Dünden kalanlar
cxhan yazmış
Şehrin sırtlarında bahçe içinde küçük bir gecekondu.
Arife günü;
Anne-Babanlar gelmedi mi daha kızım? 3 saat oldu gideli. Bulamadılar mı acaba uygun bir şey?
Büyük kız-Merak etme anne, gelirler nerdeyse. Hah geliyorlar işte, gel bakalım nasıl bir şey almışlar.
A-Koşma kızım dur yavaş, kıracaksın şimdi kafanı gözünü.
Bk-Anne şuna bak! Ne kadar güzel. Boynuzları da kocamanmış.
A-Hoş geldiniz bey. Merak ettim valla 3 saat oldu yoksunuz. Herhalde bir şey bulamadılar dedim içimden.
Baba-Hangi bayram bulamadım ki hanım? Buldum hem de alasını buldum ama bileğim koptu valla, neredeyse yarım saattir el sıkışıyoruz sahibiyle, adam inatçı çıktı, Nuh diyor Peygamber demiyor bir türlü ama sonunda ortada buluştuk. Hem oğlan da beğendi, o da ısrar edince aldım artık. Nasıl?
A-Nasıl olacak bey, daha ne olacak, almışsın yine tosun gibi bir mübarek.
Ortanca oğlan-Ben beğendim anne, bak boynuzlarına, kocaman.
A-Maşallah. Maşallah pek güzel, dur bakiim şöyle, besiliymiş, pek yağlı da değil. Ama pahalıdır bu bey, ne kadara aldınız?
B-Ne yapacaksın sen parasını. Her bayram sen aynı şeyi sorarsın ben de hep aynı cevabı veririm…
A-Tamam, tamam sormadım. Allah kabul etsin.
B-Oğlum sen al hayvanı bağla şu ağaca. Kızım sen de su koy içerden bir tasa, yanmıştır hayvancağız. E hadi girelim artık içeri. Böyle iki saattir kapının önünde… Millet yanlış anlayacak, sanki gösteriş yapıyormuşuz gibi… Hoş olmuyor böyle hadi girin. Küçük kız nerede?
A-Sizi bekledi bayağı, ama dayanamamış sızmış divanın üzerinde, ben de yerine yatırdım. Oğlum sen bayram namazına gidecek misin? Ona göre kaldırayım sabah seni.
B-Ne demek gidecek misin? Gelecek tabii. Kazık kadar oldu artık. Kaldır sen sabah ikimizi de. Haa hanım unutmadan seccadeleri de çıkar da unutmayalım sabah. Tıklım tıklım olur sabah cami, yer bulamazsak avluda kılacağız mecburen.
A-Olur çıkarırım. Oğlum bayramlıklarını ütüledim, koydum yatağının üstüne güzelce, kırıştırma sakın, hem sabah namaza giderken de giyme onları.
B-Hanım masatı ver de bileyeyim şu bıçakları . Sonra da kancayla ipi çıkarayım. Sen de leğeni, kovayı, tası çıkar, tepsileri de hazır et, lazım olacak yarın.
A-Telaşe memurusun valla bey. Merak etme hazır hepsi. Hem kancalarla ipi çıkardım ayakkabılığa koydum, oklava da orada aramayın yarın.
B-Tamam, bir şey demedim. Bilir benim karım canım. Leb demeden leblebiyi önüne koyar. Sofra hazır mı? Kurt gibi acıktım. Hadi kaldırın küçük kızıda yiyiverelim yemeğimizi.
Bayram günü;
A-Gelin bakalım, Allah kabul etsin. Dua etseydiniz bize de.
B-Ettik, unutur muyuz hiç?
Bk-Allah kabul etsin baba.
B-Sağol kızım.
A-Hadi gelin iki lokma birşeyler atıştırın. Kahvaltı hazırladım.
B-Olur. Kalktı mı küçük kız?
A-Sizin arkanızdan uyandı hemen. O zamandan beri de koçun başından ayrılmıyor.
B-Ben bakayım bir şuna. Nasıl kızım beğendin mi koçumuzu?
Küçük kız-Baba bu çok güzel. Bak ne güzel ot yiyor. Elimden de yiyor hem.
B- Güzel ya…Mübarek hayvan…
Kk-Bunun adı mübarek mi baba?
B- Yok kızım. Öyle derler işte. Hadi gel artık kahvaltı yapalım.
Kk-Baba bunu kesmeyelim…
B-Hadi gel artık! Gir bakalım içeri. Çayımız soğuyacak yoksa.
Kahvaltıdan sonra;
A-Kızım siz kardeşinle içerde kalın, ben çağırınca gelirsiniz yardıma.
B-Oğlum getir şu küreği çukurları kazalım. Hah oldu işte. Al şimdi küreği, git sen de bahçenin köşesine büyük bir çukur kaz, derin olsun da kediyi köpeği toplamayalım bahçeye.
Oo-Tamam baba kazdım.
B-İyi, tut bakalım şimdi bacaklarından yıkalım hayvanı, aman dikkat et acıtma mübareğin canını. Ver şimdi şu ipi bana bağlayalım ayaklarını. Üç ayağını bağlayacağız birisi boşta kalacak ki rahat debelensin hayvancağız. Ha şöylee gözünü de bağlayalım. Gel bakalım hanım kimin adına kesiyoruz bu sene?
A-Geçen kurban benim adıma kesmiştik bu sene senin olsun bey.
B-İyi bakalım öyle olsun. Oğlum sıkı tut boynuzlarını. Hadi Bismillah (Tekbir getirilir.) ve kıhhh.
A-Allah kabul etsin bey.
B-Allah razı olsun hanım. Sen al şu kelleyi, koy küçük tepsilerden birine. Oğlum sen de çöz ayaklarını hayvanın, canı çıktı artık.
-Oklavayı getireyim mi? baba.
-Getir de şişirelim. Yaşlanıyoz be hanım zor şişirdim valla. Bağla oğlum şurdan hava kaçırmasın, sıkı bağla. Şöyle oklavayla bir güzelde dövelim de kolay yüzülsün, üzmesin bizi. Ha şöylee. Kancaları da geçirelim ayaklarından asalım ağaca. İnşallah derisini yaralamayız yüzerken.
Asılır, yüzülür, kesilir, biçilir;
B-Yoruldum valla. Hadi kızım bir kavurma yapın da yiyelim. Sonra da bir ön kolla bir arka bacak ayırdım, onları verir gelirsiniz kardeşinle.
Oo-Akşama mangal yakarız değil mi baba?
B-Yakarız oğlum. Hadi gel şu elimizi yüzümüzü bir yıkayalım, bayramlıklarımızı giyelim, bak daha bayramlaşmadık.
Yıkanılır, giyinilir, yenilir, içilir;
B- Kavurma güzel olmuş eline sağlık hanım. Hadi bakalım kimse gelmeden bayramlaşalım artık.
A-Bayramın mübarek olsun bey (Anne, babanın elini öper)
B-Senin de mübarek olsun hanım. Daha nice bayramlara çoluğumuzla, çocuğumuzla, sağlıkla, afiyetle inşallah.
A-Amin. Allah bu günümüzü aratmasın.
B-El öpenleriniz çok olsun çocuklar. Alın bakalım harçlıklarınızı. Açın şu televizyonu da şarkı türkü dinleyelim, başlamıştır bayram programları.
A-Başlamıştır yaa…
Televizyon açılır. Hacivatla Karagöz oynamaktadır;
Kk-Yaşasın! Karagöz başlamış…
-Aman Karagözüm hayırlı bayramlar olsun.
-Al bakalım Hacivat efendi (Küttt***) bu da sana ders olsun.
-Neden vurdunki Karagözüm hayırlı bayramlar dedim sadece.
-Ona öyle demezler de ondan vurdum Hacivat efendi.
-Ya ne derler?
-Hıyarlı ayranlara cacık derler cacık…
Gülüşmeler, vs…vs…
Not: B:Baba-A:Anne-Kk:Küçük kız-Oo:Ortanca oğlan Bk:Büyük kız
|
3 Eylül, Pazartesi , 2007







Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
senn yazılarına 2 yaşndn beri hastaymmm..
hocalk:”kesilir, biçilir, asılır, yüzülür “daha doğru sıra dimi CX?
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
çok mu özledin sen bayramları;) kurbana çok var da 1 ay idare et artık.. güzl olmuş, gözlem gücü.. ayrıntılarıyla bir bayram telaşı..
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
Benim hatam olabilir. Acaba geçen kurban bayramından sonraki gün yazılmış bugüne kadar yayınlanma sırası gelememiş bir yazı olabilir büyük ihtimal : )
Çok özür dilerim.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
Anafikir , tarzımın dışına çıkıp bi çift laf edicem sana. YUH ARTIK ::)) 1982 yılbaşından kalan yazı falan da vardır sende , yada hiyeroglif olarak yazılmış falan…
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
haaah şöylee.gerçek yüzlermzmi gösterelm..
birde nesnel olarak ta yapalm bunu:]
foto diyom fotoo.hoo:]
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
2 tane yeni foto gördüm biri basted84‘ün diğeri de herakles. İkisi de kendi fotoları değil.
Hatta herakles’in fotosu da Angelina Jolie’ye ait : ))
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
aa valla mı?neden?sınırdan izinsz meksikaya geçmşler de şimdi saklanyrlar mı?
yapmaz benm BASKETBOLm..hm?yapar mı?hm?
ne?mı?
baskeeeeet..
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
“yorumumu yaynlayn”,”yorumum neden yayınlanmadı?”, “1 şey yazdm kaybolduu!”
hahaah gıcık mıyım?:]
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
MS’ e : Kurban kesilip şişirildikten sonra ayaklarından kanca ile asılır (tercihen yerde de yüzülebilir) asıldıktan sonra yüzülür, yüzüldükten sonrada parçalanır. kesilir biçilirden kastım, kurbanın parçalanması, yani asılır, yüzülür, kesilir biçilir :) Amma kanlı ve gereksiz bir uzatma oldu farkındayım:)
Ana fikire yine de teşekkürler yazımı ramazanda da yayınlıya bilirdi ve oruçlu oruçlu pek iç açıcı olmazdı okumak.
Belki küçük yerlerde yazdığıma benzer bayram manzaraları hala yaşansada büyük kentlerde bu tarz bayram sahnelerine ne yazıkki çok sık raslanmıyor artık. En azından televiyonda hacivat ile karagözü göremiyoruz.
Aslına bakarsanız yazım yayınlandığında hayvan severlerin tepkili yorumlarının olabileceğini düşünmüştüm ve şunuda belirteyim bende bir hayvan severim, her insanın olması gerektiği gibi. Kurban kesimlerinde karşı olduğum olay ise kurbanların işinin ehli kişiler tarafından usulüne uygun kesilmeyip, bazı acemi veya sadist ruhlu kişilerin hayvancıklara eziyet etmesi.
Beni sabırla dinlediğiniz, pardon okuduğunuz için teşekkür ederim.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
aa doğru valla, atlamşm bu durumu, özür dilerm sendn CXcm, sen haklsn..
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
her kadin anne olmaz her koyun kurban olmaz demis atalarimiz. bu yüzden kurbanlik koyun eziyet edilen hayvanlar sinifina girmez. güzel bir yola baskoymus buraklardir onlar.
güzel yazmissin. bizim evdeki arefe günü diyebilirim.
cok bi nostalcik:-) olmus,
ah ah nerde o günler. ama bir sartla. o günlerde apartman dairesinde oturan bizler, koyunu mecburen banyoda geceletirdik. tabii evin en büyük kizi olarak ta, sabah koyun ciktiktan sonra banyoyu temizlemek benim isimdi. aman ne eglenirdim ne eglenirdim tahmin bilem edemezsiniz. yav o günler gelsin de banyo temizligi icin baskasini bulun be!
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
öğğyyy..
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
Bak ya anafikir nasılda deşifre ettin beni.Wala utandım şimdi.En kısa sürede ta kendisi yer alcak.
Salı, Eylül 4th, 2007:
@cxhan ben çoğunlukla senin yazılarını severek okurum başından söyleyeyim.
madem iyi yönde eleştri yapıyoruz kötü yönde olanı yazmamak adaletsizlik olur diye düşünerek ekleme gereği duydum yorumu.
samanyolu tv izler gibi hissettim kendimi okurken, yani tamam tabiki güzel şeyler bunlar, işte böyle bayram, seyran, insanlar mutlu, örfümüz adetimiz ailece yaşatılmakta. ama bu şekilde yazmanın bir özelliği yok diye düşünmekteyim.
benim bozuk ruh sağlığımın neticesi de olabilir emin değilim. fakat itiraf etmem gerekirki rahatsız edecek derecede mutlu, mesut bir yazı olmuş. saygılar sevgiler.
Salı, Eylül 4th, 2007:
Cevval, öncelikle eleştiriler için teşekkürler. Senin fikirlerine saygılıyım ancak bazı eleştirilerine cevap vermek isterim. Yazdığım yazı birebir ailemizde yaşamasamda çocukluğumda çevremde gözlemlediğim kısa, mutlu bir bayram sahnesi, benim özlemini duyduğum, keşke bu günlerde de yaşansa dediğim ancak büyük şehirde yaşamanın getirdiği kısıtlamalar ve insan ilişkilkerinde meydana gelen erozyonlar nedeniyle yaşayamadığım ve özlemini duymaya devam ettiğim bir sahne, ayrıca bence insan geçmişindeki kötü, acı verici, mutsuz anlarındansa sanırım güzel anlarına özlem duyar ve o güzel anlar için “ahh be nerde o günler “der.
Ve bana göre sanırım git gide toplum olarak mutlu olmaktan yada mutlu anlardan rahatsız olmaya başladık. Bunun sebebi de; diyelimki çok mutluyuz her şey istediğimiz gibi şans da bizden yana, bu bizi korkutmaya başlıyor birden, bu mutluluk nasılsa bitecek, bir şeyler olacak ve üzülüp acı çekeceğim nasılsa gibi kaygı ve endişeler o anki mutluluğumuzuda gölgeliyor.
Tabiki hayat toz pembe değil ama bazen pembe gözlükleri takmanında sakıncası yok sanırım.
Salı, Eylül 4th, 2007:
CX, CEVO gbi sennde çene mAAşallh yanıı.
SEVYRM SİZİ YAAA, ANLATCK SÖYLEYECK DERDİ OLAN YAZIYR..
sanatta bu dertle yaplmaya başlamş zaten, anlatck 1şeyleri olan sanata başvurmş..
ilkeller avdan dönnce gençlere nasıl avlandklarını ve neler yaşadklarını anlatmk için ateş etrafnda anlatcı değşk harektler etmeye başlamş lar bu daha sonraları döne döne, daire hale gelmş sonraları izleyenlerde katılmş İNTERAKTF olmş ve RİTÜELLER tiyatronn kaynağı olmşş.
sevglrr.
Çarşamba, Eylül 5th, 2007:
Selim bu yazıyı yayınlamıştın eskiden gibi hatırlıyorum. Önceden okumuş gibiyim. Sadece yayınladıktan sonra taslaklardan silmeyi unutmuş olabilir misin? Bu sadece bir ihtimal. Belki sadece deja vu.
Cumartesi, Eylül 8th, 2007:
Sanki eski Kurban Bayramlarında bizim ev anlatılmış.Neredeyse kişilerin konuşmalarına kadar aynı..Aynı toprakların ve kültürün insanı olmak böyle birşey demek ki…
Pazar, Ekim 28th, 2007:
ben tabiri caizse henüz düştüm buraya o sebeple müthiş bir açlıkla önüme gelen her yazıyı okuyorum ve belki ilk gün açlığından belki de aksine hepsi çok hoş olduğu için okuduğum herşeyi çok sevdim.. aciz bir polyanna müsvettesi gib görünmek istemem ama tüm böyle görünme riskini göze alarak bu siteyi çok sevdiğimi söylemek istiyorum sadece.. sanırım daha spesifik yorumlar için daha detaylı bir okuma yapmam gerek..