Rüyama gelip, son kez bana sarılır mısın?
Jolly yazmış
Tozlu rafların arasından bulduğum defterin sayfalarını hızlıca çevirirken gözüme çarptı yazdıkların. Mürekkebi silinmeye yüz tutmuş, okunması zor el yazınla yazdığın “Bu yazıyı okurken ben olmasam da yüzün gülsün” cümlesine bakıyorum ve bir de aynadaki halime. Gerçekten sen olmayınca insanın yüzü gülebiliyor mu?
Yazıların defterdeki izleri yıllar içinde silikleşiyor, peki senin bıraktığın izler, yaşattıkların, silinebiliyor mu?
Çocukluğumdun benim, kahramanım, oyun arkadaşım, her şeyim. Bir hastanede odasında, çığlık çığlığa ağlayarak girdim hayatına, benim aksime sen nasıl sessizmişsin, gözlerin gülüyormuş, ilk yaşadığın duygu, ilk garip mutluluğunmuş.
Üzerime titrer gözün gibi bakarmışsın. Peki ya şimdi, izliyor musun hala beni? Yoksa unuttun mu gittiğin yerde?
12 sene… Hayatımın en saf, en masum, en savunmasız senelerinde sabırla katlandın, gitmeyeceksin sandım, fakat sen gidince öğrendim, ne kadar seversen sev, ne kadar sevilirsen sevil, gitmek zorunda olan bir dakika bile beklemiyor.
O son günü hatırlıyorum, ellerimde bavullar koşarak girmiştim kapıdan içeri. Sana sarıldım, kokunu içime çektim. Üzerinde sevdiğim beyaz hırkan, gözünde gözlüklerin… Söz verdin bana, ben yokken tavla oynamayacaktın başkasıyla, sokaktaki kuşlara bensiz yem atmayacak, bitiremediğimiz puzzle’ın eksik parçalarını tamamlamaya çalışmayacaktın.
5 gün sonra dönecektim, dönmek için garip bir sabırsızlığım, çocuk yaşıma rağmen kalbimde bir huzursuzluk vardı. Yıldızlara baktık beraber son kez, büyük ayı neredeydi, küçük ayının şekli nasıldı?
İnanır mısın, sen olmadan hala anlayamıyorum ve inanır mısın, her gökyüzüne baktığımda huzur dolu geçirdiğim o yıllar geliyor aklıma, sonra beni beklemeden sessiz sedasız gidişin.
Tatilde sabaha karşı gün ağırırken çalan telefona uyandım, ardından annemin hızlı gidişini izledim. Kendimi otobüste bulduğum ertesi gün yolculuk sırasında hiç uyumadım, ne olurdu otobüs biraz daha hızlı gitseydi ve yetişebilseydim.
Ah dede, seni de yollarda kaybettim! Çok geçti geldiğimde tavla oynamak için, kuşlara yem atmak için, puzzle yapmak için.
Çok kızdım sana, giderken beklemedin. Bilseydim ki seni son görüşümdü, söylemek istediklerim olurdu çocuk aklımla belki… Sana son kez sarılmak isterdim, “Rüyalarıma hep gel, beni unutma” demek isterdim. Dede; son nefesini verirken, yollarda değil, yanında olmak isterdim…
Gidişinin 11. yılı. Bazen ömür gibi geçen, bazen göz açıp kapayana kadar biten 11 yıl. Ve ben 11 yıldır her yılbaşında bekledim çam ağacının altına bana süpriz hediyeler koymanı, ansızın gelip beni şaşırtmanı, saçlarımı uzun uzun tarayıp toplamanı.
“Ömrün güzel yüzün gibi güzel olsun, gözünden yaş eksik olsun” demişsin. Sözümü tutamadım desem kızar mısın? En zor anlarımda hep çocuk olmak istediğimi ve yanına sığınmaya ihtiyacım olduğunu söylesem beni anlar mısın?
Beklemeden gittin diye ardından sana küstüğüm günler geride kaldı. Gökyüzünde seni arıyorum desem bana bakar mısın? Ve ben yine bir gidene ağlıyorum desem, geçti deyip saçlarımı okşar mısın?
Tozlu defteri yine rafa kaldırdım. Fakat varlığım hep kalbimde desem, dönmeyeceğini bilsem bile. Bunu kabullendim desem. Bana inanıp, rüyamda son kez bana sarılır mısın?
|
29 Eylül, Cumartesi , 2007






Cumartesi, Eylül 29th, 2007:
ayy harikaydı doğrusu nasıl hüzünlendim gözlerim doldu.yazının başında sevgilinden ya da annenden bahsettiğini sandım dedenmiş meğer.ne kadar güzel dedene ait böyle güzel hatıraların olması benim dedelerim hiç böyle değildi.umarım rüyalarında devam edersin hatıralrını kaldığın yerden.eline yüreğine sağlık.
Cumartesi, Eylül 29th, 2007:
slm herkese yazdığınız yada yolamış herkimse bunuçokgüzel bişi, yahikayeyi çok sedim
Cumartesi, Eylül 29th, 2007:
aile kavrami bizim icin cok onemli olsa da onlara duydugumuz sevgileri dillendirmek zor olmustur hep.
zoru basarip guzel cumlelerle cok guzel bir yazi olusturmussun.
ellerine saglik.
siteye de hos geldin.
Cumartesi, Eylül 29th, 2007:
Bir tane de ben yazmistim gectigimiz aylarda kaybettigim dedem icin ama yayinlanmadi daha… Sen daha guzel dile getirmissin duygualrini. Sitemize hos geldin! (ms artik millete hos geldin diyecek kideme geldim mi?:D)
Cumartesi, Eylül 29th, 2007:
Dede sevgisi başkadır ya,
Onlar içinde torun sevgisi öyledir heralde,
Belki bu yüzden çok iyi anlaşıyoruz..
Salı, Ekim 2nd, 2007:
hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim fikirlerinizi paylaştığınız için..
şunu anladımki yıllar geçsede üstünden, bazı sevgilerin izleri gerçekten silinmiyormuş
Cumartesi, Nisan 5th, 2008:
senin deden novelpeder (st. claus) miydi?
Pazar, Nisan 6th, 2008:
bir insanı sevmek, onun hakkında yazılar yazabilmek için ailenden, canından bir parça olması yeterli..
senin gibiler st claus’a yazı yazsın..sevgiler..
Pazar, Nisan 6th, 2008:
bn de dedemi 2 hafta önce kaybettim ve inan bu yazıyı okurken gözyaslarıma hakim olamadım yüreine saglık
Pazartesi, Nisan 7th, 2008:
Çok ama çok güzel yazmışsın.İnsanı yoğun bir hüzün kaplıyor.Eline sağlık.Benim de gözlerim doldu…….
(Okuduğum kadarıyla bir zamanlar burada birkaç kişi hariç herkesin öcü gibi korktuğu bir dengesiz hüküm sürmüş.Hatta iki yazar o kadar kahrolmuşlar ki onu son yazılarının kahramanı yapıp kaybolmuşlar.Çok ama çok ilginç :))
Merak ediyorsnız siteyi tarayıp okumanız gerekecek.İnanın çok zevkli.Tavsiye ederim:DD )
Pazartesi, Nisan 7th, 2008:
Gerçekten çok güzel olmuş. ellerine sağlık. Mekanı cennet olsun. tozlu defter deyince benim de aklıma babam geldi geçen sene kaybettiğim canım babam. Ben de canım sıkılıp onu özledikçe açar yazdıkların abakarım. İnan şu an beni hiç bir şey bu kadar duygulandıramazdı. Gülen yüzün solmasın….
Cuma, Kasım 21st, 2008:
Ağlattın benı ama sana kızamam bende dedemı cok sevdım 13 yasımda ıkısını de kaybettım. Ama bunu okurken bogazımdakı düğümü su bile geçiremedi inan eline yüreğine saglık