Mesafe dostluklara engel değil ki
sibergokay yazmış
Ben doğduğumdan beri ilk defa babam tayin istemişti. Her ne kadar istemediğimi babama söylesem de babam “Oğlum hayat burada çok pahalı. Bu yüzden ufak bir semte taşınmak zorundayız” demişti. Ayrılmak beni ne kadar üzse de kabullenmek zorunda kalmıştım.
Bu çevreyi nasıl bırakacaktım? Her gün sabahtan akşama kadar yüzlerini gördüğüm Emine teyze, Kemal dayı, Gül abla, Bakkal Necip amcayı, arkadaşlarım Yunus, Gürbüz, Mert, Oğuz, Mustafa… Onları nasıl burada bırakıp temelli ayrılabilirdim. Hele Bir de Beyza… Onsuz duramazdım ki ben.
Ağabeyim üzüntümü anlayan ve bana bu konuda yardım eden tek kişiydi. Her zaman da o yardım ederdi zaten. Ne zaman bir sorunum olsa ağabeyime koşar, bir çözüm bulması isterdim. O da bana yardımcı olurdu.
Ağabeyim benim üzüntümü babama çıtlatmış biraz. Babam “Oğlum, arkadaşlarını bilgisayardan da görürsün. Hem yazları da Bahar teyzene gelir, arkadaşlarınla vakit geçirirsin” demişti.
Her ne kadar bilgisayardan görüşmek pek hoşuma gitmese de tatilde teyzemlere gelme vaadi içimi bir nebze rahatlatmıştı.
Günler bir birini daha hızlı mı kovalıyordu ne? Bir su misali gibi ayrılık günü gelip çatmıştı. Arabaya babam sabah erkenden eşyaları yerleştirmiş, yolculuk için hiçbir eksiğimiz kalmıştı. Zaten Ev eşyalarının içinde bulunduğu kamyonda 1 gün önceden yola çıkmıştı bile.
Mahalleli ile son kez tokalaşırken gözüm Beyza’ya takıldı. Onunla hoş vakit geçirir eğlenirdik. Normalde kızlardan pek hoşlanmazdım ama Beyza bana hoş gelirdi (tabi o zamanlar 10 yaşındaydım). Bugün söyleyebilirim ki Beyza benim ilk aşkımdı. Ama bunu ona hiç söylemedim.
Arabaya bindik. Babam beni öne oturttu. Çünkü önde oturmayı çok severdim. Babam bir nebze iyi olabilmem için yapmıştı galiba.
Neyse yola çıktık. Ama içimden ayrıldığımız için çok üzülüyordum. Akşam üstü yeni evimize geldik. Yeni ev eski evimizden çok büyüktü. Eski evimiz 3 ada bir salondu. Yeni ev ise 6 odası vardı. Tabi bu durum üzüntümü biraz azaltmıştı. Çünkü eskiden ağabeyimle aynı odada yatıyorduk artık ayrı odalarda yatacaktık.
Evin düzenlemesi bir haftayı bulmuştu. Yeni okula kayıt yaptırmak için evden çıktık, birde ne göreyim, okul 2 sokak ötede. Yakın olması işime gelmişti. Çünkü eski okuluma gitmek için 10 dakika kadar yol yürürdüm. Şimdi ise 2 dakikada okulda olacaktım.
Neyse okula kaydım yapıldı. Okulların açılmasına daha 1 aydan fazla zaman vardı. Müdür; İsmet Öğretmen “Bu zamanı iyi değerlendir. Hem eğlen hem de kitap oku. Okula hazırlıklı gel” demişti.
Ertesi gün sabah erkeden yeni mahallemizi keşfe çıktım. Ayrılmaktan dolayı olan sıkıntım, üzüntüm içimden uçup gitmiş gibiydi. Mahallenin bakkalına gittim. “Merhaba” diyerek selamlaştım. Sonra sokakta çocukları görüp yanlarına gittim ve öyle bir dalmışım ki saate baktığımda nerdeyse akşam olacaktı.
Eski mahallemizi nerdeyse unutur gibi olmuştum. Hiç aklıma bile gelmiyordu. Mahalledeki çocuklarla aram bayağı iyi olmuştu; gezerdik, oyunlar oynardık, futbol oynardık. Kısacası bu mahalleye çok kısa sürede adapte olmuştum.
Okulların açılmasına birkaç gün kala öğleye doğru annem pencereye çıkarak bana seslendi “Oğlum telefon var sana hemen eve gel” dedi.
Telefonu kaldırdım “Alo” dedim. “Ben Mert” diye yanıt aldım.
“Nasılsın Mert iyi misin?” diye sordum. O da
“Biz burada oldukça iyiyiz de sen orada iyi misin? Gideli 20 günden fazla oldu bir arayıp sormadın bile” dedi.
Ben de hiçbir şey söyleyemedim, çünkü aramamıştım. Niye sanki hiç arayamaz mıydım diye kendime içimden söylenirken Mert’in “Bizi bu kadar çabuk mu unutacaktın” demesi beni yıkan bir tümce olmuştu. Ama ona kızamazdım ki çünkü her yönüyle haklıydı.
O cümlenin ardından ben derin düşüncelere daldım. Bir an annemin sarsmasıyla kendime geldim. Mert telefonu çoktan kapatmıştı bile.
Ne yapmalıydım hiç bilemiyordum. Sonra her zaman yaptığım gibi ağabeyime koştum. Ve olanları ona anlattım. Ağabeyim “Yapabileceğin güzel bir mektup yazmak ve af dilemektir” dedi. Mektubu ağabeyimle birlikte yazıp ertesi gün gönderdik.
Bu küçükken yaşadığım olay dostlarımı unutmamam gerektiğini gösteren bir ders oldu. Aram şu an eski arkadaşlarımla oldukça iyi. Her zaman birbirimizle mektuplaşır, telefonlaşırız. Ha bir de bilgisayardan da görüşüyoruz.
|
27 Haziran, Çarşamba , 2007







Çarşamba, Haziran 27th, 2007:
Bence çok büyük engeldir mesafeler.Bu kavram yüzünden bir çok arkadaşımı kaybettim.Her ne kadar desekte “olum yine görüşürüz hem pek uzakta da değiliz” yalan! bu yüzden hiç bir zaman eskisi gibi olmuyor dostluklar.
Çarşamba, Haziran 27th, 2007:
evet katılıyorum sana araya mesafe girince hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Çarşamba, Haziran 27th, 2007:
iletişim için artık o kadar çok şey mevcut ki…engel sadece zaman olur :)
Çarşamba, Haziran 27th, 2007:
ne kadr şanslsn Allah sana daha 10 yaşndykn böyle 1 tecrübyi kazndrmş..ya 30na kadr kek gbi yaşayp sonra öğrensydn dostlğn önemini?
Ayrıca eline diline sağlk, güzel olmş..
Pazar, Temmuz 1st, 2007:
mesafeler engelmiş gibi gelir ilk başta ama aslında değildir