Gamlı baykuş ve mavi bisiklet

 mskalimero yazmış

Şu Gamlıbaykuş’un başına gelenler kimsenin başına gelmemiştir, desem yalan olmaz. Eee Gamlı Baykuş adı üstünde her şeyden gamlanır ama burnunu sokmadanda edemez hiçbir şeye…

Hala Antalya’nın çorak kasabası Serik’te oturduğumuz yılların bir tanesi, ayların biri ve bir gün..

Karabaş’ın çenesine giren olta kancasının acısı uzunca bir süre okundu Karabaş’ın gözlerinden. İnlemesi, geceleri için için uluması bir çentik yarası açtı yüreğide Gamlının. Nice sonra iyileşti Karabaş ve evilerini korumaya devam etti.

Olayın üzerinden epey geçmiş ve Çiğdem neredeyse cümle alemi, çok hanımefendi, uslu bir kız olduğuna inandırmıştı ki, o meş’um güne sebep olan kara günler geldi çattı.

Bir yaz öğleden sonrası mahallenin en güvenilir ağabeyi Rauf Abi bisikletiyle evin önünden geçti tozu dumana katarak. Bizim yeni uslukimlikli Çiğdem de yeni kimliğinden hoşnut, mağrur mağrur “İşte, istesem ben bu kadar uslu da olabilirim, yeter ki istiyim” diye aklından geçirerek evi hayata bağlayan merdiven basamağında otururken gördü Rauf Abisini.

Rauf Abi evin önünden o jantları pırıl pırıl parlayan bisikletinin üstüne kurulmuş halde geçti. Bir daha geçti. Derken her geçişinde bir meraktır aldı bizim gamlıyı.

- “Ayiiy ne güzel bisiklet, üff keşke benim de olsa

Günler hızla akıp gittiler ve her gün Rauf Abi’nin evin önündeki bisiklet turu aynı şiddetle devam etti! Gamlı, bisikletin her geçişinde kamaşan gözlerinin ovuşturuyur ve bisikleti tek başına geçiyor gibi görüyordu. Masmaviydi bisiklet…

Vaaay amma da hızlı“, “Nasıl bi’ mavi bu yaa, pırıl pırıl“, “Hmm her gün temizlenip, yıkanıp kokular sürerek çıkıyor galiba dışarı“, “Üfff“…

Kimsenin bisikleti yoktu daha Serik’te. Hele ki böyle güzeli, böyle iç çektiricisi, böyle kıskandırıcısı, böyle parlağı, böyle mavisi.

Çok geçmedi Gamlı’nın rüyalarına girmeye başladı bisiklet. Bir de munis bir de anlayışlıydı ki sormayın gitsin

- “Senin olamayabilirim ama arkamda gezdirebilirim seni” diyordu bisiklet dile gelerek.

Yatağında doğruldu birden Çiğdem, kalbi deli gibi atıyordu

- “Konuşuyo mavi bisiklet konuşuyo, konuşuyoo

Ertesi gün, sabah karar verdi Gamlı, bugün gene geçerse bisiklet Rauf Abi’sine rica edecekti en uslu, hanımefendi görüntüsüyle. Annesi ne kadar ısrar ettiysede bir lokma bir şey yediremedi ona.

Yatağın altındaki kutudan annesinin geçen bayramda diktiği beyaz üstüne kırmızı puanlı elbisesini giydi. Biraz buruşmuştu, düzeltti eleriyle hızlı hızlı. Beline kırmızı rugan bir kemer taktı. En sevdiği bayramlık, bileği üç parmak dantelli kısa konçlu çorabını çıkardı, bastırdı göğsüne.

Her şey ışık hızıyla olmuştu sanki. Evet hazırdı işte. Beyaz rugan ayakkabıları parıl parıl parlıyor, içinde ucu dantelli, bileğinde bir kez dışa katlanmış beyaz çorabı, beyaz üstü kırmızı puantiyeli, elle düzeltilmiş, diz üstü elbisesi üstünde parlak kırmızı kemeri ile bir törene mi gidiyordu?

Omuzlarına düşmüş, küt kesim,ince telli, dağınık saçlarının her iki yanına birer toka iliştirdi. Kendi gibi çok inatçıydı bu saçlar, hiç söz dinlemez oldukları kaç metre öteden belli olurdu. Her bir telin başka yönlere yönelip, “Ben üste çıkcam. Hayır be ben üstte durcam” mücadelesi de görülmeye değer bir utanç konusu idi. İki toka… Babaannesinin dediği gibi, yüzü aydınlandı.

Fırladı dışarı. Üfledi şöylesine bir merdivenin basamağını. Oturdu, yasladı sırtını duvara. Yoldan geçen herkesi, her şeyi görebilecek gibi oturuyordu. Beklemeye başladı. Saatler aynı oyunu oynadılar. Kovalamaca…

Nihayet öğle vaktiydi. Karşıda bir parıltı belirdi, güneşle geliyordu. Oydu, konuşan bisiklet! Ayağa kalktı hemen Gamlı, telaşla bağırdı çılgıncasına

- “Rauf Abi, Rauf Abi… Ben de binebilir miyim? Rauf Abiiii

Delikanlı kardeşi gibi sevdiği Çiğdem’i nasıl kırsın, sesini duyar duymaz tozu toprağa karıştırarak ani bir yarım daire havalı bir fren yaptı evin önünde. Yer gök inledi adeta. Kocaman gözleri faltaşı, bir kez daha tekrar etti Çiğdem

- “Şey… Ben de binebilir miyim?

- “Bisiklet sürmek kolay değildir Çiğdem, istersen biraz daha büyüyünce sürebilirsin. Fakat şimdi istersen arkama binebilirsin, seni gezdiririm biraz

Allahım böyle bir mutluluk vermiş misindir daha önce herhangi birine? Bu kadar büyüğünü?

Bindi Çiğdem, eteklerine çeki düzen verdi, kalbi, kalbi, ağzından çıkacak dışarı… Derin bir nefes aldı “Evet Rauf Abi, gidebiliriz

Evin önünden geçilen bilmem kaçıncı turda aniden yüreğine tarif edilmez bir ok saplanmış annesinin kendisini evin önüne atması mıdır bizim Gamlı’yı kan kaybından ölmekten kurtaran, kim bilebilir… Veyahut bir ananın yavrusunu böyle bir fotoğrafta baş kahraman olarak görmesi tarifi mümkün bir acı mıdır?

Sevinçle uçarak binilen bisikletin arkası, tekerin içine bileğe kadar yerleştirilen minik, çırpı bacaklı sol ayak… Ne tekerin dönüşünü durdurmaya gücü yetmiş ne de sahibini uyarmaya. Dili olsun istemiş, konuşabilsin. Ama çok geç-miş, yardım edememiş küçük sahibine.

Hızla giden bisikletin arkasında beline sarılan minik Gamlı’nın birkaç tur sonra kollarının açılıp yanlara düştüğünü farketmemiş Rauf Abi… Fark etmemiş, farketmemiş arka tekerleğin her bir telinin kırmızı musluk olup aktığını. Bayılmış kalmış Gamlı bisikletin arkasında..

Ah be mavi bisiklet, Ah be Gamlıbaykuş…

10 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.1 10 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.1 10 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.1 10 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.1 10 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.1 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , ,


21 Eylül, Cuma , 2007

Öneri: (Sponsor)

24 Yorum yapılmış

  1.  
    Semih

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    Ooof Of:( Birden aklima geldi 7-8 yaslarinda ayni hevesle dayimin motorunun arkasina bindigimde sikistigi topugumun tellerine tekerlergin:( Ben sessiz kalamamistim Cigdem gibi basmistim cigligi. Ah eb cigdemcim zor muydu bagirivermek azicik: ‘Rauf abi duruver’ diye? Sahane bir yazi.

  2.  
    julia bergdorf

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    Çok uzun zamandan beri internette üye olduğum sadece mail serverım ve bir tek site vardı. eanlat’a katılıp ne kadar iyi yaptığımı anlıyorum.
    Çok güzel bir hikaye 5 yıldızı hakediyor.

  3.  
    asena75

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    üüüüüf üf üf üf. allah yine yaninda yer almis gamli. ne acimistir be. rauf abinde asagida anlatacagim hikayeyedeki adam kimin nasil farketmez yav?

    adam karisini motorun arkasina almis ve cakur cukur yollarda son sürat gidiyor. bir ara seslenmis karicigiiiiim. karisi ense kökünde efendiiiim demis. adam ay sen hala orda misin?

  4.  
    mskalimero

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    teşekkrler canlarm..speedy gonzaleslkten kaynklann harf-sürçü lisanlarına affola..

  5.  
    mskalimero

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    kız MATMAZEL JULİE (Strindberg’in bir tiyatro esernn adıdr) hoşgeldn siteye.ben karşlama komitesnden ÇİTİ :)

  6.  
    asena75

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    bu bergdorf almanca yav dag köyü anlamina gelir birelisin juli

  7.  
    julia bergdorf

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    hehe tesekkuler kalimero.. dağ köylü julia deişk bi yaklaşım oldu ama ben plum skyes’ın romanındaki julia bergdorfu tek geçerim.

  8.  
    ceyhun

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    elinin degdigi sey masmavi parliyo kalimero…cocukluk yillarindaki gunlerde herkes kendine ait birseyler bulabilir..sen yazmayi seviyon biz de alkislamayi.

  9.  
    ceselo

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    cok acikli olmus be

  10.  
    Cevval Portakal

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    offf ne acır o be abi! gerilim sahnesine dönüştü bir anda mutlu mesut çocuksu bisiklet turu oy oyy.
    benimde mavi bmx’im vardı o yaşlarda aklıma geldi mavi bisiklet deyince, o bisikletle atlattığım badirelerin hesabı yoktur herhalde.

  11.  
    Scapula

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    Yazı gerçek anlamda müthiş,çok içten ve samimi ;
    herkesin kendisini bulabileceği tadda…

  12.  
    cxhan

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    Yazı gerçekten çok güzel olmuş yüreğine sağlık. Anlatımına bayıldım.
    Ahh o mavi, kırmızı, sarı bisikletler, vidalı kramponlar, dikişli gıcır gıcır toplar ya da imrenilerek seyredilen oyuncaklar, sanırım bunların hepsi bizler küçükken konuşuyor bizle ve daha ne olduğunu anlamadan sesleri kesiliveriyor birden. Ne olduğunu anlayamadığımız ise zaman, su gibi akan püff diye uçuveren ve bizleri bu yaşalara uçuruveren zaman. Büyüdükçe geniş mutfaklı evler yada motor gücü yüksek, havalı arabaların hayali kurulmaya başlıyor. Ancak küçük mutlulukları unuttuğumuz anda büyük boşluklarda üzülmeye başlıyoruz. (Küçük bir itifar: bu yaşımda dahi yeni bir üst baş yada ayakkabı aldığımda çocuklar gibi seviniyorum, hatta eşim takılıyor bazen “bari yastığının altına koyda uyu” diye)

  13.  
    mskalimero

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    bende arka odaya götüremm aldğm yeni yi, oturdğmz odaya koyarm, arada kalkr bakr dokunurm yüzmde salakça bi gülmseme.delmym ne?

  14. +1
     
    Cevval Portakal

    Cuma, Eylül 21st, 2007:

    ben galiba o duyguları pek kaybetmedim. motor gücü yüksek teknoloji harikalarına hayranlıkla ulaşmaya çalışırken oyuncaklarıda ihmal etmiyorum. nintendo wii vardır mesela şu dönemde favorilerim arasında acilen elde etmek için yanıp tutuştuğum oyuncaklar arasında, PS 3 var bide yarış halinde bu ikisi zaten, ikisinide alıp test etmek istiyorum acaba hangisiyle oynamak daha eğlenceli diye.
    bir de yakıtla çalışan uzak kumandalı arabalar var. gerçeğinin aynısı gibi gayetde hızlılar. sabah akşam oynarım onlarla sürat yaparım minik parkurlarda. :)) unutmadan geçen gün incelemiştim şahane legolar çıkmış, bizim zamanımızdakiler odun gibiydi. toys’r us’dan kutu kutu toplayıp evime getirmemek için zor tuttum kendimi.

  15. +1
     
    askayelken

    Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:

    dün gibi aklımda.çocukluğumdan lise yıllarına kadar elimden geçen bisikletlerim.ilkini hiç unutamam. modaydı o vakitler.üç tekerli mavi bisikletler.babam hemen almıştı,öyle sevinmiş öyle sevinmiştim ki.gündüz sokakta biniyor;akşam annemin başına geçiyor,tekerlerini yıkatıp evin içinde biniyordum.o kadar aşıktım yani mavi bisiklete.sonraki beyazdı.ama bu kez iki tekerliydi.büyümüştüm gari.iki tekerliye terfi etmiştim.ilkokuldaydım o vakit.ortaokul yılları bisikletsiz geçmişti.ama sonra liseye başlıcağımda babam yeni bir bisiklet almıştı.adına dağ bisikleti derdik yada vitesli.adı da cafcaflı olurdu.18 vites dağ bisikletim vaarrr.gurur duyulacak bişey miydi bilmem.o vakitler öyleydi belki de.neden sonra bıraktım bisiklet sevdasını.şimdi yaş 24.özlüyorum dağ bisikletimi.evimizin odunluğunda yatmakta.teşekkürler kalimero.sayende o günlere döndüm bi kaç dakika da olsa…

  16.  
    Semih

    Pazar, Eylül 23rd, 2007:

    iyi ama istenmedigim yerde durmayacaksam ben de ingiltereyi
    terkedeyim. Olur mu oyle sey.
    Bu site eski buyuk edebiyatcilarin kahvede biraraya gelip yazilarini
    tartistigi yerin bir nevi amatorcesi. Gidersen bir cok kisiyi uzeceksin.

  17.  
    asena75

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    hic bisikletim olmadi, binmeyi de bilmem. ne sansliymisiniz yav.

    erkek kardesime bisiklet alinmadi. babam bir keresinde bisikletle kamyona asilan cocuklari görmüs cok korkardi. ama benim deli kardesim harcligini bisiklet kiralayanlara yatirir gene de kendini yaralamayi ve eve kanlar icinde dönmeyi becerirdi.

    1simdi de harleyle gezer. herhalde o günlerden kalma bisi.

  18.  
    asena75

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    niye sansüre girdim beeeen?

    cem yilmazin dedigi kimin bu sitede biz fakirdikle prim yaptirilmiyo ellaham.

    napalim yav biz fakirdik:-)

    hadi alkislayin fakirmis beeee deyin:-)))))

  19.  
    asena75

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    kim istenmiyor yav, semih kime dedin bunlari?

  20.  
    Semih

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    mskalimero icin soyledim. Dunku mesajlardan sonra burada istenmedigi gorusune varmis da onun icin yazdim.

  21.  
    asena75

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    Ah ms. Bu kadar alingan olma yav. sen bu sitenin hem tuzu hem biberisin.

  22.  
    askayelken

    Pazartesi, Eylül 24th, 2007:

    bence olmazsa olmazı.

  23. +1
     
    reddark

    Çarşamba, Ekim 3rd, 2007:

    Off ya çok güzel olmuş bu..Bukadar güzel tarif etmek zorundamıydın…Gözlerimden ayrılmadı o küçük şirin kızın görüntüsü…
    Çok güzeldi…Teşekkürler…Başarılarının devamını diliyorum.

  24. Cuma, Kasım 16th, 2007:

    […] bilirler, okula gitse, büyüse, adam olsa, evlense, çocuk yapsa ve hatta ölse dahi bitmez Gamlı’nın serüvenleri, kaçmak istese önlenemez bir takip edişi vardır onu, ‘şen‘ […]

Gamlı baykuş ve mavi bisiklet başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress