Ahıska Caddesi Girişi

 tinedenmar yazmış

Ahıska Caddesi’nin girişi öyle pek özellikli bir yer sayılmaz. Her iki yanındaki iki okul, tek yönlü caddenin girişinde sizi selamlar.

Sağ tarafta Tevfik Fikret İlköğretim Okulu bulunur. Sabah vakti bahçesinden gelen “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım, ilkem…” şeklindeki öğrenci andını duyabilirsiniz.

Çocuk cıvıltılarının karşısında, sol tarafta bir lise yükselir. Oraya bakınca ergenlik yıllarının aşırılıklarını hatırlarsınız ister istemez. Takım elbiseli erkekler ellerinde çantaları, küfürleri sakız gibi çiğneyerek derse giderler. Kızlar da kendi grupları içinde, kim bilir ne dedikodular yaparlar.

Beden eğitimi derslerinde asfalt sahada futbol oynanır. Top bazen caddeye kaçar. Düşen topun yuvarlandığı doğrultuda bir büfe dikkatinizi çekebilir. Büyükşehir belediyesinin “dünya standartlarında” olmasıyla övündüğü ekmekleri alabilirsiniz buradan.

Sabah saatlerinde önünde uzun bir kuyruk oluşan bu büfe, öğleden sonraları genellikle boştur. Büfenin aşağısında, caddenin girişinde dolmuş durağı yer alır. Her an bir dolmuş hareket etmek için beklemektedir.

Asya-Nihavent dolmuşları neredeyse kırk yıldır bu güzergahta işler. Durağın biraz berisinde, artık meydana bakan tarafta gazete bayii yer alır. Güler yüzlü, kibar bir amca çalışır orada. Hiçbir zaman ne teşekkürü esirger sizden ne de iyi günleri.

Gazetemizi aldıktan sonra isterseniz tekrar lise tarafına geçelim. Lisenin köşesini dönerek Ahıska Caddesi’nden çıktığınızda Hürriyet Meydanı karşınızdadır. Kaldırımın devamında metro durağı yer alır ki, aynı zamanda alt geçit olarak da kullanılabilir.

Yeraltına inen merdivenleri umursamadan yola devam ederseniz küçük bir açıklıkla karşılaşırsınız. Burası normalde boştur. Fakat Ramazan aylarında kurulan iftar çadırıyla farklı bir anlam kazanır.

İftar vaktine yakın çadırın önündeki kalabalık öyle artar ki, durağı geçer, kıvrılıp köşeyi döner, Ahıska’nın yukarısına bile çıkar. Cadde ve meydanın kaynaştığı köşenin saymayı unuttuğumuz bir özelliği ise reklam panolarıdır.

Sekiz adet ilan panosu duvar gibi yükselir. Çoğu zaman sayın belediye başkanının çıkacağı televizyon programlarının saatleri duyurulur. Bazen siyasi mesajlar, bazen de normal tüketici reklamları sizi etkilemeye çalışır. Sıklıkla sol örgütlere ait afişler ilanların üzerine kaçak olarak yapıştırılır.

Bu kısımda yakın zamana dek alelade panolar bulunurken, bunlar ışıklı, modern görünümlü panolarla değiştirilmiştir. Bedava iftar yemeği için çadırın önünden başlayan kuyruk yenilenmiş panoları boydan boya geçer, genelde on metre daha yukarı çıkar.

Sıranın sonundaki talihsiz adamın eğer biraz etrafına bakacak hali varsa, lise duvarındaki bir girintiye yerleşmiş dokuz basamaklı merdiveni ilginç bulabilir. Basamakların herhangi bir işlevi yoktur. Duvar, onların bittiği yerden daha yükseğe dek devam eder, üstelik daha yukarıya da demir parmaklıklar uzanır.

Acıkmış dostumuz basamakların gizemini çözme hevesiyle etrafı incelerken caddenin karşısına bakarsa, bir dokuz basamak daha göremeyecektir, fakat bir zamanlar orada da benzer bir merdiven olduğuna dair beton temeli fark edecektir.

Eğer bahsettiğimiz adam Ahıska’ya henüz taşınmış çiçeği burnunda üniversite öğrencisi değilse, en azından üç dört senedir iftar kuyruğuna giriyorsa, merdiven kalıntısı onun için elbette gizem taşımayacaktır. Bunun eskiden caddenin iki yanını birbirine bağlayan üst geçidin kalıntısı olduğunu hatırlayacaktır.

Ömer Seyfettin Lisesi’nin duvarının yarısına kadar çıkan dokuz basamak ne kadar anlamsızsa, basamakların öncesi olan sağlam üst geçit de o kadar anlamsızdı. Belki de caddenin iki yanındaki okulları birleştirmek için yapılmıştı. Belki cadde eskiden çift yönlüydü ve karşıdan karşıya geçmek çok daha zordu. Belki de açıldığı günden yok oluşuna dek caddenin yukarısındaki özel hastanenin duyurularının asıldığı yer olmak dışında bir işe yaramamıştı. Ama hayır. Her ne kadar kullanılış amaçları arasında öngörülmediğine emin olsak da, bu üst geçit önemli bir işe gerçekten yaramıştı. Yıllarca bir düşkünün evi olmuştu.

Yaşlı bir adam, bir evsiz, düşkün, meczup, ya da siz ne derseniz, yıllarca üst geçit merdivenlerinin altında yaşamıştı. O kuytu yerde birkaç battaniye ve paçavraya sarılıp kim bilir kaç kış geçirmişti. Kimsesi yok muydu? Yardım edeni? Devletin böyle çaresizlerle ilgilenecek bir kurumu yok muydu?

Şüphesiz bu adam belediyenin dikkatini çekmişti. Çünkü bir sabah caddeden aşağı inenler merdivenlerin altındaki boşluğun metal plakalarla kapatıldığını ve sığınılamaz hale getirildiğini gördüler. Adam o gün orada yoktu. Bir kaç gün sonra ise tekrar ortaya çıktı. Bu defa merdivenlerin altında değil üstünde uzanıyordu. Yağmur yağıyordu.

Sonra artık nereden geldi, kim verdiyse bir çadır çıktı ortaya. Merdivenlerin üstünde kamp çadırı, içinde merdivenlerin altındaki adam. Biraz da böyle yaşadı.

Bir gün bir trafik kazası oldu. İş makinasını taşıyan kamyon, arabayla çarpışmış, yoldan çıkarak geçidin desteklerinden birine bindirmişti. Üst geçit kağıt gibi kıvrılıp bükülmüştü. Kazayı temizlediler, üst geçidi de söktüler. Evsiz bir daha görünmedi. Geriye dokuz basamak kaldı.

Ahıska Caddesi’nin girişi öyle pek özellikli bir yer sayılmazdı. Caddenin yukarısı da öyle. Fakat aşağı uçtaki Hürriyet Meydanı 25 Mayıs Mitingi’yle tarihe geçecekti.

1 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 1 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 1 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 1 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 1 kez oylanmis, 5 uzerinden 5 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , , ,


24 Nisan, Perşembe , 2008

Öneri: (Sponsor)

1 Yorum yapılmış

  1.  
    moonlight

    Pazartesi, Nisan 28th, 2008:

    Özenle yazılmış kaliteli bir makale gibi yazınız.Verdiğiniz detaylar bilgilendirici olmuş.Bahsettiğiniz yerler gözümün önünde canlandı sanki..Elinize sağlık..

Ahıska Caddesi Girişi başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress