Şehir ve özlem üzerine

 4BlooD yazmış

Gülen gözleriyle sevgili özlenir. Bitmez istekleri olsa da kardeş özlenir. Mis gibi tarçın kokusuyla anne özlenir. Ama kesinlikle hor görülmemelidir, şehirler de özlenir…

Hem sevgili, hem kardeş, hem de yeri gelince anne olan şehirler özlenir. 8 aycık da kalsan, upuzun 8 yıl da geçirsen, alıştıysan keşmekeşine, havasına hepsinden daha çok özlenir.

Bilemezdim özleyeceğimi. Bir kurşunkalemin ucundaydı benim bu şehre gelme ihtimalim. Boğaza karşı içilen çayların hayalini bile kurmamıştım; umutsuz vaka değildi ama dedim ya yalnızca bir ihtimaldi.

Hatta ikinci plandı hayatımın bundan sonrası için çizmek istediğim yolda. Kim derdi ki gezerken İstiklal’de lapa lapa yağan kara inat ya da baharda erguvan ararken Emirgan’da aklıma gelecek ikinci planın bana bu kadar iyi geleceği. Üstüne üstük, 3 ay ayrı kalınca özleyeceğim.

İnanmazdım “Her şeyde bir hayır vardır” lafına ama bu şehir bana bunu öğretti. Trafiğinde takılı kalıp, sıkıntıdan öleceğim bir derse girmekten kurtulduğum zamanlarda da İstinye’ye çay içmeye gitmeyi düşünüp, kendimi Çengelköy’e doğru yola çıkarken bulduğum zamanlarda da.

Kaçmak istediğimde daralmıyordum, içinde yitip gidebileceğim bir şehir vardı önümde. Her an tetikte yaşarken, aynı zamanda sonuna kadar özgür hissetmeyi öğretti bu şehir bana.

Yeni yeni kelimeler ekledim lügatıma. En bağımlılık yaratanı keşmekeşti galiba. Ne onunla, ne onsuz dediklerinden. Gülerdim, Yeşilçam “Taşı toprağı altın” dedikçe ama bu şehir bana içindeki cevheri ortaya çıkarmayı öğretti ve pişmanlık yaşamadan, plan yapmadan hayatı akışına bırakmayı.

Keşfetmeye nerede başlayacağımı bilmez haldeyken, martıların sesine kulak vermiştim. Benim neyim eksikti ki simit atma ritüelini gerçekleştirmeyeyim?

Martılar istekleri hiç bitmeyen küçük kardeş olmuşlardı. Yarışıyorlardı simit lokmalarını kapmak için. Koruyucu, kollayıcı bir anne gibi de olabilirdi esen rüzgârları, sana kafan tutan ama sevmekten vazgeçemeyen bir sevgili gibi de…

Nerde ne çıkacağını bilememek gizemli kılmıyor muydu bu şehri? Ezgiler de, öyküler de birbirine karışmıştı. Senelerdir, her gelen misafirinden bir şeyler öğrenmiş ama onları da büyülemeden yolcu etmemiş bir ev sahibi olarak duruyordu karşında. Nazlıydı ama çetindi de.

Esen rüzgârın hangisi olduğuna karar veremezken, Kız Kulesi takıldı gözüme. Takılmak ne kelime, uzun bir süre gözlerimi alamadım. Onun üstüne anlatılan söylenceleri düşünürken buldum kendimi.

Ben de başlayacaktım kendi öykümü yazmaya, hem de bu şehirden başlayacağım öncesi yok diye, ilk defa o gün dedim kendi kendime.

Önümde bir özgürlük pınarı akıyordu ama şehrin küskün yüzünün neden olduğu bir ürkeklik de vardı. Geniş geniş kapılar vardı, yeter ki sen seçmeyi bil. Nazına, işvesine kanma bu şehrin; ama onsuz da yapamayacaklarını anlayanların çaresizliğiyle çetin bir ceviz olduğunu, sadece tuttuğunu koparmaya bilenlerin dimdik ayakta kaldığını unutma demişti bana.

İlk önce manasız gelse de bu sözler, gözlerini boğazın maviliğine karşı açmış; çocukluğu, gençliği bu şehirde geçmiş Kaan’ın lafının bir hürmeti olduğunu anlamam uzun zamanımı almamıştı.

Farkında olmadan öykümde oluşmaya başlamıştı benimle birlikte. Yediğim, içtiğim yerlerin bir manası, bir kişiliği oluşmaya başlamıştı. Bir fincan mis gibi kahve ve bir parça çikolata için dünyanın yolunu gitmeyi göze alır olmuştum. Geride kalmıştı üşengeçlik yıllarım, bu şehirde hızlı akıyordu kanım.

Arada bir huzur istediğinde ortasından bir deniz akıp giden şehri seyretmek; poyrazını yüzüne yemek de iyi geliyordu…

Benim gözümle gören kaç insan vardı ya da benim gibi bu şehirle öyküsünü yazmaya başlayan… O meçhul, ama özlem duyan birileri olmalı.

Bugünlerde de özlem kokulu satırlar hayat buluyor benim öykümde. Şu kısa zaman diliminde biriktirdiğim anılarla yetinmeye çalışıyorum. Yılların hesabıyla değil, gönül gözümün gördükleriyle karar veriyorum: biriktirdiğin anıların yetmediği yerde şehirler özleniyor, tüm keşmekeşiyle birlikte.

9 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.56 9 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.56 9 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.56 9 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.56 9 kez oylanmis, 5 uzerinden 3.56 Loading ... Loading ...
Etiketler: , , , , ,


26 Temmuz, Perşembe , 2007

Öneri: (Sponsor)

8 Yorum yapılmış

  1. Perşembe, Temmuz 26th, 2007:

    Tasvirlerin çok etkili. İstanbul için ben de benzer duyguları paylaşıyorum. Aynen içimi okumuş sanki yazın.

    Eline sağlık.

  2.  
    pelt

    Perşembe, Temmuz 26th, 2007:

    ne güzel anlatmışsın öyle. istanbul gezilerim kısa da sürse etkisi büyük olmuştur. güzel şehir

  3.  
    jaslin

    Perşembe, Temmuz 26th, 2007:

    İstanbuldan şikayet eden o kadar çok insan var ki. Bence bakmasını bilmekle ilgili. Onlar sizi örnek alsın. Hayata bakışınız çok güzel. Yazıyı okurken sanki Orhan Veli gözleri kapalı İstanbul’u anlatıyordu. Yüreğinize sağlık. Benzer yazılar bekliyorum.

  4.  
    ceselo

    Cuma, Temmuz 27th, 2007:

    yaz okuluna kalsaydin ozlemezdin:)

  5.  
    mskalimero

    Cuma, Temmuz 27th, 2007:

    Bunu neye benzettim biliyor musun?

    Çoğunluk Tiyatrocular, biraz da yıllarca emek vermişler hep “Aman ha, sakın bu mesleği seçmeyin, para kazanamazsınız, yıpranırsınız vs vs” derler, onlara “E siz vazgeçin o zaman, hiçbir şey için geç değil” dersiniz, vazgeçmezler ama. Aynen bu durum.

    Ya da: “Ay Ankara’nın gezilecek hiçbir yeri yok, doğa denen bir şeyi yok, osu yok busu yok” ondan sonra yazın Antalya’ya tatile giderler, bir hafta zor kalıp “Ayy nerde Ankaraaam” deyip dönerler.

    4blood sen itülü ol, elektronikçi ol. Sözelin böylesine iyi olsun. Afferin yahu, gözümün önünde canlandı İst, bir kez daha. Bu arada eski İstanbulluların soyundan geliyorum. Annem eski Beyoğlulu. Onun için olmayacak böyle. 3 vakte kadar geliyorum İstanbul sana. Aç kollarını.

  6.  
    julia bergdorf

    Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:

    Îstanbul’u özleten güzel bi yazı..

  7.  
    Semih

    Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:

    ayri kalali bir ay oldu ama ben de cok ozledim. Istanbul uzerine bir yazi hazirlamistim ama biraz daha ozleyip daha icten bir yazi yazmak icin demlendiriyordum. Bambaska pencerelerden baksak da cok hosuma giden bir yazi olmus. Sahane bence…

  8.  
    asena75

    Cumartesi, Eylül 22nd, 2007:

    ay 4blood ne kadar güzel olmus.

    istanbulu taniyacak kadar uzun kalma sansim hic olmadi. ziyaretlerimde ya arabayla icinden gectik ya da 1 hafta kalip döndük.

    ama istanbul bu kisacik ziyaretlerde bile kendinin unutulmaz oldugunu kalbime yerlestirmisti.

    orhan veli gibi gözlerim kapali senden dinledim istanbulu. ve sevgim biraz daha artti.

Şehir ve özlem üzerine başlıklı yazıya gelen yorumları takip et veya bu yazı hakkında bahsedenleri gör.

Yorum yap




Senin yorumundan sonraki yorumlar E-postana gelsin mi?


 
Ne çok severiz seni Wordpress