Gazeteci çocuk
mskalimero yazmış
Soğuğun en çok hissedildiği, keskin ayazın çarptığı, her yeri dondurduğu bir gün. Akşam olmak üzere.
Yedi, sekiz yaşlarında görünen, soluk benizli hastalıklı yüzlü oğlan, donmuş su sarkıtlarının altında korunmaya çalışarak, sırtındaki gazete destesini bağladığı kayışı, soğuktan kıpkırmızı, uyuşmuş parmaklarıyla düzeltmeğe çalıştı.
Kayış, yer yer yamalı, incecik ceketinin altında zayıf omuzlarını acıtıyordu, omuz kemiklerini çok ağrıyordu. Soğuk iyice acımasız olmuştu. Ellerini ovaladı bir süre ve koltuklarının altına soktu. Öyle üşüyor, öyle üşüyordu ki…
Bugün de gazetelerin hepsini satamadan akşam olmuştu. Ama onun hiçbir kabahati yoktu. Eğer boğazı ağrımamış olsaydı, öbür çocuklardan daha çok bağıracak, daha çok gazete satacaktı. Bağırmak için ağzını her açışında, içine dolan keskin ayaz, taa bademciklerini sızlatıyordu.
Göğüslerini şişirerek derin bir soluk aldı ve son gücüyle caddenin kalabalığına karıştı. Yanından gelip geçenlerin ancak duyabileceği bir sesle;
- Hürriyeeet, Milliyeet, Akşaam yazıyoor, yazıyoor, bugünkü olayları yazıyoooor.,
Bağırmaya çalıştı boğazındaki acıya aldırmadan.
Görünüşündeki zavallılığın dikkatine varan birkaç kişi, sabah gazetelerini en yakın büfeden almış olmalarına rağmen, gene aldılar.
Caddenin sonundaki restorantın önünde adımları yavaşladı küçük çocuğun. Dumanı tüten çorbaları, süslü tatlıları, üzerine karabiber serpilmiş tavuklu pilavları vitrinde görünce; Sabahtan beri hiçbir şey yememiş olduğunu hatırladı. Ayazdan kurumuş, çatlak dudaklarını diliyle ıslattı, yutkundu. Midesindeki sancıyı daha çok hissetti.
Elini cebine sokup, gün boyunca kazanabildiği bozuk paraları çıkardı. Saydı. Dokuz Lira Kırk kuruş. Paraları küçük avucunda hırsla sıktı.
“İçeri girip bir şeyler yesem iyi olur ama, ya evdeki hasta anam. Ona ne götürürüm sonra. Daha ilacını almama bile yetmez ki bu para. Ah, dört beş gazete daha satabilsem”…
İçinden geçenler, acıkma duygusunu bastırdı. Mahzun bakışlarını vitrindeki yiyeceklerin üzerinde son bir kez daha dolaştırdı, sanki yiyip doymuşcasına başını kaldırdı, sırtını düzeltti ve vakur bir edayla oradan uzaklaştı.
- Yazıyoor, yazıyooor, Hürriyet, Milliyet, Cumhuriyet, Günaydın, yazıyooor… Bugünkü olayları yazıyooor…
R. Gül ÖZER
|
27 Haziran, Çarşamba , 2007







Çarşamba, Haziran 27th, 2007:
Gerçekten güzel elinize sağlık .
Çarşamba, Haziran 27th, 2007:
tşk ederm…annemin 70li yıllardn yayınlanmış 1 öyküsü idi.19 ağustos 2006da gözümüzden gönlümüze intikal etti kendisi.Adı Gül dü…..güller içnde yatsın……..
Çarşamba, Haziran 27th, 2007:
nur içinde yatsın :)
Çarşamba, Haziran 27th, 2007:
tşkkr ederm..adnı yaşatmya çalşyrm..okuldada tiyatro kulübü öğrencilermle, Zehra Ganioğlu adında bir türkücünün söylediği “kırmızı gül” türküsünü açılış ve kapanışa döşeyerek, afişi siyah üstüne kan damlayan bir gül merkezli tasarlıyark, annecğme ithafen TÖRE adlı oyunu sahneledm….
o türküyü bulp dinlemenzi tavsye edrm arkadaşlr..vaktnz olursa…..
Çarşamba, Haziran 27th, 2007:
ALLAH rahmet eylesin. Mekanı cennet, evi gönlün olsun…
Perşembe, Haziran 28th, 2007:
senin gibi kıymetli bir insan getirmiş,nur içinde yatsın.
Perşembe, Haziran 28th, 2007:
Doyunca ak sütünü ememediğim
Göğsüne yatıp kokusuna kanamadığım
Uğruna uğraşıp viran olamadığım
Toprak olmuş melek yüzlü ANAM
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Elini öpüp duasını alamadığım
Canımı yoluna koyamadığım
Doyunca sineme saramadığım
Toprak olmuş melek yüzlü ANAM
xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
Çapa olup ellerinde kalaydım
Şeker olup, dillerinde olaydım
TOPRAK OLUP KEMİKLERİN SARAYDIM
Fani olmuş melek yüzlü ANAM….
R.GÜL ÖZER
Bu da onun kaleminden kendi Annesine.şimdiyse benm duyglarma tercüman oluyr aynı şiir..Nolur annenzi anlamaya çalşn, ona yakn olun..anasz yaşadğnz her başarı her mutllk YARIM arkdşlr…YARM..
Perşembe, Haziran 28th, 2007:
http://www.tomsuk.name.tr/sesli/Bu%20Sabah%20Yagmur%20Var%20Istanbulda.zip
Pazar, Temmuz 1st, 2007:
Hikayeyi okuyunca kibritci kiz aklima geldi.Allah rahmet eylesin annene.
Cumartesi, Temmuz 21st, 2007:
Allah rahmet eylesin.Gerçektan çok zor olmalı ben annemle arkadaş gibiyim onun yokluğunu düşünmek bile zor geliyor.