Hasretim yavrum sana, ne olur gel artık!
Semih yazmış
Yavrum! Bak nasıl özledim seni! Gel artık ne olursun. Kaç yıl geçti gelmedin. Benim de hakkım değil mi seni görmek?
Odanı ilk gün nasıl düzenlediysek öyle tutuyorum. Kıyafetlerin çekmecede ve dolapta naftalinli duruyor. Ara sıra dokunuyorum. Ama sakın yanlış anlama, senin kokunu duyarım ümidiyle yapıyorum.
Bazen senin beşiğinin başında uyuyakalıyorum. Rüyamda ağladığını görüyorum. Ya altını ıslatmış oluyorsun ya da acıkıyorsun. Seni hınzır! Bazen de sırf seninle ilgileneyim diye boş çığlıklar atıyorsun.
Bazen pencerede geleceğin hayaliyle dalıyorum. Bir bakıyorum sokakta oynuyorsun, çamura bata çıka. Ama hiç kızmıyorum. Yıkarım, olmadı yenisini alırım. Yeter ki sen gel.
Gol atıyorsun, sevinçle arkadaşlarına sarılıyorsun, sonra da bana el sallıyorsun. Tebessüm ediyorum ve ben de sallıyorum gayri ihtiyari elimi.
Neden sonra “Acıktım anne!” diye bağırıyorsun avazın çıktığı kadar. Bir koşu sandviç hazırlıyorum mutfakta. Canları çeker diye arkadaşlarına da dürüyorum birkaç parça ekmek.
Akşam oluyor sesleniyorum ”Eve dön artık!” diye. Sen gelmek istemiyorsun. Ah baban kızmayacak olsa istediğin kadar kal ama yemekte seni görmek ister biliyorsun.
Mahallemizdeki ilkokulun önünden geçerken, seni o bahçede görüyorum. Önce diğer çocuklarla oynarken, sonra birden beslenme çantanı verip vermediğimi hatırlamaya çalışırken hemen ardından aslında orada olmadığın gerçeğiyle yüzleşiyorum.
Her sene OKS, ÖSS sınavları açıklanırken sen sanki o sene girmişsin gibi heyecanlanıyorum. Üniversiteden mezun olan gençlerin kep atışlarında seni arıyorum. Başkalarının yeni doğmuş bebeklerini görünce ”Torunum bu bebeğe ne kadar benzerdi acaba?” diyorum kendi kendime…
Ne olur gel artık. Öylesine özledim ki seni. Öylesine hasretim ki sana. Söz bir dediğini iki etmeyeceğim. Söz hayatımı sana adayacağım. Bak baban da seni çok özledi. Hadi kırma artık bizi. Üzme seni böylesine seven anneni ve babanı.
- Bey bizim de olacak mı bir çocuğumuz?
- Doktorlar ümit var diyor hanım. Tedaviye devam etmeliyiz…
|
25 Aralık, Salı , 2007





Salı, Aralık 25th, 2007:
eline sağlık semih,
performansına hayran kaldım.Allah olmayanlarada versin, hikayenin sonu çarpıcı olmuş eykilendim.
Salı, Aralık 25th, 2007:
Sürpriz sonlarla bitirmeyi seviyorsun gerçekten Semih..Hiç aklıma gelmeyecek şekilde bitti,şaşırdım.Teşekkür ederim.
En büyük sürpriz ise;biz bu yazıyı okurken,sen çok özlediğin vatanına ve sevgili annene kavuşmak üzeresin ya da kavuştun.
Sana iyi hasret gidermeler ve anne kokusunu içine iyi çekmeler diliyorum :)
Çarşamba, Aralık 26th, 2007:
cok sinirsin semih yav ben de ya uzakta olan ya da kaybettigi oglunu kaybettigine inanmayan bir anneinin feryatlari diye okurken, sen bu satirlari dogmamis bir bebege diziyormussun. allah herkese gönlüne göre hayirli evlatlar versin ne deyim.
Perşembe, Aralık 27th, 2007:
amaan sonu çok gerçek oldu..tadı damağmda kaldı..
Pazar, Aralık 30th, 2007:
herkese yorumlari icin cok tesekkur ederim. Bayram ve christimas tatili nedeniyle Turkiyeye gitmistim interente giremedim:)
Daha baba olmadigim icin evlat sevgisi ve ozlemi nedir bilmiyorum. bayan da degilim ki anneligi tasavvur edeyim. Ama empati ile aklima gelen boyle bir hikayeyyi paylasmak istedim. Gercek bir annenin daha guzel yazacagina eminim:)