Akşam sefaları

 bastet84 yazmış

Hatırlıyorum da çocukluğumda akşam sefaları açardı evimizin önünde. “Evimiz” dediysem aslında başkalarının olup, bizim kendimizinmiş gibi benimsediğimiz bilmem kaçıncı ev…

Bu benimseme hissiyle, her taşındığımız evde, yeniden bağlamaya çalışırdık çözülüp, gitmiş ailemizin bağlarını. Hepimiz yaşama tutunabilmek için evin muhtelif yerleriyle samimi olur, onlara, kendimize has özellikler katarak, evimize gelenlere “Burası bize ait, bizim bir parçamız” hissi uyandırmaya çalışırdık.

Ben hep akşam sefalarına bağladım o evde yüreğimi. Öz be öz olmama rağmen kendimi hep üvey hissettiğim o evin içinde bana ait hiçbir yer yoktu. Bu yüzden belki de hep “dış kapının akşam sefası” oldum.

Her akşam annem işten evde onu bekleyen başka işlerin ağırlığıyla dönerdi. Gelir gelmez ya mutfağa ya da temizliğe dalardı. O zamanlardan en çok anımsadığım şeydir; annemin elinde süpürge yerleri süpürürken sinirden kaşlarını kaldırdığı. Şimdi ben de kaşlarımı kaldırıyorum sinirlendiğimde-“genetik” böyle bir şeydir belki de-.

Babam genelde işten gelmezdi. Mesai bitiminde doğruca çok sevgili arkadaşlarının yanına koşardı. Mutluluk oradaydı. Mutluluk bir 70’lik rakı şişesinin içinde saklıydı.

Herkes dış kapıdan hızla gelip geçerdi, kimse bakmazdı kapının çevresini saran renk renk akşam sefalarına ve hiçbiri bilmezdi akşam sefalarının hep onların geliş saatlerinde açtığını.

Bense gün boyu evin ürkütücü ve boğucu yalnızlığından o renklere sığınırdım oyun oynamak bahanesiyle. Oysa hiç arkadaşım yoktu benim.

Eve her girip çıkışımda bir ruhani bir tören gibi selamlardım çiçekleri. Bakkaldan bir iki paket minik, tuzlu çekirdek alırdım-tuzlu olduğu için hep kabuğuyla yerdim bunları-. Sonra otururdum çiçeklerin yanına-merdivenin son basamağına- bir yandan çekirdek çitleyerek yoldan geçenleri seyrederdim.

Her geçenin yüzlerindeki ifadeye bakarak onlara yeni hayatlar yazardım. Güneş, ağır ağır gizlenirdi güdük binaların ardına, gökyüzü maviden turuncuya dönerdi.

Akşam sefaları solmakta olan güne inat, evlerine solgun yüzlerle dönen insanlara inat açılmaya devam ederdi. Ben hep aynı heyecanla açmalarını beklerdim. Çünkü bilirdim akşam sefaları açınca annemle babam işten dönecekti…

10 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.6 10 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.6 10 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.6 10 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.6 10 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.6 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , , , ,


6 Ağustos, Pazartesi , 2007

Öneri: (Sponsor)

5 Yorum yapılmış

  1. -2
     
     
    mskalimero

    Pazartesi, Ağustos 6th, 2007:

    kasımpaşa mıydı orası..içinde kayboldm yaznn, çok güzel.ağızlarna kadr mutllğa batmş bu erkklern hala mutllk peşnde olmaları deli edyr beni ya..

  2. +1
     
    sempatik_ufaklik

    Pazartesi, Ağustos 6th, 2007:

    samimi ama iç burkan gerçekliğe sahip bir yazı ellerine yüreğine sahip. mutlu ve akşam sefalı bir hayata sahip olursun inşallah ;)

  3. -1
     
    bastet84

    Pazartesi, Ağustos 6th, 2007:

    teşekkür ediyorum hala yazdığım gün gibi okurken bile içim titriyor gözlerim doluyor.Yalnız çocuklar görüyorum benim gibi kırık dökük satırlarla doldurmaya çalışıyorum içimdeki boşluğu ama dolmuyor işte:( Dilekleriniz için çok teşekkürler arkadaşlar iyi ki buradayım iyi ki yazmaya başladım:)

  4. -1
     
    rezilvezir

    Çarşamba, Ağustos 8th, 2007:

    akşam sefasından nefret ediyorum allerji yapıyor bana nefes alamıyorum ama yazın güzel mutluluk dolu

  5. -1
     
    bastet84

    Çarşamba, Ağustos 8th, 2007:

    çok üzüldüm ya keşke iyi anıların olsaydı senin için de güzel şeyler ifade etseydi.teşekkürler

Akşam sefaları başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress