Üzüm bağları
asena75 yazmış
Anneannemin 2 tane üzüm bağı vardı. Bu bağlarda çeşitli meyve ağaçlarının yanı sıra nadide üzümler yetişirdi. Hasan dedeler, gelin parmakları, kınalı yapıncaklar, çekirdekli çekirdeksiz çeşit çeşit üzüm bulunurdu.
Sonbahar gelipte üzümler toplanmaya başlıyacağı zaman hepimiz arabalara doluşur, evde hazırlanmış çeşit çeşit yiyeceklerimizi yanımıza alarak bağa pikniğe giderdik.
Orada ceviz, meyva, üzüm ve salamura icin yaprak toplayarak hem piknik yapar hem de çalışırdık. Bu üzümler eve taşınır ve bahçede oluklara doldurularak üzerlerine temiz bezler gerilerek güneş altında bekletilirdi.
Yeteri kadar olgunlaşan üzümleri artık çalışma zamanı gelmişse, o gün sabah erkenden kalkılır, önce yemekler yapılır, sonra üzümler ciğnenerek şıra haline getirilirdi.
Akşam olupta babam ve eniştemler gelince koca bir sofra kurulur ve 20 kişi bir şölen havasında önce yemeklerimizi yerdik. Daha sonra bahçede koca koca bakir kazanların içinde bulunan şıralar ihtiyaca göre ekşi pekmez ve beyaz pekmez olarak hazırlanırdı.
Bizler bir yandan oyunlar oynarken pekmezin altında yanan közde yumurtalar, elmalar pişirir, köze gömülmüş patateslerimizin, pişmesini sabırsızlıkla beklerdik.
Ekşi pekmez içine atılan pekmez topragı ile beraber pekmez şırası dövülmeye başlardı. Bilmeyenin elinde anlamsız su sesleri çıkaran sira, ustasının elleri altinda gubak gubak diye sesler çıkararak saatlerce dövülür ve beyazlaşırdı.
Bu arada kadınlar gündüzden hazırlanmış ceviz dizilerini batıracakları muhallebi kıvamındaki pekmez bazlı maddeleri hazırlar, bu işler yapılırken bir yandan çaylar içilir gülünür söyleşilir. Ve gecenin ilerleyen saatlerinde herkes evlerine giderek temiz küplere doldurulan pekmezi dinlenmeye bırakırdı.
Ertesi gün küpü actığınızda dövülmüş pekmez kendini iyice çekerek kaşığın batmadığı katı bir kıvama gelir, adeta bıçaklarla kesilerek bizlere tattırılırdı.
Anneannemin ölümü ile bizim bu geleneğimiz son buldu. İhtiyaçların artması nedeniyle de bağlar satıldı.
Ben o güz akşamlarını özlüyorum. O günlerde televizyon denen şey hayatlarımıza bu kadar girmemişti. Bizler eylenecek daha çok şeye sahiptik ve eylenmesini gerçekten biliyorduk. Gözlerimiz şimdiki gibi odanın bir köşesindeki ekrana odaklanmıyordu.
|
2 Eylül, Pazar , 2007







Pazar, Eylül 2nd, 2007:
Senin anannen için hissettiklerini ben de babaannem için besliyordum. O da öldü. Her ikisine de Allah rahmet eylesin.
Asena sanırım seni de Nerdeo kategorisindeki en iyi yazıları yazan yazar ödülünü vermem lazım.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
Ne güselmiş be asenacım.Aynı durum benim babaannem içinde geçerliydi.O vefat etti ve artık bize köyden peynirler,kavurmalar ,lavaşlar gelmez oldu…Yalnız sen şanlısın ben hiç köye gidemedim.Göremedim verilen emekleri.Allah rahmet eylesin hepimizin ölmüşlerine…
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
okula sorumllk sınavna gidyrm, dönnce her bir yazıya 1 yorm fışkrtcm argedeşlee.:))
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
fiskirt bakalim ms.
evet o günler cok güzeldi ve ben o günleri hatirladikca daha cok özlüyorum.
anafikir allah babaannene gani gani rahmet eylesin ben hic tanimadim babam 12 yasindaymis öldügünde. ama tanisaydim onu da cok severdim eminim.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
that’s it…
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
Çok güzel yazı. Benden de bir ödül hadi. Stallone’ye verecektim, yamuk bir şekilde “edriyıııın” diye bağırmasın diye sana verdim.
Yalnız bir sorun var. Affınıza sığınarak, eylenmek değil de eğlenmek olsaydı derim.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
bnu fiskirtmak icin okuldan dönmeni beklememize gerek yoktu be ms
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
“işte budur” bi ton fasa fisodan daha çok şey anlatr canmcm..budur diorum, yazı buduuur.
başka nolsun..
konu farklı, aktı aktı bitverdi, yüreğme cıs da yaptı..ee..
that’s itt..:]
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
fatih galiba bu konuda sen haklisin bir lügata bakmadan yalan yanlis yaziyorum. bir daha sefere dikkat edecegim.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
anafikir senden bir dalda da olsa en iyi yazar ünvanini almak süper bir sey, tesekkür ederim. galiba bunda yurtdisinda olmamin yanisira cok nostaljik olmam da yatiyor.
eski savas gazileri gibi “bizim zamanimizda böyle vak`alar vuku bulmazdi” filan….
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
bu arada hic kusura bakmayin kendime 5 verdim.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
cevoyla fatih birbirlerni sabh akşm pompalyrlr zaten, sen yapmşsn çok mu canmcm..anafiko 3 vakte kadr bir çözm bulck herhalde..beklyrm zabırnan..
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
Hakediyorsunuz valla. Benim özel bir çabam olmadı ödül verirken : )
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
anafikir senden bir ricam olacak. son yazimda yine eylen yazmisim bunu eglen olarak degistirmen mümkün mü?
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
e daha önceklerde de öyleydi, onlar nolcek ASO?kırmiim söylemiim demştm..
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
bu yazıyı okurken, bende kendi dünyamda yaşadım anlattıklarını. Ama bu kadar eĞlenceli;) günlerin bitmesine üzüldüm. yakınlarını kaybeden herkese ALLAH rahmet eylesin.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
kir kir kiracaksan böyle kir. cevre kirliligi ile birdier yazi kirliligi. olmamasi lazim bizlere yakismiyor.
zaten türkiyeye gidipte reklam tabelalarina ya da afislere bakip gülmemek elde degil. bir de burada yapmiyalim. hata düzeltilmek icin yapilir.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
ASO en son yazıya gel, şenlk var gene:D
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
yok be son yazimi nasil tasvir edebilecegimi bilmiyorum. söyleyecek cok seyi olan ama agzini tutmak zorunda olan biri.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
hayr sitedeki en son yazınn yorumlarını oku c.r.n yazmş..şenlk var diorum güzelm..
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
okudum okudum. bir tanesi de bana hakaret etti, bir daha ona yazmiyorum.
sitede yorum yapilacak adam mi kalmadi. hazmedemeyen soda icsin. ben aklima geleni yazarim arkadas. o kirilacak bu büzülecek ne oluyoruz. burada yag yakmak icin mi duruyoruz. o zaman sen dilini cikar alkislayalim öteki burnunu karistirsin alkislayalim. bir baskasi daha olmadik bir sey yapsin onu da göklere cikaralim olsun bitsin.
deliler kazanina hosgeldik.
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
KAZANBAŞI benim bak, küserm..
yeniler genelde böyle ama, herşeyi beğenmk zorundymşz gbi gelyrlar siteye, sonrada sükut-u hayal..
birde “sen kim oluyrsunda benm yazıma..” falan, çok komk ya..sanki OTHELLOyu yazmş arkadaş shakespeare de tapıcaz, en yakn arkadaşı MARLOWEun dahi shakespeare’i eleştirdiği rivayet olunur oysaki..
neyse mucx..
çıkıyrm ben, gözlerm ağrıdı, sonra migrenm başlyr..sevgler..
tatlı rüyalar..
Pazartesi, Eylül 3rd, 2007:
sevgili asena bu anlattıkların hepimizin zaman zaman yaşadığı o tadına doyulmaz anlar.İnsan ancak geride kalındığı zaman özlemle anıyor.En azından bu güzellikleri yaşamıyanlarda bir an hayalinden geçiriyor.Bizim çocukluğumuzdada domatez salçaları.biber salçaları kuruluk patlıcan biber yapmak başlı başına bir şölendi.Tabiki zorlukları vardı özellikle biz o zaman küçükler ayak işlerine çok koşturulurduk.Akşam olunca da yatağa kendimizi zor atardık.Bak benide eski günleri hatırlamaya zorladın.Kalemine sağlık.Çok güzel yazmışsın.Sevgilerimle.
Salı, Eylül 4th, 2007:
ah papatya daha hatirladigim özlemle andigim o kadar cok sey varli vakit buldukca sirasi geldikce yazmaya kararliyim.
benim en sevdigim seydi o ayak islerine kosmak hele ekmek acilirken ya da baklava yapilirken usta teyzelerin actigi hamurlari carsafin üzerine sermek filan öyle severdim ki öyle günleri.
simdi o günlere dua ediyorum. en azindan o günlerden damagimda kadi kalmis olan yemekleri kendim yapiyor ve esime ve cocuklarima onlari tattirma sansi buluyorum.
en sevdigim de ne biliyor musun manti. dur o konuda da bir seyler yazayim. siz hic corum mantisi yediniz mi? ne kayseri mantisina benzer ne de baska bir sehrin mantisina. nefis olur.