik bir dil degildir iclerinde yasadigimdan biliyorum konusma diline bu kadar küfür sokan bir millet daha yoktur herhalde. kadini erkegi küfürlü konusur.
evlat babasina arschloch demekten cekinmez, ve adam da bu lafi heryerde duydugu icin babanla nasil konusuyorsun diye evladi azarlamaz.
bizde böyle bir laf babaya söylenmez, söylense de herhalde kan cikar.
Cuma, Ekim 12th, 2007:
Julia Fransızca zora benziyor.Bu saatten sonra mümkün değil öğrenemem.Teşekkürler..Fakat İngilizce -Almanca inan çok benziyor.Almanca kulağa pek hoş gelmeyebilir.Kaba bir dil derler.
Fakat bu yaşıma geldim,Almanların bu kadar küfürbaz olduğunu yeni duydum,öğrendim.Hiç babaya öyle denir mi?Hangi bölgede yaşıyor bu terbiye yoksunu Almanlar?
Cuma, Ekim 12th, 2007:
bütün almanya da nostaljik. ben anck is cevrelerinde ve resmi ortamlarda düzgün almanca konusuldugunu duydum. aile ve arkadas ortamlarinda almanlar küfürlü konusmaktan hic cekinmezler. zaten scheiße basi ceker ve arkasindan gelen küfürleri saymaya kalksam blog yetmez.
Cuma, Ekim 12th, 2007:
yalniz su hoch deutsch dedikleri sey var ya? iste ona benim kayinvalidem cok dikkat ederdi. ben onlarin icinde 14 yildir yasiyorum. ama kayinvalidem ve kizkardeslerinin küfürlü konustuklarina hic sahit olmadim.
bulunduklari ortamlarda sayet böyle konusanlar varsa kayinvalidemin ortami terkettigine bile sahit oldum.
Cuma, Ekim 12th, 2007:
Demek ki Türkiye’ye geldikleri zaman bu huylarını gizliyorlar.Ben hiç Almanya’ya gitmedim.Tanıdığım Almanlar da Perfekt Deutsch denilen dili konuşuyordu.
Konuştuğum gariban bir turistten akademisyen bir Almana kadar gayet kibardılar.
Demek ki kendi çöplüklerinde kötü ötüyorlarmış:(( Aydınlattığın için teşekkürler asena :))
Cuma, Ekim 12th, 2007:
benim bayrm mesaji güme mi gitti acaba? insallah yayinlanir.
Cumartesi, Ekim 13th, 2007:
belki de o senden geliyor nostaljik. sayet seviyeli bir ortamdaysalar bunu bilirler.
Cumartesi, Ekim 13th, 2007:
Yok canım.Gayet seviyeli olanla seviyeli olunur.Parola budur.
Cumartesi, Ekim 13th, 2007:
hiç böyle bir hocam olmadı hatta cografyacı benim al kırmızısı kravatıımı istedi bende olmaz dedim bana takmıştı ama varya dehşet bişey okulda tek bende vardı ben o kravatla kaç kız ayarladım :D verimiiyim
Cumartesi, Ekim 13th, 2007:
al kirmizi ne oliy yav. al demek zaten kirmizi demektir de:-)
Cumartesi, Ekim 13th, 2007:
söyle düzelteyim kıp kırmızı oldu mu
Cumartesi, Ekim 13th, 2007:
oldu. :-)
Cumartesi, Ekim 13th, 2007:
NOT:En alttaki açıklamam yanlış anlamaya müsait gibi geldi.
Gayet seviyeli onlarmış ki seviyeli konuşmuşuz.Küfür etseler öyle olmazdı demek istedim özetle.Saygılar ..
Cuma, Şubat 8th, 2008:
Madam Viki ‘yi cidden çok taktir ettim.Demek ki o kadar etkilemişsiniz ki böyle kıymetli bir hediye vermiş.Hediyenin böyle kıymetini bileceğinizi biliyordu belki.Belki o da sizin gibi onu takdir eden birinden almıştı onu hediye olarak.Ama en büyük hediye takdir etmesi olmuş.Bir öğretmen için de öğrenci içinde en güzel duygu budur belki.Benimde parlak bir öğrenim hayatım olmadı ama hep övgü kaynağım aldığım övgüler olmuştu.Bazen kaçırıp eve takdir götüremesek de gönülden takdir almak çok güzel birşey bence.
Ocaliptus sen de az çakal değilmişsin hani :D
Cuma, Şubat 8th, 2008:
COK HOŞ BİR HİKAYE,HER İNSANIN HAYATINDA ONUN HAYATINI DEĞİŞTİREN BİR ÖĞRETMEN VARDIR İYİ YA DA KÖTÜ…