Kartopu oynayan çocuklar
Semih yazmış
Artık çıkmak zorundaydılar zira yerlerinde duramıyorlardı. Ama kardeşleriyle birlikte dışarı adım atar atmaz dondurucu soğuğa maruz kaldılar; ilk önce üşüdüler sonra da aldırış etmediler.
Bir an eski bir arkadaşını görür gibi oldu ama çok uzakta olduğu için seçemedi. Keyifle hep birlikte şarkı söyleyerek ilerlerken arkadaşının da onu görerek yanına geldiğini gördü:
- Heey! Nasılsın? Demek sen de çıktın dışarı. Çok uzun süre oldu görüşmeyeli. Çok özledim seni.
- Bırak bu duygusal ayakları. Naber?
- Hiiç! Yine çıktık oynamaya. Şarkılar söylüyoruz kardeşlerimle. Çok mutluyum.
- Ne kadar kolay mutlu oluyorsun sen ya. Biraz sonra düşeceksin o zaman da gül bakalım.
- Ne olmuş ki düşeceksem. Bu çok doğal. Bardağın dolu tarafına baksana sen.
- Amaan ben sıkıldım artık dışarı çıkmaktan. Hep evde oturmak istiyorum.
- Bak görüyor musun şu karşıki dağı. Bembeyaz olmuş zirvesi. Karla birlikte ayrı bir güzelleşmiş ayrı bir heybet kazanmış. Böyle bir güzelliği evinde otururken göremezsin ki.
- Sen de Polyanna hikayesinden etkilenmişsin. Buz gibi dışarısı, ben dondum.
- Ne var yani ben de dondum. Yaz güneşi yok ki ısınalım. Bu mevsimde böyle olur. Hem işin keyfi burada. Şu kartanelerine baksana ne kadar güzeller. Hem sadece tane olarak da güzel değiller. Bak şu kızıl çam ormanına. Beyazla yeşilin kızılla oluşturduğu desene baksana. Nasıl olur da hala donmaktan şikayet edersin.
- Püfff! Bana ne ormandan dağdan. Bak kuşlar bile kaçıp gitti göç ettiler sıcak memleketlere. Ben de onlarla gitmek isterdim kanadım olup.
- İnan bana şu güzelliği bilen bir kuş olsaydı, ölmek pahasına kalırdı. Hem biliyor musun, göç eden sürüsünü kaçıran bazı kuşlar karın güzelliğine doyamayıp kış boyunca hiç göç etmiyorlar.
- Amma da abartırsın ha! Onlar sürüsü olmadan göç etmeyi bilmiyordur. Hiç ölmek pahasına kalınır mı şu ayaza?
- Aa! Bak ileride kar topu oynayan çocuklar var. Onların yanına gidelim hadi.
- Yok ben gelmem. Bir an önce sıcak bir yerler bulmalıyım.
- Hadi gel. Çocuklar orada oynadığına göre sıcak bir yer de vardır.
Çocuklara yaklaştıkça içi mutluluk doluyordu. Her sene bu anı iple çeker, bir çocuk grubu görüp de kartopu oynamalarını izlerse kendisini dünyanın en mutlusu hissederdi.
Ne kadar neşeli ve dertsizlerdi bu çocuklar. Kahkahalarıyla soğuk havada yürekleri ısıtır, çığlıklarıyla yeri göğü inletirlerdi. Bazı seneler kar yağmaz, yağsa da çocuklar dışarı çıkmazdı. O zaman da bir dahaki seneyi hasretle beklerdi.
Çocuklara yaklaşırken iki büyük mavi gözün ona dikkat kesildiğini farketti. İçi heyecanla doldu. Bir çocuk tarafından ilk kez böyle dikkatle izleniyordu. Acaba konuşabilir miydi. Ama çocuk o yaklaştıkça ağzını kocaman açıp dilini çıkarttı. Düşenlerinin yerine çıkan yeni dişler daha tam çıkmamıştı ki bu onu daha tatlı yapıyordu.
Kar tanesinin dile düşmesiyle bir su damlasına dönüşmesi bir oldu. Çocuk kocaman bir gülümsemeyle yeni bir kar topu yaparak arkadaşına atmaya hazırlanırken, küçük su damlası gelecek seneyi tekrar bir kar tanesi olup yeryüzüne yağmayı ve kartopu oyanayan çocukları izlemeyi hasretle beklemeye koyulmuştu bile…
|
7 Haziran, Cumartesi , 2008







Cumartesi, Haziran 7th, 2008:
Haziran ayının ortasına gelmişiz ve ”Kartopu Oynayan Çocuklar”..
Böyle bir yazıyı kar yağarken okumak ne güzel olacaktı.Semih eline sağlık,çok güzel kurgulamış ve yazmışsın ama sanırım epey beklemiş yazın.
Cumartesi, Haziran 7th, 2008:
Anafikir siteyi çok ihmal etmeye başladın.Yazıları kaç gündür değiştirmiyorsun.Çok güzel bir proje bu.Hak ettiği değeri vermelisin.Bence en az diğer işlerin kadar önemli olmalı..
Cumartesi, Haziran 7th, 2008:
Ogretmenim hikayenin kisin yayinlanmasi gerektigine kismen katiliyorum ama maalesef uc hafta once yazdim ve bir dahaki kisa sag cikar miyim diye hemen koydum siteye. Sagolsun anafikir de gelecek kisi beklememis hemen koymus siteye…
Cumartesi, Haziran 7th, 2008:
Aslında iyice düşünmek gerekirse mevsimlere göre yazı okuma fikri kısmen değil,tamamen yanlış Semih.Yazılar geç değiştiği için epey beklemiş sandım ve”Kar yağarken okumak güzel olacaktı”dedim.Alakası yokmuş tabii : )
Bence sana böyle bir yazıyı Mayıs ayı başında yazdıran Londra’nın güneşe hasret soğuk havası olmuş.Türkiye’de olsan böyle bir ilham asla gelmezdi inan : )
Gülücüklere bakma,kara kara düşüncelere sevk ettin beni .Seneye bizden de bir kişi donmaya gidecek oraya desene :(
Pazar, Haziran 8th, 2008:
evet
Pazar, Haziran 8th, 2008:
Ben hala tam olarak yazı yaşayamamış biri olarak semih,içim üşüdü desem yalan olmaz.Ben güneş istiyorum,güneşşş.!Neyse bu benim yaz özlemimdi de senin yazına gelince seni kırmak istemem ama senden daha farklı bir yazı bekliyordum sanırım.Okuyunca hayal kırıklığı yaşadım.Önceki yazıların daha iyiydi.Bunun içinde eline sağlık.