Hero; Kahraman hezeyanları

 ismilazimdegil yazmış

Çocukken okuduğumuz kitaplar mı yaptı bunu bize ya da biz hep söylendiği gibi “televizyon çocukları” olduğumuz için mi bu böyle bilmiyorum ama artık yoruyor bu sonsuz ve dipsiz mucize beklentisi… Birileri çıksın, sihirli bir değnekle bizi sıkıcı, rutin hayatlarımızdan çıkarsın umudu…

Çocukken fazla Charles Dickens ya da Mark Twain okumaktan olabilir mi? Belki de Walt Disney filmleri yüzünden oldu hepsi.

Kötü yola düşen ama temelde “saf” ve “iyi” olan çocuklara karşılıksız-koşulsuz doğru yolu gösteren birer kahraman, yol gösterici mutlaka olur ya bu kitaplarda. Bir kanatları eksiktir bu zat-ı muhteremlerin.

Genç, deneyimsiz ve duru beyinlere “hayatın güzel sürprizleri”ni göstermek bağlamında çok “ulvi” misyonları olduğuna hiçbir itirazda bulunamayacağım bu filmlerin yine de kaldırılmasını talep ediyorum. Çünkü ben bu yaşımda hala bazen sihirli bir dokunuşu beklerken yakalıyorum kendimi.

Dünyayı -sadece benimkini aslında- yerinden oynatacağım “kaldıraç”ı bana verecek bir “hero” (kahraman) peşindeyim hala.

Birgün biri gelecek tutacak elimden beni başka bir dünyaya götürecek, saçlarımı kesecek, gözlerime bir çift parlak ışık koyacak, hayatın kurallarını saptırmadan, olduğu gibi anlatacak, anlamanın ve anlaşılmanın sırrını verecek, sonra artık güvende ve iyi olduğuma inanınca görünmeyen kanatlarını da alıp gidecek…

Çocukluk alışkanlıklarından kurtulmak her zaman kolay değil. Zira hayatımın birçok döneminde birçok potansiyel “hero” oldu. Yine birer kitap ve film virüsü olduğunu düşündüğüm “işaret” manyaklığından nüksetti hepsi.

Bir anda çıktılar, tıpkı bir mucize gibi. Kimi en korunaksız hissettiğim zamanda tek bakışla güven verdi, kimi tek bir sözle bana “Ben senin hep yanındayım” dedi ve evet ölümcül hastalığı olan birinin umutsuz çırpınışıyla sarıldım hepsinin uçucu varlığına.

Hayatın gerçekleri denilen manifestodan habersiz yaşadığım “yeniyetme” zamanlarımdı. Ya hiç büyümemeliydi ya da hiç kitap okumamalı, film seyretmemeli…

Başka türlü olmalıydı. Sanırım “Her koyun kendi bacağından asılır”ın bir kurban kesme yöntemi olmadığı bize altı çizilerek, içi açılarak daha net anlatılmalıydı.

Sanırım daha az, “umut” içeren film izlemeliydik, daha çok “hüzünlü” sonları olan kitap okumalıydık. Belki o zaman kandırıldığımızı düşünmezdik. Hayat tam da çocukken bize öğretildiği gibi olurdu.

5 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.2 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.2 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.2 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.2 5 kez oylanmis, 5 uzerinden 4.2 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , , , , ,


4 Aralık, Salı , 2007

Öneri: (Sponsor)

8 Yorum yapılmış

  1. +2
     
    Demir

    Salı, Aralık 4th, 2007:

    Sevgili ismilazimdegil,

    O kadar haklısın ki; sanki hep birileri o çocukluk hayallerimizi çalmış gibi..değil mi? Aslında uçmak isteyen hep bizdik ancak birileri çıkıp, bizim yerimize uçtular.Biz “olağanüstü güçlere”sahip olup, başkalarının yapamayacağı şeyleri yapmayı düşlerken,rengarenk elbiseleriyle birileri çıkıp bizim yerimize yaptılar.Biz herkes doğruları görsün,yanlışları kaldıralım diye dünyayı kurtarmayı planlarken,birileri çıkıp “siz seyredin,o benim işim” deyip,o düşleri sadece seyretmemizi istemediler mi?

    “Kahraman” olmanın bile belirli şartlar gerektirdiğine inanmadık mı? Kaslı değilsen,kırmızı bir pelerinin yoksa,tayt giymiyorsan,yüzün kapalı değilse hiç kahraman olabilir misin !?

    Tüm çocukluğumuz bu rengarenk kahramanlarla dolu.
    İyi de ; ben çocukken gökyüzünde cirit atan bu “kahramanlar” şimdi neredeler ?
    Neden hiçbirini göremiyorum etrafımda ?
    Biz büyüyüp hayallerimiz azalınca ve onların bizden “çalacak” birşeyleri kalmayınca korkup kaçmış olabilirler mi?

    Yazına ve verdiği keyfe bayıldım.
    Eline sağlık.

  2. +2
     
    anafikir

    Salı, Aralık 4th, 2007:

    Fight Club’daki hayalkırıklığını gördüm ben bu yazıda.

    Televizyonla büyütüldük ve bir gün hepimiz milyoner, film yıldızı veya rock star olacağımıza inandırıldık. Ama olmayacağız ve bu gerçeği yavaş yavaş öğreniyoruz ve bu yüzden çok sinirliyiz!

  3. +1
     
    Semih

    Salı, Aralık 4th, 2007:

    Aslinda tamamen bakis acisiyla ilgili. Hayatimizda o kadar imkansiz seyler var ki bunlardan yapabildiklerimizin mucize olduklarnin farkina varmiyoruz. Ornegin daha bebekken ne istedigimizi soyleyemezken hep bizi doyuran bir annemiz vardi. Eger o olmasaydi bizi doyuran olup giderdik. O zamanki durumumuza gore o bir hero degil mi? Ya da gunluk hayatta kullandigimiz esyalarmiz olmasaydi hayatimiz ne kadar zor olurdu. onlar icat eden kisiler hero degil mi? Birine delice asik oluruz bu cogu insanin dogasinda var. karsilik alamasak cektigimiz aci ne kadar buyuk. Ama sevdigimiz de bizi sevince o bizm heromuz degil mi? Ornekleri cogaltmak mumkun. Bence etrafimizdaki herolara tesekkur etmek varken onlardan gozumuzu cevirip baska herolar aramak elma agacinin dibindeki elinin ulasabildigi yerdeki buyuk ve alimli elmayi gormeyip agacn en tepesindeki kucuk elmayi arzulayan adamin durumuna ne kadar benziyor…

  4. Salı, Aralık 4th, 2007:

    bazen ben de düşünüyorum. o romantik filmleri, mutlu sonları izlerken elimdeki cipsi yüzlerine fırlatasım geliyor, yüzümde bilmiş bir gülümseme. “biliyorum” ya ben, “hayat öyle değil ya” “hıh” diyorum “hepsi kandırmaca, göz boyama.. kahraman da yok, beyaz atlı prens de..” bazen de gözümden yaş geliyor mutluluktan, sevdiğim sahneleri başa alıp alıp izliyorum.”evet” diyorum “bak, hala umut var” çünkü umut hep var ve hep de olcak. bu umudun kendisi beklediğimiz mucize belki de.. yanıbaşımızda dahi değil, içimizde..
    semih’e katılıyorum, hayat mucizelerini daha anlamlı, daha biçimli, daha sıcak sunuyor bize. dergi sayfalarında, perdelerinde de değil onlar. öyle yakın ve gerçekler ki… kahramanların kırmızı pelerinlere ihtiyacı olmuyor, bir gülümseme yetiyor o zaman. mutlu sonları da beklemekten vazgeçiyoruz hem, yaşadığımız an o kadar değerli ve o kadar güzel ki..

  5.  
    ismilazimdegil

    Salı, Aralık 4th, 2007:

    hepinize yorumlarınız için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. semih sanırım anlatmak istediğimi yeterince anlatamamışım ki yorumun bu. aslında seninle aynı şeyi söylüyorum: bakış açısı… ve ben bana yada bizlere geçmişte bir dönem yada belki hala dikte edilen bakış açısından muzdarip olduğumu anlatmak istemiştim. hayat iyi yada kötüdür yerine hayat budur demek başka bir bakışın ürünüdür.. bilmem şimdi açıklayıcı olabildim mi?

  6. +1
     
    Semih

    Çarşamba, Aralık 5th, 2007:

    Sevgili ismilazmdegil senin savunma yapacagin bir yorum yapmadim ki? Yazn cok guzel olmus begendim ve bendeki cagrisimlarini yazdim. Yazina hic itirazim yok haklisin.

  7. +2
     
    cilekbahcesi

    Perşembe, Aralık 6th, 2007:

    Ve büyüdük kirlendi dünya….

  8.  
    4BlooD

    Cuma, Aralık 7th, 2007:

    haberdar olmamak güzeldir..

Hero; Kahraman hezeyanları başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress