Adı Gül, kendi gül, ömrü gül
mskalimero yazmış
Yıl 1947, biliyorum yalnız size değil, bana da çok uzak bir yıl. Ancak yaşananlar bizden, bize yakın, biz belki de…
İşte o yıl, İstanbul, Beyoğlu’nda Rumların ve Ermenilerin Türklerden daha kalabalık olduğu ve birbirleriyle canla kanla dost oldukları, mutluluk ve huzur içinde, kardeşçe yaşadıkları bir semt, Tarlabaşı..
İki katlı eski bir konakta zayıf mı zayıf, çiroz mu çiroz, kara kuru bir kız doğar, 20li yaşlarının ortalarını sürdüren güzeller güzeli İstanbul hanımefendisi Cemile’den.
Bu hanımefendi bu konağın ve sokak üstünde sağlı sollu ilerleyen yaklaşık 100 kadar mobilya mağazalarının ilk ve tek mirasçısı. Mürebbiyelerle yetişmiş bir acem kızı, aristokrat bir hanımefendi. Başı dik, vakur olsa da konağın şoförü Nadir’le evlenecek kadar yürek sahibi, yaradılanı seven yaradandan ötürü.
Evet, Cemile konağın şoförü Nadir’in eşi, kendisi gibi Fransız mürebbiyelerle yetiştirmeye çalıştığı kızının, serpilip büyüdükçe kendine benzediğini farkeder. Naif, zarif, rüzgarda kolayca savrulacakmış gibi bir beden, lacivert karası, her bir belik yumruk kadar saçlar, uzun boyun, dal gibi bir kız. Adı Gül. Fark edilecek bir gül.
Gül dedesinin sandıkla getirttiği oyuncaklarından hangisini seçeceğini düşünerek geçirdiği günlerinden birinde babasını kaybeder, daha 25inde.
Babasızdır artık ve annesi babasının ölümünden sonra konağın odalarını gezer olmuştur esrik adımlarla, dünyayı, kızını, annesini, babasını unutarak. Nadir’ini kaybetmek onun derinine nüfuz eder, hayat ayaklarına dolanır gün be gün.
Konağın şoförü iken sevilen bu delikanlının hayatına girmesi için çok mücadele vermiştir Cemile. İki üç dünyanın zorluklarını örtmüştür sevgileri. Bu sebeple içi yanmaktadır elinden uçup giden sevdalısına. Kızı ile ilgilenmeyi dahi annesine bırakmıştır.
Ancak hayat devam etmektedir.
Nice zaman sonra uzaktan bir tanıdıkla evlenir Cemile. Şanslıdır sevmiştir yine ama bununla da farklı dünyaların insanıdır ve ikinci bir sıfatı vardır bu adamın evde: Üvey baba.
Ee üvey baba üvey babalık yapacak elbette; Ortaokula başlamak üzere olan Gül’ü okuldan alır. Gül’ün dışarı çıkması dahi yasaktır. Sebep? Vaktinden önce serpilmiş, topuklarına kadar simsiyah saçlı, 55 santim beli, bal rengi iri gözleri, kalem kaşları ve kiraz dudaklarıyla afet-i devran olmuştur Gül daha o yaşta. Budur sebep ya da kendi cehaletinin kamçısı.
Gül, kendi de farkındadır, kendindeki bu değişimin ama görüntü yanan bir yürekle okumak istemesine engel değildir. Annesine yalvarır. Olmaz. Anneannesine yalvarır. Anlamaz. Dedesine yalvarır. Susar, eğer başını, konuşmaz…
Hıçkırıklara boğularak odasına kapatır kendini Gül. Yatağında uzunca bir süre soluksuz kalana kadar ağlar. Çare bulamaz. Yatağından kalkar ve antika başucu şifonyerinin en alt çekmecesinden çok zaman önce dedesinin İran gezilerinden birinden dönüşü, içinde hurmayla getirdiği üstü resimli minik teneke kutusunu çıkarır, alır eline, üstündeki acem kız kendisini anlayacakmış gibi öyle bakakalır bir süre kutuya.
Bir damla göz yaşı düşer kutunun üstüne. Siler gözyaşlarını. En üst çekmeceden, derste lazım olunca Öğretmen zor durumda kalmasın diye harçlıklarıyla alıp, muhafaza ettiği renkli tebeşirleri alır, özenle boy sırasına göre yerleştirir kutuya.
Rengarenk tebeşirler benekli benekli olmuştur Gül’ün gözyaşlarıyla. Usulca kapatır kutuyu, göğsüne bastırır ve
- “Allah’ım bir gün okuyacağım istediğim kadar ve o zaman bu kutuyu denize atacağım sevinçle, haykırarak. Yardım eder misin Allahım? Yardım eder misin bana?”
Devam edecek…
|
31 Ağustos, Cuma , 2007






Cuma, Ağustos 31st, 2007:
Maskalimero, bunu sen mi yazdın?
Hemen “Farklı kaynaklardan kopyalanmış yazılar yayınlanmamaktadır” not bırakıp, reddedecektim yazıyı. O kadar arattım Google’da hiçbir şey bulamadım : )
Çok güzel bir hikayeymiş, çok severim ben bu eski İstanbul hikayelerini, konakları, o naif insanları…
Cuma, Ağustos 31st, 2007:
Hikayeyi çok sevdim, eline, yüreğine, kalemine sağlık. Devamını sabırsızlıkla bekliyorum.
Cuma, Ağustos 31st, 2007:
affern ANAFİKO, 70 gündr burdaym, beni hala tanmdn, bravo..alıntı olsaydı, ölürdm söylemesem, sizn için değl gene kendm için, çünkü öyle 1 hakszlk sırtımda gidemzdm öte tarafa..
köklerimi anlatıyorum sizlere..hikayedn bişi değl bu, köküm, özüm, bizmkiler,ben…
genede sevgler, sende benm çocğmsn..
Cuma, Ağustos 31st, 2007:
güzel anlatmışsın mskalimero.. okurken bi an o konakta yaşayan Gül gibi düşündüm kendimi.. hani yazının okuyucuyu ele alması böle bişey olsa gerek;)devamını beklioruz..
Cuma, Ağustos 31st, 2007:
Uzaktaki yakınları anımsatan,düsündüren bir hikaye…
Cuma, Ağustos 31st, 2007:
hoşgeldn scapulaaaa, yensn galibaa.
Cuma, Ağustos 31st, 2007:
ahşap merdivenlerin kokusunu duydum, antredeki yağmurluğun nemini hissettim okurken. tebrikler müthiş olmuş..
Cuma, Ağustos 31st, 2007:
umarım gül’ün duaları kabul olur. devamını bekliorum, güzel olmuş ;)
Cuma, Ağustos 31st, 2007:
benim yorum yok olmus yahu.
nerde bunun gerisi ms. süper olmus
Cuma, Ağustos 31st, 2007:
Güzel olmuş be ms inan devamını sabırszlıkla bekliyorum.Çok ilgici çekici… valaa
Cuma, Ağustos 31st, 2007:
eskilerden bi romanın öyküleştirilmiş hali gibi olmuş başlangıcı, ya da özeti , ama çok lezzetli, ben bunun 1500 sayfalık romanını alabilr miyim ms?
Cumartesi, Eylül 1st, 2007:
döktürmüşsün KALAMAR vallahi bravo. (bende mskalimeroyum hepimiz mskalimeroyuz)
Cumartesi, Eylül 1st, 2007:
yohh canmm sitenn delisiym ben..
Cumartesi, Eylül 1st, 2007:
on numara yazı. yalnız bir sorun var. kim getirdi şu devam edecek zımbırtısını. Yapmayın. Devamını görmem bile. Bir yazıyı bir kere okurum. Hattoriyi bi kere sokarım.
Cumartesi, Eylül 1st, 2007:
ben “to be contiuned” yazmştm ama bu uygun görülmş..
“devamını görmem bile..”
göreceksn..yazı seni boynndaki ipten çekeck…
kuklacı benm..:)))
Cumartesi, Eylül 1st, 2007:
Süper olmuş
Pazar, Eylül 2nd, 2007:
guzel ifade edilmis bir yazi.ellerin dert gormesin.
Pazar, Eylül 2nd, 2007:
olumlu-olumsz ,üslubyla, eleştren tüm kalemşörler, sağolun..
Pazar, Eylül 2nd, 2007:
brah yav olumsuz yoruma kimin cesareti var kine?:-)
Pazar, Eylül 2nd, 2007:
mskalimero,bende keyifle okudum.devamını merak ediyorum.Sanırım yaşanmışlıklar var ve herkez kendinden birşeyler bulacak gibi geliyor bana.Kalemin güzel. Tebrik ediyorum seni.Sevgilerimle.
Pazar, Eylül 2nd, 2007:
mc kalimero bitirdin beni ya içim dışım birbirine girdi resmen müthiş devamı gelsin artııık:) ben neler kaçırıyorum yaa şeytan diyor otur evinde yüreğini çalıştır aklını çalıştır bedenini değil diyor ahh ahh. Her şey elleriimizden kayıp gidiyor işte nasıl durdurabiliriz ki.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
öhöm köhömm:]]]
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
bu senaristi isten atalim yav. cok yavas. bu ne bööölü. :-)
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
Türk filmi…
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
karışık okumamş, start okumamş, daisy okumamş, sinan okumamş..cümle site okusun diye bekliom, bide ilhami yi :]
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
hayr efendm, ailem..
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
Tamam işte… Ailen japon mu? Bunu film yapsak Türk Filmi olur :))
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
iyi.ille senn dedğn olucak.al oldu işte.
hem sen “kayışı kopklarla konuşuyrmrdn?”
;]
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
Ne alakası var? Sen kendin alınganlık ediyorsun. Ne var yani hepimiz bütün gün resmi resmi mi oturuyoruz.Herkes bazen şımarabilir.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
gidyom ben yav, okumadğm yazı, gıck etmedğim kimse kalmadı:]]
bi anthony hopkins dvd patlatiim barii, napiim? ;]
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
“gıcığım çoook gı.cı.ğıım, buymş benm alın yazııımm, ister uzaak, isteer yakıın,
gıcklarr… yyiyosa beni yakalyııınn..
aaaa çok güzel oldu valla:]]]
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
siire de istidadin varmis ms
Cumartesi, Eylül 15th, 2007:
şu NOSTA ile yaşadğm buhranı üzermdn bi atiim, yazıcam devamını..
bilrsnz, sanatsa bir insann mesleği-hayatı-herşeyi duygular daha bi dern yara alyr, incnyr, acıyr..
iyileşrm ben iyileşrm, kötüye 1şey olmaz :))
Cumartesi, Eylül 15th, 2007:
ms birak su caklari cuklari. yazacam, yapacam yaz yav bekliyok 2. bölümü.
Cumartesi, Eylül 15th, 2007:
yok valla böyle bir yazınn devamını getrck durumda değlm..bir süre rahatlatmlym beynimi..
Salı, Eylül 18th, 2007:
ne guzel bir hikaye.. devamini yazdin mi henuz bilmiyorum bakacagim ama yazmadiysn ben de merakla bekliyorum…
Salı, Eylül 18th, 2007:
e üstündeki yorum benm ya okumadn mı ZİYNET(kuyumcus)?
ZİYNET valla bütn yazıları okuyrsn, yorum yapyrsn, birde yazı harlyrsun,
siteye bir geldn pir geldn,
HOŞGELDİN :)
Salı, Eylül 18th, 2007:
ilk gelis heyecani olsa gerek:)Daha cok yazi var ama zamanla yayinlanir herhalde. hosbuldum valla:) Cok guzel bir yermis:)
Salı, Eylül 18th, 2007:
şişt getr kulaaanı bişi diycem, eyil eyil..hah.”bu(etrafı bi kolaçan eder, kimsenn olmadğnı anltnca, fısır fısr) siteyi güzel ve hoş yapn benm..aramzda kalsn..şişşt suss
hihihihihihihiii
Salı, Eylül 18th, 2007:
ya ben caylagim diye boyle diyorsun ama cok yorum okudum. Kimin ne yaptigini az cok anladim:D
Salı, Eylül 18th, 2007:
semih sen kmsn gardaş?
Salı, Eylül 18th, 2007:
kuyumcus u semihe cevirdim. Ama eski yorumlarda degismiyor galiba:( Ama baktim yazimda degismis
Salı, Eylül 18th, 2007:
aa niye gerk duydn ki ne güzel ZİYNETEŞYASI diyrdm san..2 kuruşlk eğlencemi çok mu gördn..böhüm böhümmm…
neyse yarn 8:30 ders, çocklarm bekler..iyi geceler güzide sitemm..iyi geceler ANAFİKO..
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
semih sana özel mesaj atarken semih dersek böyle bir yazar yok ki mesaji aliyoz.
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
Evet semih sadece goruntu adi. Kullanici adim hala kuyumcus . Maalesef kullanici adi degistirilemiyor.
Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:
bende bu nasl “değştrdim” diyo yaw, demştm.
Salı, Eylül 25th, 2007:
ms ne zaman yazican sunun 2. bölümünü. iki gündür siteye de girmiyorsun noooooldu?
kim küstürdü seni?