Arayış

 KaraKalem yazmış

Bir Nisan sabahıydı. Yataktan fırlayıp balkona koştu. Derin derin nefes aldı, gördüğü rüya sarsmıştı onu.

Baharın temizliği yavaş yavaş içine dolunca, aldığı nefes, bedenine yeniden hayat vermişcesine, kendine getirdi onu; kafasındaki karanlıkları tam olarak dağılmamıştı.

Bıkmıştı şehrin dayanılmaz monotonluğundan, her gün ayrı geçen koşturmacalardan.

Annesinin sesiyle irkildi;

- Fikret kahvaltı hazır

- Geliyorum anne

İsteksizce oturduğu sofradan bir iki lokma alıp işinin yolunu tuttu. Düşünce girdabından hala sıyrılamamıştı. Anılar birbir gezindi kafasında.

Nerdeydi o çocukluk vakitleri… Kendini sokaklara attığı, annesinin bütün yakınmalarına, azarlamalarına rağmen üstü başı çamur içinde geldiği, riyadan, yalandan dolandan bihaber olduğu zamanlar…

Tiksinmişti artık insalardan. Tanıdığı insalar iyi gününde yanında olmuş, düştüğü vakitte sarılacağı bir dal hiç olmamıştı yanında. Ondan olsa gerek, yüzünde usanmışlığın, aldığı darbelerin izleri bir bir okunuyordu.

Yine de içinde baharları yaratmayı bilen bir insandı. Hazanı anında bahara çevirebilen hoş bir micazı vardı.

Aheste aheste işinin yolunu tutarken, baharın cilvesine dayanamayıp fısıldanmaya başladı..

Geri verin,
Dalgaların kıyılara çarparak,
Herhangi bir makamda
Bir şarkı söylediği,
Akasya kokulu sabahlarımı

Mütevazi, her birinin arasına öfkesini, sevincini gizlediği, en güzel anlarını paylaştığı kitapçı dükkanına geldi. Bir ah geçirdi.. Teker teker dokunmaya başladı kitaplarına.

- “Biliyorum” dedi. “Biliyorum. Bir yerlerde en az sizin kadar temiz insanlar var. Bir yerlerde, size dokunduğum gibi, onlara da dokunmaktan çekinmeyeceğim güzel ruhlu insanlar var. İçimi tıpkı size dökebildiğim gibi, onların da yüreğine sarılıp, sırdaş olabileceğim insanlar var, olmalı, olmalı

Kapının gıcırtısı kendisine getirdi onu. Müşterisinin ona doğru gülümseyen gözlerle yanaşması şaşırtmıştı onu. Her gün nice insanlar kapısından geçiyordu. Aldırışsız, adeta donmuş, duyarsız bir ton insan.

Kendisine gülen gözlerle yanaşan bayandan gözlerini alamıyordu. Uzun zamandır böyle birisiyle karşılaşmamıştı.

- “Bir kitap arıyordum” dedi gülen gözleriyle bayan.

- Nasıl yardımcı olabilirim, nasıl bir kitap bakıyordunuz?

-Yaşamın tekdüzeliğine rağmen, hırs, öfke çemberinden sıyrılmayı başarmış, insanlığını yitirmemiş olanların varlığına beni inandıracak, umudumu yitirmeme engel olacak bir kitap arıyorum. Var mı? Var mı öyle bir kitap? Var mı hala öyle insanlar dersiniz?

- “Var. Olmalı. Muhakkak olmalı” diye yanıtladı sevinçe adam.

4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 4 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.25 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , ,


5 Mart, Çarşamba , 2008

Öneri: (Sponsor)

7 Yorum yapılmış

  1. +1
     
    Demokles

    Çarşamba, Mart 5th, 2008:

    ..bence de var:)

  2. +1
     
    poseidon

    Çarşamba, Mart 5th, 2008:

    Evet,umut gerçekten insanı ayakta tutar.Umudu korumalı,her şeye umutla bakabilmeli,umudu bir ömre yayabilmeliyiz.
    Hayatta her şey insanlar içindir.Biraz cesaret,biraz sabır ve biraz da umutla hayata sıkıca sarılabiliriz.Güçlükler bizi yıldırmamalı,kendimizi asla koyvermemeliyiz.Umudunu kaybeden bir insan yaşam içinde çeşitli deformasyonlara maruz kalıyor.Hatta sonu bunalım ya da depresyonla,belki de intiharla biten yollara giriyor ):
    Umut edebilmek mutluluğun ilk basamağıdır.Bazıları onu kolay kolay farkedemese de psikolojik bir güçtür içimizde.Kavgadır ve inattır çaresizliğe..
    Bu yazıda da kaybedilmeyen bir umudun öyküsü var ve okuyucuya çok güzel aktarılmış((:

  3. +1
     
    asena75

    Perşembe, Mart 6th, 2008:

    olmali… mutlaka…

  4. +2
     
    ExcalibuR

    Perşembe, Mart 6th, 2008:

    Umudunu kaybeden herşeyini kaybetmiş derim her zaman.İnsan umutlarıyla yaşar.Yoksa yaşamak o kadar boş gelirki neticeside sakata gider.Umutlarınızı yitirmemeniz dileğiyle…

  5. Pazartesi, Mart 10th, 2008:

    Tabiki var umut.Her gün yatağınızın baş ucunda oturan kim dersiniz?O olmasa hayata her sabah ne kadar asılabilirsiniz.Küçücük,ufacık bir damlası bile içinizde yenik düşmüş nice duyguları tekrar alevlendirmiyor mu?
    tabiki var ve iyi ki var,olmadığında ise intiharlar gerçekleşiyor.

  6.  
    KaraKalem

    Pazartesi, Mart 17th, 2008:

    Sağolun yorumlarınız için.. Gerçekten de ‘umut’ en büyük nimetimiz. Kötü hayat şartları her geçen gün törpülesede umudumuzu, sevgi ve inanç kibridiyle yeniden alevlendirebiliriz hayatımızı, umudumuzu.. .

  7.  
    yazi_yorum

    Salı, Mart 18th, 2008:

    Olmaz mı kardeşim olmaz mıııııı……. Bak en canlı örneği benim. Umutların tükendiği yerde Türklüğün gururu başlar. Bİzde bu anlattığın insanlardan çok var mesela benim eşim. sanki o kitaptan çıkmış gibi bana en büyük umut oldu. Yaşamın tekdüzeliğine rağmen, hırs, öfke çemberinden sıyrılmayı başarmış, insanlığını yitirmemiş olan eşim benim en büyük umudum oıldu demekki umut suz olmamalıymış di mi?

Arayış başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress