Keşke hep altı yaşında olsam
hall yazmış
Çok uzun zaman önceydi. Hani okul derdi, gelecek kaygısının olmadığı, insanların sözlerinin bizi bu kadar çok incitmediği ya da anlamadığımızdan incitemediği zamanlar.
Annemin cüzdanından gizlice para alıp, vereceği tepkiyi umursamadan Dido‘ları şişe kolayla birlikte, tozlu kaldırımlarda, kaygısızca mideye indirdiğim günler. İşte o günler :)
Babamın işten geldiğinde anahtarı olmasına rağmen zile bastığı (sırf bizi telaşa vermek için) kapıyı açar açmaz kucağına atladığımız, varsa elindeki paketleri kurcaladığımız, ki hep olurdu. İşte o günler…
Eve gofretlerin, sakızların, Halley‘in kolilerle alındığı, şişe kolaların kasayla dolapta olduğu, annemin mide delinmesi tehlikesiyle sakladığı, benimse koku alma yeteneğimle, her nerde olursa olsun bulduğum günler. İşte o günler :)
OKS, ki eski adıyla liselere giriş sınavının olmadığı, evdeki herkesin oğlum asker olacak diye bahsettiği, ÖSS sınavının bahsi dahi geçmediği günler işte o günler.
Ne güzel, ne kaygısız günlerdi… Hani aşk nedir bilmediğimiz, hayata gülümseyerek baktığımız, hayal ettiğimiz her şeyi olabileceğimize inandığımız ve ayakları yere basan hayaller kurmadığımız günler, ki ben hala ayakları yere basan hayaller kurmuyorum. Eskiden kalma, değişmeyen tek şey bu olsa gerek. Ama hayallerim ayaklarımı yere bastırıyor her zaman olmasa da zaman zaman :)
Şimdi okul uzayacak mı, finalleri ne yapacağız, yok kamu mu, özel sektör mü… Ya ben o eski günlere dönmek istiyorum ama sadece 6 yaşında olacağım, asla büyümeyeceğim. Yoksa istemem, aynılarını yaşa ıyy:)
Parliament sinema klubu bile olmuyor artık. Ozıır’in dediği gibi, nerde o eski günler.
Son olarak satranç taşlarını asker, tv kumadasını uzay gemisi yaptığım ve evin en kalabalık olduğu zamanlarda bile yalnız kalmayı becerebildiğim günler, nerde o eski günler…
Nerde? Ben tozlu kaldırımlardaki serseri rahatlığı özledim.
|
29 Mayıs, Salı , 2007






Perşembe, Mayıs 31st, 2007:
Çocukken dert yok tasa yok, ekmek elden su gölden, en güzeli de “akşama babacığım unutma ülker getir” vardı ve ben çokomeli çok severdim:))))
Cuma, Ekim 19th, 2007:
çocukluğum… bale okulum, sarı tütüm, turbo sakızı, sokakta oynanan saklambaç, annemin beni çağıran sesi, evdeki yemek kokusu, susam sokağı, annemin saçımı taraması, babamın omzuna çıkabilmek, boyama kitapları sonra, elişi kağıdından kuş yapabilmek, masal oku/t/mak, kırmızı ayakkabılarım, annemin elbiselerine özenmem, minderlerden ev yapmak, evcilik, köşe kapmaca, ip atlamak nefes nefese kalana kadar.. bazen öyle özlüyorum ki o günleri. hem her zaman benim, hem hiç benim olmamış gibi. hem öyle yakın, hem o kadar uzak ki.
Cumartesi, Ekim 20th, 2007:
ben sokakta maç yapmayı özledim 10 yaşındaydım ve sokakata futbol oynamam yasaklanmıştı birileri tarafından :( keşke onları dinlemeseydim seni çok iyi anlıyorum hall maç yapmaya ne dersin bende top yok sende var mı ? :D:D